Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6844 E. 2026/4081 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6844
Karar No
2026/4081
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2418 E., 2025/2563 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/511 E., 2024/262 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin nitelikten reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 25... ve 33 parsel sayılı sırasıyla 202,29 m² ve 459,58 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu" şerhi yazılarak, arsa vasfıyla davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkili ... ve müteveffa eşi ...'ın uzun yıllar boyunca İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 1 25... , 33... parsel sayılı taşınmazları bir bütün olarak kullandıklarını, emlak vergisi beyannamesi ve abonelik faturaları bulunduğunu, 8 sayılı parsel ile ilgili Sultanbeyli Kadastro Mahkemesinin 2010/1599 Esas ve 2012/467 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5831 sayılı Kanun ile Ek-4. maddesine göre kesinleşen 2/B sahasında kalan söz konusu taşınmazda fiili kullanıcısı olduklarının tespit edildiğini belirterek, 1 25... ve 33 parsel sayılı taşınmazlarda yapılan kadastro tespitinin davacı müvekkiller adına payları oranında tespiti ile düzeltilmesi ve tapuya müvekkillerinin adına payları oranında tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "somut olayda uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik olarak keşif yapıldığı, mahalli bilirkişilerin keşif mahallinde dinlendiği, dava konusu yere ilişkin bilgilerinin olmadıklarını beyan ettikleri, keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu ... ilçesi ... Mahallesinde kain 1 25... parsel sayılı taşınmazın değerinin 708.015 TL, 33 sayılı parsel sayılı taşınmazın değerinin 1.538,530 TL olduğu, tanık beyanlarında bahsedilen bahçe ve gecekondunun 1 25... parsel içerisinde kaldığı, davacıların murisi ...'ın emlak beyanında bulunduğu bina arsasının 1 25... ve 33 parselleri kapsamadığı, dava konusu taşınmazların boş olduğu, üzerilerinde yapı bulunmadığı, 1982 yılından bu yana boş konumda olduğu, parsellerin ortak sınırlarını belirleyen duvar, tel, çit gibi sınır elemanı bulunmadığı, dava konusu 18... sayılı parsellere ilişkin vergi beyanının mevut olmadığının tespit edildiği, 25.06.2019 tarihli tesis kadastrosunda arsa niteliğindeki taşınmazların kullanıcısının tespit edilemediği, ... adına 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ve 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi kapsamında tescil edildiği, dava konusu taşınmazların davalı adına kayıtlı olduğu, tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava konusu yerde davacıların ve murislerinin fiilen bir kullanımın olmadığının anlaşıldığı, dinlenen tanık beyanları, hava fotoğrafları, bilirkişi raporu bir bütün olarak dikkate alındığında davacıların ve murislerinin dava konusu edilen yerde kullanımının söz konusu olmadığının sabit olduğu, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli olduğu, hükme esas alınmasına engel teşkil edebilecek bir durumun somut olayda mevcut olmadığı, dosya arasındaki bilgi ve belgelerden ve bilirkişi raporlarından açıkça anlaşıldığına göre, zilyetlik olgusu davacılar tarafından ispat edilemediği, davacılar tarafından ispat edilemediğine göre, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen zilyet olarak kullanan kişiler olduğu, somut olayda, dava konusu taşınmazın üzerinde davacıların ve murislerinin yukarıda anlatıldığı şekilde kadastro tespiti sırasında ekonomik amaca uygun kullanımının olmadıkları, üzerinde herhangi bir yapılaşma olmadığı gibi dava konusu taşınmazların 1982 yılından bu yana boş konumda olduğu ve parsellerin ortak sınırlarını belirleyen duvar, tel çit gibi sınır elemanlarının bulunmadığı, tanık beyanında bahsedilen gecekondu ve bahçenin Sultanbeyli Kadastro Mahkemesinin 2010/1599 Esas ve 2012/467 Karar sayılı dosyasında dava konusu olan 1 25... parsel içerisinde kaldığı, dava konusu taşınmazlara ilişkin emlak vergi kayıtlarının olmadığı, kaldı ki davacıların emlak vergi ödemelerinin tek başına zilyetlik durumunu göstermeyeceği, tesis kadastrosunun mahiyeti göz önüne alındığında fiili kullanımla birleşmeyen davacıların iddialarına ve tanık beyanlarına tek başına değer verilemeyeceği" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yapılan yargılama ve toplanan delillere göre somut olayda, dava konusu taşınmazların 1980 yılından bu yana boş boş olduğu, herhangi bir kullanıcısının bulunmadığı, davacıların dava konusu taşınmazda herhangi bir fiili kullanımlarının bulunmadığı, her ne kadar davacılar dava konusu taşınmazların 1 25... sayılı parselle birlikte bir bütün olarak kullanıldığını iddia etmişlerse de hava fotoğraflarına göre taşınmazların fiilen kullanılmadığı, boş olduğu, davacılara ait emlak kayıtlarının 1 25... sayılı parsele ilişkin olduğu ve davacılar ile murislerine ait emlak kayıtlarının 300 m² olmasına rağmen 300 m²nin çok üzerinde yerin adlarına tespit edildiği, davacılara ait emlak kayıtlarının gecekondunun bulunduğu 1 25... sayılı parsele ilişkin olduğu, dava konusu parseli kapsamadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesinin dayandığı gerekçeye göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; uydu fotoğrafları ile fiili kullanımın tespitinin her zaman mümkün olmadığını, tanıkların dava konusu taşınmazda fiili kullanım olduğu yönünde beyan verdiklerini, tanıkların keşif mahallinde dinlenilmediğini, vergi beyanının yalnızca 1 28... parsel sayılı taşınmaz için değil, murisin kök parselde bir bütün olarak kullandığı taşınmaz için verildiğini, raporda da belirlendiği üzere dava konusu parsellerin 1 25... parselle birlikte kullanıldığını ve eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 3402 sayılı Kanun'un Ek-4.maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6844, K. 2026/4081, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6844-e-2026-4081-k-fde2c3c8fb9b