Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5604 E. 2026/2842 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5604
- Karar No
- 2026/2842
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/3 E., 2024/23 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1 28... parsel sayılı 1.770,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 1.383,27 m² yüzölçümlü olarak; 1 28... parsel sayılı 3.717,46 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 1.927,64 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında adına kayıtlı bulunan 1 28... ve 23 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, ayrı ayrı dava açmıştır. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2014/57 Esas, 2016/88 Karar sayılı kararı ile 1 28... parsel yönünden açılan davanın reddine, 1 28... parsel yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1 28... parsel sayılı taşınmazın, teknik bilirkişinin 29.12.2015 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfiyle gösterilen 46,04 m²lik bölümünün, parselin yüzölçümünden düşülerek parselin 1.337,23 m² yüzölçümlü olarak tutanağının olağan yoldan kesinleştirilerek tapu kütüğüne aktarılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine, 1 28... parsel sayılı taşınmaza, aynı raporda (B) harfiyle gösterilen 46,04 m²lik bölümünün eklenmek suretiyle ve parselin 1.973,68 m² yüzölçümlü olarak tutanağın olağan yoldan kesinleştirilerek tapu kütüğüne aktarılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.09.2020 tarihli ve 2002/2928 Esas, 2002/2978 Karar sayılı ilamı ile ''...Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastrosu ölçü krokisi, tesis ve uygulama kadastrosuna ait hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, ada raporu ve hava fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış; teknik bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştırılmadığı, davacı adına kayıtlı taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan miktar farklılığının hangi hatadan kaynaklandığı da açıklanmadığı halde söz konusu rapor hükme esas alınmış, rapor denetime elverişli olmadığı ve dava konusu taşınmazların yüzölçümündeki eksikliğin hangi sebepten veya hangi parselden/taşınmazdan kaynaklandığı belirlenmediği için yöntemince taraf teşkili de sağlanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve kanuna uygun düşmemektedir. Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle, belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişisi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların yüzölçümündeki azalmanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi ve bu madde uyarınca yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik" hükümlerine aykırı olduğu belirlendiği takdirde, uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindeki bu davada, komşu parsel maliklerinin, tescil harici taşınmazlar yönünden ise ilgili tüzel kişilerin davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde yöntemince taraf teşkili sağlandıktan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, dava konusu taşınmazların uygulama kadastrosu tespit tutanakları dava açılmakla itirazlı hale geldiği ve Mahkemece yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporu doğrultusunda düzeltme yapılmasına karar verildiği halde, hüküm yerinde taşınmazların bilirkişi raporu doğrultusunda tesciline karar verilmesi gerekirken, olağan yoldan kesinleştirilerek tapu kütüğüne aktarılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş olmasının da isabetsiz olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların güney sınırındaki keşif tarihi itibari ile fiili zeminde mevcut beton su arkının mahalli ve tespit bilirkişisi beyanlarında belirtildiği gibi tesis kadastrosuna en yakın 1990 yılı hava fotoğrafı ile uygulama kadastrosuna en yakın 2015 yılı ortofoto görüntüsünde mevcut olduğu, hiçbir değişikliğe uğramadığı sabit sınır olduğu, ancak bu sınırın ilk tesis kadastrosunda yapılan ölçümünün zemindeki halini karşılamadığı, dolayısıyla tesis kadastrosunda sınırlandırma ve ölçü hatası yapıldığı, uygulama kadastro çalışması ile bu hatanın düzeltildiği, ayrıca dava konusu 1 28... sayılı parsel sayılı taşınmazın ilk tesis kadastrosu ölçü krokisindeki takeometrik kırık noktalarına göre yüzölçümü koordinat değerlerinden 1.992,87 m² olarak hesaplanması gerekirken, 1 28... ve 23 parseller birlikte, tek 23 parsel olarak takeometrik kırık noktaları ile yüzölçümü koordinat değerlerinden 3.717,46 m² olarak hatalı hesaplanarak 1 28... parselin yüzölçümü olarak tescil edildiği, dolayısıyla 1 28... parseldeki yüzölçüm eksilmesinin ilk tesis kadastro çalışmasındaki hesap hatasından kaynaklandığı, uygulama kadastro çalışması ile bu hatanın da düzeltilmiş olduğu, dava konusu taşınmazların hemen yukarıda bahsedilen güney sınırındaki beton su arkıyla çevrelenen sınırı dışındaki diğer tüm sınırlarının geçerli sınır olduğu ve dava konusu taşınmazların birbirleriyle olan ara sınırının geçerli sınır esasına göre ilk tesis kadastrosunun takeometrik ölçü değerleri ve paftası ile çakıştırıldığında ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 46,04 m²lik alanın 1 28... parselden alınarak 1 28... parsele eklenmesi gerektiği, bu sınır hattında takeometrik ölçü değerleri esas alındığında uygulama kadastrosunda sınırlandırma hatası yapıldığı, bunun dışında dava konusu taşınmazların geçerli sınır niteliğindeki ara sınırlarının geçerli sınır esasına göre ilk tesis kadastrosunun takeometrik ölçü değerleri ve paftası ile çakıştırıldığında uygulama kadastrosunda başkaca bir hataya rastlanmadığı, ilk tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu arasındaki diğer alan farklarının ise, ilk tesis kadastro çalışmasındaki sınırlandırma, ölçü, tersimat ve yüzölçümü hesaplarının klasik yöntemler ve planimetre alan hesabı teknikleriyle yapılması, uygulama kadastro çalışmalarında ise ölçü, tersimat ve yüzölçümü hesaplarının ise güncel teknoloji ve teknikler kullanılarak koordinat sistemine dayalı sayısal verilerle yapılmasından kaynaklanmakta olduğu gerekçeleri ile ana dosya yönünden davanın reddine, birleşen dosya yönünden davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, ..... Mahallesi 1 28... ve 23 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan tespitlerinin iptali ile dosyaya ibraz olunan 23.01.2024 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu eki krokide (A) harfiyle gösterilen 46,04 m²lik alanın 1 28... parsel alanından çıkarılarak, 1 28... parsel sayılı taşınmaz alanına eklenmesine, bu haliyle; 1 28... parsel sayılı taşınmazın 1.973,68 m² yüzölçümü ve bilirkişi kurulu raporu eki krokideki geometrik şekliyle tapu kütüğüne aktarılmasına, 1 28... parsel sayılı taşınmazın 1.337,23 m² yüzölçümü ve bilirkişi kurulu raporu eki krokideki geometrik şekliyle tapu kütüğüne aktarılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; komşu taşınmazlarda hata olup olmadığının araştırılmadığını, bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini, eksik araştırma ve inceleme yapıldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, dosya arasında davalı taşınmazlara ait uygulama kadastrosu tutanakları bulunmasa da, UYAP kayıtlarından davalı taşınmazlarda uygulama kadastrosunun yapılmış olduğunun anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.