Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/577 E. 2026/3150 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/577
Karar No
2026/3150
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2006/31 E., 2017/15 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı ... İdaresi vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Konya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 15... , 1 22... , 3, 4, 6, 7, 8, 9 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar davalı olduklarından bahisle nitelik ve malik haneleri boş bırakılarak kadastro tutanakları Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 15... , 1 22... , 3, 4, 6, 7, 8, 9 ve 12 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5304 sayılı Kadastro Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la değişik hükümlerine göre yapılan kadastro çalışmaları sonucunda yapılan ilanla orman sınırları dışında bırakıldıklarını, dava konusu taşınmazların memleket haritası ve amenajman planında orman olarak gözükmekte olduklarını, hukuki ve fiili durumu itibarıyla da Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan Devlet ormanı olduklarını, bu taşınmazlarla ilgili orman sınırlarının tespitinin iptali ile bu taşınmazların orman sınırları içine alınmasına ve orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.05.2011 tarih ve 2006/35 Esas, 2011/18 Karar sayılı kararıyla dava

konusu 1 15... parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın reddine, dava konusu parselin tarla niteliği ile davalı ... adına tapuya tesciline karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 10.05.2011 tarih ve 2006/35 Esas, 2011/18 Karar sayılı kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.03.2012 tarihli ve 2011/15064 Esas, 2012/3550 Karar sayılı ilamıyla "3402 sayılı Kadastro Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu; 3402 sayılı Kanun'un 4/3. maddesi 5304 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önce bu madde hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda, kadastro çalışma alanı sınırlarında orman bulunduğu takdirde; durum çalışmaya başlamadan iki ay önce Orman Genel Müdürlüğüne bildirilmekte ve Orman Genel Müdürlüğü tarafından bu yerde bulunan ormanların sınırlaması ve orman sınırı dışına çıkarma işlemleri 6831 sayılı Orman Kanun hükümlerine göre orman kadastro komisyonlarınca tespit ve haritasına işaretlenerek tutanaklarıyla birlikte kadastro ekiplerine teslim edilmekte ve bu yerlerin ölçü ve harita işlemleri orman kadastro komisyonunun düzenlediği harita ve tutanaklar esas alınarak kadastro ekiplerince ikmal edilmekte, eğer iki ay içinde orman kadastro komisyonları orman sınırını belirlemezse, kadastro alanı sınırları arazi kadastro ekipleri tarafından belirlenerek, çalışmalar yürütülmekte ve arazi kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılmakta ve Kanun'un 9. maddesine göre yapılan itirazlar aynı Kanun'un 10. maddesi hükmüne göre komisyonlar tarafından incelendikten sonra ister orman kadastro komisyonları tarafından, isterse arazi kadastro ekipleri tarafından belirlenen orman parsellerine ait tespit tutanakları ile aynı çalışma alanında bulunan diğer taşınmazların kadastro tutanaklarına göre yapılan tespitlere dayanılarak, düzenlenen askı cetvelleri ile pafta örnekleri 30 gün süre ile ilan edilmekte ve askı ilan süresi içinde itiraz edilmeyen tespit tutanakları kesinleştirilerek aynı Kanun'un 12. maddesi gereğince tapuya tesil edilmekte, askı ilan süresi içinde kadastro mahkemelerinde dava açılan parsellerle ilgili uyuşmazlıklar 3402 sayılı Kanun'un 25, 26, 27, 28, 29... . madde hükümlerine göre karara bağlanmakta, daha önce orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyularak bu ormanlar hakkında aynı Kanun'un 22/4. maddesi hükmü uyarınca işlem yapılmakta idi. Ancak, 22.2.2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanun'un 4/3. maddesi değiştirilmiş ve "çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti kadastro ekibi tarafından yapılır. Ancak, bu çalışmalarda kadastro ekibine, Orman Genel Müdürlüğü taşra teşkilatınca görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisinin Tarım Müdürlüklerince görevlendirilerek bir yüksek ziraat mühendisi veya ziraat mühendisinin bildirimden itibaren yedi gün içerisinde iştirak ettirilmesi zorunludur. Bu çalışmalara muhtar ve bilirkişilerin katılmaması halinde çalışmalar re'sen devam ettirilir" şeklini almıştır. 3402 sayılı Kanun'un değişik 4/3. maddesi gereğince kurulan komisyonlara 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesini uygulama görevi verilmemiştir. Bu komisyonlar o çalışma alanında nitelik kaybetme araştırmasına girmeden öncesi ve halen orman olan taşınmazların orman niteliğiyle tespit tutanaklarını düzenlemekle görevlidir. Bu komisyonlarca orman niteliğiyle tespit tutanağı düzenlenerek otuz günlük kısmi ilana çıkartılan taşınmazlar hakkında hak sahipleri, bu yerlerin orman niteliğini yitirdiği konusunda değil, sadece eskiden beri orman niteliğinde olmadığı konusunda kadastro mahkemesinde, Orman Genel Müdürlüğüne husumet yönelterek dava açabileceklerdir. Ancak; Orman niteliğinde tespit tutanakları düzenlenerek 30 günlük kısmi ilana çıkartılması halinde hak sahibi olan Orman Genel Müdürlüğü ya da Hazine orman alanları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında orman savı ile dava açabilecek midir? Hemen belirtmek gerekir ki; Kanunlarımızda bunu engelleyen hiç

bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine 6831 sayılı Kanun'un 11/1.maddesi gereğince Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile Orman Genel Müdürlüğü, kadastro sırasında orman sınırı dışında bırakılan orman alanlarının bulunduğunun tespiti halinde, bu yerlerin orman sınırı içine alınması konusunda dava açmak zorundadır. 3402 sayılı Kanun'un 26/4. maddesi gereğince "Kadastro Mahkemesinin yetkisi (görevi) her taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günde başlar" orman parsellerinin kısmi ilana çıkartıldığı tarihte henüz tespit tutanakları düzenlenmeyen maliki, yüzölçümü ve geometrik durumu belli olmayan taşınmazlar hakkında Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile Orman Genel Müdürlüğü 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesinin verdiği dava açma yetkisini nasıl ve kime karşı kullanacaktır? 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesi hükmüne göre "Tutanak, harita ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine müracaatla sınırlamaya ve 2'nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı), Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir" Görüldüğü gibi Kanun', Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile Orman Genel Müdürlüğünün, aleyhlerine olan tutanak harita ve kararlara karşı itiraz davası açmakla yükümlü olduğu gibi 3224 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 2/g maddesi, Orman Genel Müdürlüğüne "orman kadastrosu ve mülkiyetle ilgili işlemlerini özel mevzuatına göre yürütmek" görevini vermiştir. 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince yapılan işlem, 6831 sayılı Orman Kanunı'nun ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun aynı anda birlikte ve iç içe uygulanarak yapılan karma bir kadastro işlemidir. 3402 sayılı Kanun ile 6831 sayılı Kanun'un hiçbir maddesi yürürlükten kaldırılmamış, aksine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/D maddesinde, ormanlar hakkında, bu Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde özel Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) uygulanacağı öngörüldüğünden, 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosunda, bu Kanun'un belirlediği usul hükümleriyle birlikte, özel Kanun olan 6831 sayılı Kanun'un belirlediği hükümlerin de uygulanması gerekmektedir. 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda, orman sınırları içinde bırakılan taşınmazlar hakkında orman olduğu konusunda "olumlu orman kadastro harita ve tutanağı" düzenlendiği kabul edilerek, hak sahibi gerçek ve tüzel kişilere, orman sınırları dışında bırakılan, yani orman olmadığı konusunda "olumsuz orman harita ve kadastro tutanağı" düzenlenmiş sayılan taşınmazlar hakkında, Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile Orman Genel Müdürlüğüne, askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açma olanağı 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde tanındığı gibi, 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda orman olduğu konusunda "olumlu harita ve tespit tutanağı" düzenlenen parsellerde (kısmi ilana çıkartılan parseller ) hak sahibi gerçek ve tüzel kişilere tanınan dava hakkının, orman sınırı dışında bırakılarak o tarihte henüz arazi kadastro tespit tutanağı düzenlenmemiş olmakla birlikte "olumsuz orman kadastro harita ve tutanağı" düzenlenmiş olduğu kabul edilerek, 3402 sayılı Kanun'un 26/4. maddesindeki kadastro tespit tutanağının düzenlenme koşulu aranmadan bu taşınmazlar hakkında da Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile Orman Genel Müdürlüğüne de dava açma hakkının tanınmış olduğunun kabulü gerekir. Şunu da belirtmek gerekir ki, kısmi ilana çıkartılan orman parsellerinden sonra kültür arazisi olarak tespit tutanakları düzenlenen taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile Orman Genel Müdürlüğü, orman savı ile itiraz edebileceği gibi, itiraz edilmeyen ya da itirazları komisyonca ret edilerek kültür arazisi niteliği ile tespit tutunakları düzenlenip 3402 sayılı Yasının 11. maddesi gereğince askı ilanına çıkartılan parseller hakkında H.G.K.'nun 13.07.19 96... /20-459-5 56... .05.1996 gün ve 1996/20-566 - 1998/338 sayılı kararlarındaki ilke gereğince Orman Genel Müdürlüğü ile Çevre ve Orman Bakanlığının (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) orman savı

ile kadastro mahkemelerinde dava açabileceklerini ya da H.G.K'nun 16.05.2001 gün ve 2001/20-401-416 sayılı kararında kabul edildiği gibi, başkaları tarafından süresinde açılan davaya, aynı Kanun'un 26/D maddesi gereğince katılabileceklerini önleyen hiç bir Kanun hükmü bulunmamaktadır. Tespit tutanağı düzenlendikten sonra açılacak davalarda husumetin, tespit malikine ya da kadastro komisyonunca malik sonradan değiştirilmişse onlara yöneltilerek açılması gerektiği usul hukukunun temel ilkesidir. Asıl sorun, orman niteliğindeki parsellerin kısmi ilana çıkartıldığı tarihte henüz kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği için maliki, zilyedi, yüzölçümü ve geometrik durumu belli olmayan ancak orman sayılmayarak hakkında "olumsuz kadastro harita ve tutanağı düzenlenmiş" sayılan taşınmazlar hakkında Orman Genel Müdürlüğü ya da Çevre ve Orman Bakanlığının (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) kadastro mahkemesinde orman savı ile açacağı davada husumetin kime ya da kimlere yöneltileceğidir. Dava açıldığı sırada bu davanın sonucu kim ya da kimleri etkileyeceği baştan belli ise, açılacak davada pasif husumet ehliyeti onlara ait olacağı Usul Hukukunun temel kuralıdır. Dava açıldığı sırada orman sınırları dışında bırakılan taşınmaz hakkında tespit tutanağı düzenlenmediğinden, taşınmazın gerçek hak sahibi belli değildir. Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile Orman Genel Müdürlüğü taşınmazda hak sahibinin kimler olduğu konusunda otuz günlük askı ilan süresi içinde idari bir araştırma yapıp, bu araştırma sonucuna göre belirlenecek gerçek ya da tüzel kişilere husumet yöneltilerek askı ilan süresi bitmeden dava açılmalıdır denebilirse de, bu kısa süre içinde, dava edilecek taşınmazda hak sahibi olanlar her zaman tespit edilemeyeceği gibi, yapılacak araştırma sonucu tespit edilecek hak sahipleri her zaman gerçeği de yansıtmayabilir. O halde, kısmi ilana çıkartılan orman parsellerinin dışında kalan taşınmazlar yönünden Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ya da Orman Genel Müdürlüğü tarafından orman savı ile otuz günlük askı ilan süresi içinde kadastro mahkemelerinde açılacak orman kadastrosuna itiraz davalarında, yapılan kadastro işleminin özelliği ve açılacak davanın niteliği gereği, husumetin Hazine veya taşınmazın içinde bulunduğu köy tüzelkişiliği ya da taşınmazda hak sahibi olduğu varsayılan gerçek veya tüzel kişilere karşı yöneltilebileceğini kabul etmek gerekir. Yargılamanın devamı sırasında yapılan keşifte davaya konu taşınmazda hak sahibi olanların belirlenmesi ya da malik hanesi açık bırakılarak düzenlenecek tespit tutanaklarının mahkemeye gönderilmesi halinde, dava dosyası ile birleştirilip 3402 sayılı Kanun'un 27, 28... . maddeleri hükümlerine göre işlem yapıldıktan sonra tespit tutanaklarında isimleri geçen ya da keşif sırasında belirlenecek olan hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler davaya katılıp kendilerine duruşma günü tebliğ edilerek husumet yaygınlaştırılıp davada taraf oluşturulduktan sonra taraf delilleri ve 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereğince mahkemece lüzum görülen diğer deliller de toplanarak dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tescil edilmesi; dava dilekçesinde gösterilen gerçek ya da tüzel kişinin hak sahibi olmaması halinde davanın husumet yönünden red edilmemesi gerekir. 3402 sayılı Kanun'un, 22.2.2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanun ile değiştirilmesinden sonra çıkartılan ve 26.09.2005 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin 17/b-2. maddesinin 9. fıkrasında; "Askı ilan süresi içinde ormanın sınırlandırma ve tespitine dava açılması durumunda, ormanın davaya konu edilen sınırları kesinleşmeyeceğinden, bu sınırlara bitişik gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazların tespiti sırasında dava devam ediyorsa, ormanla müşterek sınırları davalı bırakılır ve tutanakları düzenlendikten sonra açıklayıcı bir yazı ile Kadastro Mahkemesine intikal ettirilir." 3402 sayılı Kanun'un 5. maddesinde; "Kadastro Müdürü çalışma alanında işe başlamadan önce mahalli hukuk mahkemesinde, bu alandaki taşınmaz mallar hakkında görülmekte olan kadastro ile ilgili davalarla hükme bağlanmış olup da henüz kesinleşmeyen davaların listesini alır ve bunu çalışma alanı ile ilgili tüm tapu, vergi, harita ve diğer belge ve örnekleri ile birlikte kadastro teknisyenlerine verir. Listenin müdür tarafından

alınmasından sonra o çalışma alanında bulunan taşınmaz hakkında mahalli hukuk mahkemelerine açılan davalar, derhal kadastro müdürüne bildirilir" Davalı Taşınmaz Mal Tutanaklarının Kadastro Mahkemesine Devri Hakkındaki Yönetmeliğin 7/a maddesinde; "Kadastro tutanağı henüz düzenlenmeden dava açılmışsa; çalışma alanında bulunan taşınmaz mallarla ilgili olarak yeni açılan davaların mahkemelerce kadastro müdürlüğüne bildirilmesi üzerine, Kadastro Müdürünce bu listeler derhal kadastro teknisyenlerine verilir. Dava listelerinde belirtilen taşınmaz malların kadastro tutanağı henüz düzenlenmemiş ise, davanın mahiyetine göre, teknisyenlerce bu Yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca sınırlandırma ve tespit yapıldıktan sonra 6. maddesine göre işlem yapılır."Aynı Yönetmeliğin;5/a maddesinde; "Dava mülkiyete yönelik ise, taşınmaz mal teknisyenlerince ölçülüp tarafların iddiaları, varsa belgeleri muhtar ve bilirkişi beyanlarına göre değerlendirildikten sonra, sonuçları ve varacakları kanaatları tutanağın edinme sebebi sütununda etraflıca açıklanmak ve dosya numarası belirtilmek suretiyle maliki tayin edilmeden kadastro tutanağı düzenlenir." 6. maddesinde; "Teknisyenlerce Kadastro Müdürlüğüne teslim edilen davalı taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile eklerinin Kadastro Müdürünce derhal fotokopisi veya örnekleri çıkartılarak, asılları 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 5. maddesinin son fıkrası uyarınca en geç 7 gün içinde Kadastro Mahkemesine gönderilir." hükümleri yer almaktadır. Bu hükümlerin ve yukarıda açıklanan konuların birlikte değerlendirilmesinde şu sonuca ulaşılmaktadır: Yörede 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun ile değişik 4/3. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosunda 68 31... sayılı Kanun hükümleri iç içe ve birlikte uygulandığından orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 26/4. maddesi gereğince henüz olumlu tespit tutanağı ve haritası düzenlenmemiş olmakla birlikte orman olmadığı konusunda "olumsuz tutanak ve harita düzenlendiği" kabul edilip, 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesi gereğince kadastro Mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağı, Çevre ve Orman Bakanlığının (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ya da Orman Genel Müdürlüğünün otuz günlük kısmi ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceği, açılacak bu davada yapılan kadastro işleminin özelliği ve açılacak davanın niteliği nedeniyle, bu davada, husumet Hazine veya taşınmazın içinde bulunduğu köy tüzelkişiliği ya da davaya konu taşınmaza zilyed olanlara yöneltilebileceği, kendilerine husumet yöneltilerek dava açılan özel ya da tüzel kişilerin gerçek hak sahibi olmadığı gerekçesiyle dava husumet yönünden red edilmeyip, kadastro mahkemesinin, dava dilekçesinde nitelikleri bildirilen taşınmazın tespit tutanağının, malik hanesinin açık bırakılmak suretiyle düzenlenip, Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre mahkemeye göndermesini Kadastro Müdürlüğünden istemesi gerektiği; tespit tutanağı düzenlenmeden keşif yapılması halinde, keşif sırasında belirlenecek hak sahiplerinin davaya katılması, bu arada tespit tutanağının gönderilmesi halinde dava dosyası ile birleştirilip 3402 sayılı Kanun'un 27, 28 ve 29. maddeleri gereğince yargılamaya devamla, tespit tutanağında yazılı hak sahiplerini de davaya katıp, husumet yaygınlaştırılarak taraf oluşturulduktan sonra, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece re'sen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerektiği gözönünde bulundurulmalı" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince 1 15... parsele yönelik dava, eldeki 2006/31 Esas sayılı dosya ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 1 15... parsel sayılı taşınmazın tamamının evveliyatı, halihazır durumu, toprak yapısı, bitki örtüsü itibarıyla 6831 sayılı Orman Kanunu'nunda (6831 sayılı Kanun) tanımlanan orman sayılan yerlerden olmadığı, kadimden beri ziraat alanı olarak kullanıldığı, davaya konu 1 22... , 3, 4, 6, 7, 8, 9 ve 12 numaralı parsel sayılı taşınmazların fen bilirkişisinin krokisinde (A) harfiyle gösterilen kısımlarının evveliyatı, halihazır durumu, toprak yapısı, bitki örtüsü itibarıyla 6831 sayılı Kanun'da tanımlanan "orman sayılan yerlerden" oldukları, uzun yıllar önce ormandan açıldıkları ve orman bütünlüğü içerisinde kaldıkları, (B) harfiyle gösterilen kısımlarının ise evveliyatı, halihazır durumu, toprak yapısı, bitki örtüsü itibarıyla 6831 sayılı Kanun'da tanımlanan "orman sayılan yerlerden" olmadıkları ve kadimden beri ziraat alanı olarak kullanıldıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 22... , 3, 4, 6, 7, 8, 9 ve 12 numaralı parsel sayılı taşınmazların fen bilirkişisinin krokisinde (A) harfiyle gösterilen kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına, (B) harfiyle gösterilen kısımlarının ifraz olunarak aynı adanın en son parsel numarası verilmek suretiyle ve tarla niteliğiyle ayrı ayrı malik haneleri doldurularak davalılar adına, 1 15... parsel yönünden davanın reddine ve davalı muris ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlardan krokisinde (B) harfi ile gösterilen kısımlar ile 1 15... parsele yönelik verilen kararın doğru olmadığını, kısmen kabul kararı verilen parsellerle bir bütün halinde bulunduklarını, eğim vb. yönlerden aralarında bir fark ve ayırıcı unsur bulunmadığını ve 1 15... parselin ise iki yönden ormanla sınır ve aynı vasıfta olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların tamamının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini belirterek aleyhe olan hususlar yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; temyiz istemine konu kararın yetersiz incelemeyle hukuka aykırı olarak verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kısmi ilan süresi içinde açılan kadastro tespitine itiraz davasında, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadığı, davalılar lehine imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı ... İdaresi vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz eden Orman İdaresine iadesine, 31,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 700,60 TL nin temyiz eden ...'ndan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/577, K. 2026/3150, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-577-e-2026-3150-k-86540a98d329