Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5951 E. 2026/2920 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5951
- Karar No
- 2026/2920
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/29 E., 2023/107 K.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili, davalılar ... vekili, Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili, davalılar ... vekili ve Hazine vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Siirt ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, davacılar adına tespit ve tescil edilen 1 16... , 23, 1 20... , 1 66... , 13, 15, 16, 1 67... ve 1 93... parsel sayılı taşınmazların sınırlarında yer alan taşınmazların paftasında yol olarak gösterildiği anlaşılmıştır. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında müvekkilleri adına tespit ve tescil edilen taşınmazların sınırlarında yer alan ve müvekkilerine ait taşınmazların devamı niteliğindeki kısımların kadastro tespiti öncesinde yol geçirilmesi sebebiyle adlarına tescil edilemediğini, bu kısımlar yönünden de müvekkilleri lehine kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazların müvekkilleri adına tescilini talep etmiş, yargılamanın devamı sırasında 21.03.2012 tarihli dilekçesi ile davanın istem ve sonuç kısmını oluşturan “kazandırıcı zamanaşımı nedeni ile taşınmazların mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tescili” kısmını “mülkiyetin tespiti” şeklinde ıslah ettiklerini bildirmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2012 tarihli ve 2012/106 Esas, 2012/484 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının 2008 yılı sonlarında tamamlanıp aynı yıl kesinleştiği, dava tarihine kadar geçen süre içinde hak arama yoluna başvurulmadığı, böylece davanın makul sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.04.2013 tarihli ve 2013/4502 Esas, 2013/4522 Karar sayılı ilamıyla "kadastro öncesi nedenlere dayanarak hakkında tutanak düzenlenmeyen yerlerle ilgili açılan davalara ilişkin kanunlarda süre sınırı bulunmadığı, ayni hakların, kanuni kısıtlama yok ise nitelikleri gereği her zaman ve herkese karşı ileri sürülebileceği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun)'nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık sınırlama hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlara ilişkin olduğu, hal böyle olunca, Mahkemece davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, işin esasına girilip iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, 27.03.2014 tarihli bilirkişi raporunda, 1 66... parsel sayılı taşınmazla sınırı olan yolun (A) harfiyle gösterilen 343,59 m²lik kısmının mülkiyetinin ...adına, 1 66... parsel sayılı taşınmazla sınırı olan yolun (B) harfiyle gösterilen 1.600,52 m²lik ve 1 66... parsel sayılı taşınmazla sınırı olan yolun (I) harfiyle gösterilen 112,49 m²lik kısmının mülkiyetinin ... adına, 1 66... parsel sayılı taşınmazla sınırı olan yolun (C) harfiyle gösterilen 271,64 m²lik, 1 93... parsel sayılı taşınmazla sınırı olan yolun (A) harfiyle gösterilen 334,28 m² ve (B) harfiyle gösterilen 786,02 m²lik, 1 67... parsel sayılı taşınmazla sınırı olan yolun (E) harfiyle gösterilen 431,00 m²lik kısmının mülkiyetinin ... adına, 1 16... parsel sayılı taşınmazla sınırı olan yolun (F) harfiyle gösterilen 640,35 m²lik kısmının mülkiyetinin 1 16... parsel sayılı taşınmazdaki payları oranında ... adlarına, 1 16... parsel sayılı taşınmazla sınırı olan yolun (G) harfiyle gösterilen 744,45 m²lik kısmının mülkiyetinin ... adına, 1 20... parsel sayılı taşınmazla sınırı olan yolun (H) harfiyle gösterilen 121,40 m²lik kısmının mülkiyetinin Meryem Çitekçi adına tespitine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine temsilcisi, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.05.2016 tarihli ve 2015/2189 Esas, 2016/5532 Karar sayılı ilamıyla "yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin davacıların zilyetliğinde bulunan kısımları zeminde gösterdikleri, yolda kalan bu kısımların davacılar adına tescil edilen bitişik taşınmazlarla benzer özellikte olduğunu belirttikleri, ancak zilyetliğin ne zaman başladığı ve ne şekilde sürdürüldüğü hususunda herhangi bir beyanda bulunmadıkları, ziraat bilirkişi raporunda da taşınmazlar üzerinde ekili-... olan ağaç vs.nin belirtildiği, ancak zilyetlik süresi konusunda herhangi bir yorum yapılmadığı açıklanarak usulüne uygun şekilde zilyetlik araştırması yapılması" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ....köyü 1 66... , 1 93... , 1 67... , 1 16... ve 1 20... parsellerle sınırı olan ve yol olarak tescil harici bırakılan taşınmaz kısımlarının, evveliyatında imar ihyasının yapıldığı, taşınmazların mevcut durumda yol olarak kullanıldığı, kültür bitkisi kalıntıları olması göz önüne alındığında yakın zamanda tarımsal faaliyete konu oldukları ve zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi vasfında oldukları, davacılar lehine zilyetlikten edinme koşullarının oluştuğu, 1 66... , 1 66... , 1 66... , 1 16... parseller ile 1 93... parselin 23.03.2023 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısımlarında zilyetlikten edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 1 66... , 1 66... , 1 66... , 1 16... parseller ile 1 93... parselin 23.03.2023 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 334,28 m²lik kısmı bakımından açılan davanın reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 1 66... parsel ile sınırı olan yolun 23.03.2023 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (I) harfiyle gösterilen 112,49 m²lik kısmının mülkiyetinin davacı ... adına tespitine, 1 93... numaralı parsel ile sınırı olan yolun 23.03.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 786,02 m²lik kısmının mülkiyetinin davacı ... adına tespitine, 1 67... numaralı parsel ile sınırı olan yolun 23.03.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda (E) harfiyle gösterilen 431,00 m²lik kısmının mülkiyetinin davacı ... adına tespitine, 1 16... numaralı parsel ile sınırı olan yolun 23.03.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda (F) harfiyle gösterilen 640,35 m²lik kısmının mülkiyetinin davacılar ...... adlarına taşınmazdaki payları oranında tespitine, 1 20... parsel ile sınırı olan yolun 23.03.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda (H) harfiyle gösterilen 121,40 m²lik kısmının mülkiyetinin davacı ...adına tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili, davalılar ... vekili, Hazine temsilcisi ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 02.07.2025 tarihli ve 2024/367 Esas, 2025/5191 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili, davalılar ... vekili ve Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığı, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre, yerinde olmayan ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacılar vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davalı Hazine vekilinin dava konusu 1 93... parsel sayılı taşınmazın (B) harfiyle gösterilen kısmına yönelik karar düzeltme itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106. maddesi; "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." hükmünü içerir. Bu yasal düzenleme gereğince, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, diğer dava türlerinden farklı olarak tespit davalarında davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Başka bir söyleyişle eda davası açılması mümkün olan hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar 1 93... parsel sayılı taşınmaz ile sınır olan yolun 23.03.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 786,02 m²lik kısmının mülkiyetinin davacı ... adına tespitine karar verilmiş ise de; hükme esas alınan fen bilirkişi raporu ve TAKBİS kayıtlarına göre, bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 786,02 m²lik taşınmaz kısmının 2008 yılında yapılan kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak tescil harici bırakılan ve kamulaştırma işlemine konu alanlar içerisinde kalmadığı, aynı tarihli kadastro çalışmalarında Hazine adına hali arazi niteliği ile tespit ve tescil edilen 1 93... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. Davacılar vekilinin talep sonucunu “mülkiyetin tespiti” şeklinde ıslah ettiği nazara alındığında, bu taşınmaz kısmına ilişkin talebin ancak eda davası niteliğindeki tapu iptali ve tescil davasında ileri sürülmesi ve tartışılması mümkündür. Bu nedenle eldeki davada davacı tarafın Hazine adına tapulu taşınmaza ilişkin mülkiyetin tespitini istemekte hukuki yararının bulunmadığı, eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılamayacağı gözetilerek, anılan istek bakımından “hukuki yarar yokluğundan davanın reddine” karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. Tüm bu nedenlerle, hükmün bozulması gerekirken onandığı bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından yukarıda açıklanan nedenlerle onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacılar vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin ise sair karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.07.2025 tarihli ve 2024/367 Esas, 2025/5191 Karar sayılı ilamının 1 93... parsel sayılı taşınmazın dava konusu olan ve (B) harfiyle gösterilen kısmı yönünden kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.