Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5844 E. 2026/4043 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5844
- Karar No
- 2026/4043
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/814 E., 2025/1012 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sinop 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/166 E., 2025/52 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, davanın niteliği gereği duruşma talebinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Sinop ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 29... parsel sayılı 2.075,64 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 2000 yılından beri ... kullanımında olduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 2 29... parselin davalının kullanımında olduğunun tespit edildiğini, taşınmazın 95... parsel numarasıyla tapuda müvekkilinin babası ... adına kayıtlı iken Erfelek Kadastro Mahkemesinin 1989/490 Esas, 1993/6 Karar sayılı dosyası ile orman vasfında olduğu gerekçesiyle Hazine adına tescil edildiğini, daha sonradan 2 29... parsel numarasını aldığını devamında da 2 29... , 39, 38 parsel numaralarına bölündüğünü, dava dışı 2 29... ve 39 parsele yönelik bir itirazlarının olmadığını, dava konusu 2 29... parseli müvekkilinin babasının vefat tarihi olan 1982 yılına kadar kullandığını, vefat tarihinden sonra da murisin mirasçıları olan müvekkili ve müvekkilinin abisi ... tarafından kullanıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan fındık ağaçlarının muris ve müvekkili tarafından dikildiğini ve toplandığını, ...'un vefatından sonra davalı ... ve müvekkili tarafından kullanıldığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın muris ...'un veraset ilamı uyarınca mirasçıları olan müvekkili ve davalı adına 1/2'şer hisse ile kullanımında olduğunun tespitini ve beyanlar hanesine tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız olduğunu, taşınmazın kendisine babası ...'dan intikal ettiğini, kendini bildi bileli taşınmazı kullandığını, taşınmazın kendisi tarafından avlu içine alınarak üzerinde fidan yetiştirdiğini, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını, kadastro tespitinde hata bulunmadığını, taşınmaz üzerinde 20 yıldan fazla süredir kullanımı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının talebi, icra edilen keşif, dinlenilen mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarının vermiş olduğu beyanlar, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... ile davacının amca-yeğen oldukları, mahalli bilirkişi ve tanıkların davacı ...'in 15-20 yıl kadar İstanbul'da kaldığını, senede birkaç sefer köye geldiğini ancak davacının dava konusu taşınmazda ekme biçme gibi bir faaliyetine şahit olmadıklarını beyan ettikleri görülmüş; kök muris ...'in 24.01.1982 yılında vefat ettiği, ... hayattayken, ... ve davacı ...'in dava konusu yerdeki eski fındık ağaçlarını diktiklerini beyan eden tanık anlatımları olsa da; fındık ağaçlarının ... hayattayken 1982 yılından önce dikilmiş olduğu, bu durumun 2000 yılından beri dava konusu taşınmazda davacı tarafından da kullanılma olgusunu ispat edemeyeceği görülmekle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğundan iddiasını ispat etmekle mükellef davacının çekişmeli taşınmazda fiili kullanıcı olarak hak sahibi olduğu yönündeki iddialarını ispatlamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "kullanım kadastrosunun, taşınmazların fiili kullanım durumlarını belirlemeye ve bu fiili durumun hukuki zemine kavuşturulmasını sağlamaya yönelik bir çalışma olduğu gözetildiğinde, muristen kalan ve mirasçılardan bir ya da bir kısmının fiili kullanımında bulunan taşınmazlara yönelik davalarda, bir ya da bir kısım mirasçının uzun süreli kullanımına diğer mirasçılar tarafından karşı çıkıldığı ve bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu ispatlanamıyorsa, bir diğer ifade ile taşınmaz üzerindeki fiili kullanımın tereke adına sürdürüldüğü ortaya konulamıyorsa, fiili kullanıma değer verilmesi gerektiği şüphesizdir. Konuya ilişkin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2022 tarihli ve 2023/8-561 Esas, 2024/125 Karar sayılı kararında da bu hususlar aynen benimsenmiştir. Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yapılan keşiflerde alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre çekişmeli taşınmazın tespit tarihi ve öncesinde davalının uzun süreli kullanımında olduğu ve diğer mirasçılar tarafından bu kullanıma karşı çıkıldığı ve bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verilmiş olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında hiçbir değerlendirme yapılmadığını, delillerin nelerden ibaret olduğu ve hükme dayanak alınan delillere üstünlük tanınma nedenlerinin gerekçelendirilmediğini, dava konusu taşınmazın tarafların murisi olan ... kullanımında olduğu hususunda kuşku bulunmadığını, bilirkişi raporu, resmi kayıtlar ve tanıklarında bu hususu desteklediğini, Yargıtay kararlarında murisin ölümünden sonra mülkiyet gibi zilyetliğinde diğer mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağının ifade edildiğini, müvekkilinin, taşınmazdaki zilyetliğini hiçbir zaman kesmediğini, bu durumu tanık beyanları ile de ispat ettiğini, tanıklardan bir kısmının murisin vefatından sonra müvekkilinin taşınmaza sahip çıktığını, üzerinde kendisi tarafından dikili ağaçlar bulunduğunu ve bu ağaçlar ile ilgilendiğini beyan ettiklerini, mahkeme gerekçesinde müvekkilinin dava konusu taşınmaza gelmediği ifadesinde bulunanların davalı tanıkları olduğunu, İlk Derece Mahkemesince gereği gibi araştırma yapılmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacının kullanım hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince ... ve davacı ...'in dava konusu yerdeki eski fındık ağaçlarını diktiklerini beyan eden tanık anlatımları olsa da; fındık ağaçlarının ... hayattayken 1982 yılından önce dikilmiş olduğu, bu durumun 2000 yılından beri dava konusu taşınmazda davacı tarafından da kullanılma olgusunu ispat edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; delillerin yanılgılı değerlendirilmesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Şöyle ki, davacının babasının 1982 yılında vefat etmesinden sonra davacının kardeşi ... ile birlikte taşınmazı kullandığı, İstanbul ilinde iken de zaman zaman gelip, dava konusu taşınmazla ilgilendiği, taşınmaz üzerinde bulunan fındıkları davacı ve kardeşi ...'in birlikte diktikleri mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla ifade edilmesi karşısında davacının taşınmazı sahiplenme iradesinin devam ettiğinin kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.