Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6846 E. 2026/4082 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6846
Karar No
2026/4082
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/239 E., 2025/2616 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/165 E., 2023/800 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, 80 55... parsel sayılı 490,82 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu" şerhi yazılarak, arsa vasfıyla davalı ... Başkanlığı adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yaklaşık 20 yıldır ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan eski parsel numarası 1561 olan yeni parselasyon ve kadastro çalışmasında 80 55... parsel numarası alan taşınmazın zilyetinde olduğunu, parsel üzerinde barakasının bulunduğunu, barakada müvekkiline ait menkullerin muhafaza edildiğini ve müvekkillerinin bu taşınmazı ...den aldığını ileri sürerek, taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı taraflar, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "alınan beyanlar ve dosyaya sunulan deliller itibarıyla, taşınmazda kalıntısı bulunan barakanın kim tarafından inşa edildiği belirli olmamasına rağmen, tinercilerin kullanması ve davacı evi karşısında bulunması sebebiyle davacı tarafından yıkıldığı, taşınmazın zaman zaman davacı tarafından ticari eşyalarını koymak suretiyle kullanıldığı ancak, tüm bunlara rağmen kadastro tespiti anında fiili kullanım olmadığının davacı tarafından da tevilli olarak ikrar edildiği, davacının taşınmaza ilişkin kadastrodan sonra sahiplenmeye yönelik iradesinin oluştuğu sabit görülmekle" gerekçesiyle belediyeye yönelik davanın ispatlanamamış olmasından reddine ve Hazineye yönelik davanın husumetten reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "7143 sayılı Kanuna göre yapılan kullanım kadastro çalışmalarında dava kullanıcı olarak belirlenen kişi ve kanuni hasım olan ... Belediye Başkanlığına yöneltilerek açılması gerekir. Dava konusu taşınmaz park yeri olarak ... Belediye Başkanlığının kullanımında olduğu belirtilerek kadastro tespiti yapılmış olup, Hazinenin bu davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece Hazineye yönelik açılan davanın husumetten reddine dair kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 7143 sayılı Kanuna göre yapılan kullanım kadastro çalışmalarında genel uygulama, tarafların ... Belediye Başkanlığına vermiş oldukları emlak ve vergi kayıtlarına göre kadastro tespiti yapılmıştır. Dairemizden geçen hemen hemen tüm dosyalarda taraflar silsile yoluyla intikal eden satış senedi ve belediye kayıtlarına dayanılarak dava açmış veya davalı olarak savunmalarını yapmıştır. Söz konusu taşınmazların tamamı 7143 sayılı Kanun'dan önce tapuda hisseli olarak gerçek kişiler adına kayıtlı olduğundan uygulamada mutlaka taraflar arasında satış senedi düzenlenmiştir. Somut olayda davacı ... adına bu taşınmaza ilişkin Sultanbeyli Belediye Başkanlığında herhangi bir kayıt bulunmadığı, yine davacı tarafından bu taşınmazın satın alındığına dair herhangi bir senet ibraz edilmediği, kaldırma kararından önce yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki 20 09... tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın yarısının yol şevi görümünde olduğu, diğer yarısının ise yol boşluğu olduğu, üzerinde herhangi bir kullanım bulunmadığı, davacının ise sokağın karşısında yer alan 20 parselde kullanıcı olduğu ve dava konusu taşınmazı da üzerine baraka yaparak eşyalarını koymak suretiyle kullandığı, taşınmazın imar planında park olarak yer aldığı, üzerindeki tel örgülerin davacı beyanından da anlaşılacağı üzere kadastro tarihinden sonra çekildiği, davacının sahipsiz olan yol boşluğu konumundaki taşınmazı sahiplenmeye çalıştığı anlaşılmakla, bu yöndeki İlk Derece Mahkemesi kararında ve gerekçesinde bir isabetsizlik olmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı Hazineye yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olmadığını, taşınmazda bulunan mudesatın müvekkiline ait olduğunun alınan tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, kadastro tespiti anında fiili kullanımında olmadığının müvekkili tarafından tevilli ikrar edildiğine dair gerekçenin hukuki ve fiili dayanağı bulunmadığını ve hukukta tevilli ikrar diye bir müessese olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6846, K. 2026/4082, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6846-e-2026-4082-k-21fdcbb3a604