Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/655 E. 2026/3157 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/655
Karar No
2026/3157
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/1 E., 2024/29 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... İdaresi vekili, davalılar ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Van ili ... ilçesi ... köyü 1 01... , 36, 37, 38, 39, 1 05... , 143, 144, 145, 146, 147, 149, 150, 151, 1 28... , 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar, tarla ve bahçe niteliğiyle, genel mahkemede dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri boş bırakılarak tespit edilmiş ve kadastro tutanakları İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş; aynı yer 1 04... , 8, 9, 10... sayılı parsel sayılı taşınmazlar ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla ve bahçe niteliğiyle, bir kısım davalılar adına tespit ve tapuya tescil edilmiş ancak eldeki davada yapılan keşif sonucu dava konusu oldukları belirlendiğinden kadastro tutanakları davalı hale getirilmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde;Van ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmalarında orman alanlarının kısmî ilâna çıkartıldığını, ... köyü sınırları içinde bulunan ve ekli harita ve paftada gösterilen alanların orman sınırları dışında bırakıldığını ileri sürerek, bu alanların 1 01... ve 1 05... sayılı orman parsellerine eklenerek orman niteliğiyle Hazine adına tescilini talep etmiştir. 3. Birleşen dava dosyasının davacısı ... dava dilekçesinde; kendisine ait taşınmazın Orman İdaresi adına tespit ve tescili yapılan Van ili ... ilçesi ... köyü 1 01... parsel içerisinde kaldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tespit ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2014 tarihli ve 2008/86 Esas, 2014/41 Karar sayılı kararıyla; birleşen dosya yönünden davacının davasının feragat nedeni ile reddine, asıl dosya yönünden davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 01... parselin fen bilirkişisinin raporunda (L) harfi ile gösterilen 5.697,55 m²lik kısmının aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, 1 01... ile 1 05... sayılı parsellerin tespit gibi tescilerine, geriye kalan dava konusu taşınmazların ise kadastro tespitindeki yüzölçüm ve nitelikleri ise tutanakta zilyet olduğu belirtilen davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 14.02.2014 tarihli ve 2008/86 Esas, 2014/41 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.02.2018 tarihli ve 2017/10284 Esas, 2018/977 Karar sayılı ilamıyla, "taşınmazların orman olup olmadıklarının yöntemine uygun şekilde araştırılması, orman olmadıklarının anlaşılması halinde ise kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden araştırma yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "... bir kısım taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, bir kısım taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu, orman sayılmayan yerlerin tarım arazisi olduğu ve zilyetlikle kazanma şartlarının bir kısım davalılar lehine oluştuğu ve davacı ...'ın davasından feragat ettiği ..." gerekçesiyle Orman İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dava konusu taşınmazların orman sayılan kısımlarının orman vasfı ile Hazine adına tesciline, diğer taşınmazların bahçe ve tarla vasfı ile zilyetleri adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; davalar hakkında tam kabul kararı verilmesi gerektiğini ve orman vasıflı taşınmazların davalılar adına tesciline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davalılar adına tesciline karar verilen taşınmazların orman vasfında olduğunu, ormanların zilyetlikle kazanılamayacağını ve taşınmazların imar-ihya edilmesi gerektiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalılar adına tesciline karar verilen taşınmazların Develetin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve imar-ihya ile zilyetlik şartlarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadığı orman vasfında değil ise gerçek kişi şahıslar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlar hakkında 1988 tarihli hava fotoğrafları incelenerek taşınmazların öncesinin ne olduğu belirlenmeye çalışılmış olup, hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği şekilde en eski hava fotoğrafları (geoportalda yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları olarak 1961, 1968, 1973 yıllarına ait hava fotoğrafları görünmektedir) ile memleket haritaları getirtilerek inceleme yapılmadığı gibi, aktarılan davanın kapsamı da tam olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; öncelikle İlk Derece Mahkemesince, dava dilekçesine ek krokiye bağlı olarak aktarılan davanın kapsamı belirlendikten sonra, en eski (1961,1968, 1973 tarihli) ve kadastro tespitinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, bu hava fotoğraflarından yararlanılarak üretilen memleket haritaları ve varsa amenajman planı ve fotogometri yöntemiyle kadastro çalışmalarına altlık olarak düzenlenen kadastro paftası ilgili yerlerden getirtilip, halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir fen elemanı, ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi ve bir jeoloji mühendisi aracılığıyla mahallinde yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ve hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte aynı haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, bilirkişilere hava fotoğrafları ve dayanağı haritaları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip, raporlarında taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, taşınmaz üzerinde bulunan bitki örtüsünün niteliği, ağaçların yaşları ve dağılımları ile ilgili açıklama yapmaları istenmelidir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı, zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, bu kez kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları, memleket haritaları ile fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orjinal fotokopi örneği ve kadastro paftası ziraat mühendisi, fen elemanı ve orman mühendisi ile birlikte ölçekleri eşitlenip çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, hava fotoğrafları stereoskop aletiyle incelenmeli, taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğünün ve fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı yönünde krokili rapor alınmalı, bu araştırmalar sonucu bilirkişiler tarafından taşınmazlar üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, ziraat bilirkişisinden kültür arazisi olup olmadığı yönünden rapor alınmalı, zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları ile yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenmeli; her bir taşınmaz yönünden zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp kadastro tespit tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, ayrıca jeolog bilirkişisinden dava konusu taşınmazların dere yatağında olup olmadığı, derenin aktif dere yatağı olup olmadığı, yatak değiştirip değiştirmediği, aktif olma özelliğini kaybetmiş ise tam olarak hangi tarihte kaybettiğine ilişkin duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor düzenlettirilmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, eklemeli zilyetler yönünden de tapu ve ilgili Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden senetsiz araştırması yapılıp, sulu ve ... olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanarak ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, bozma ilamın gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi yollaması ile mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/655, K. 2026/3157, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-655-e-2026-3157-k-109d92c9bd79