Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/689 E. 2026/1450 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/689
Karar No
2026/1450
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/689 KARAR NO : 2026/1450

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/04/2022 NUMARASI : 2019/105 Esas 2022/334 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 17/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:17/06/2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/105 Esas 2022/334 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalıya borçlarını ödemek için ihtiyacını duyduğu kısa süreli finansmana esas olmak üzere müvekkilinin ... Bankası’nın ... numaralı hesabından 17/01/2018 tarihinde 294.000,00 TL, 18/01/2018 tarihinde 293.500,00 TL, 19/01/2018 tarihinde 195.434,00 TL, 19/01/2018 tarihinde 295.000,00 TL olmak üzere toplam 1.077.934,00 TL’nin gönderildiğini; davalının söz konusu bu bedelin iadesi için müvekkiline ....’a ait 28/02/2018 vadeli 26031 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 31/03/2018 vadeli 26032 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 30/04/2018 vadeli 26033 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 31/05/2018 vadeli 26034 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 31/06/2018 vadeli 26035 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 31/07/2018 vadeli 26036 numaralı 118.437,50 TL bedelli olmak üzere toplam 710.625,00 TL tutarında çek keşide ettiğini, bu çekleri imzalı çek alındı bordrosu ile şirket çalışanına teslim ettiğini, teslim alınan çeklerin vadesi geldiğinde tahsil edilmek üzere kasaya kaldırıldığını, çeklerden 28/02/2018 vadeli çekin vadesi geldiğinde bankaya başvurulduğunu, banka çalışanının çek üzerinde imza olmadığını söylediğini, müvekkilinin çeklerin imzalanma ihtimaline karşı bir süre beklediğini, davalının çek üzerinde yer alan eksik imzaları tamamlamaması üzerine çeklerin İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2018/4839 sayılı dosyasında icra takibine konduğunu, davalının imzasız çeklerin bedellerini ödemediğini ve takibe itiraz ettiğini, süreçte davalı ile ödemelerin yapılması konusunda temasa geçildiğini, davalının çekleri teslim ederken çek alındı bordrosunu imzalamasına rağmen çekleri imzalamamasının müvekkilini dolandırmak niyetinde olduğunu ortaya koyduğunu, davalı aleyhine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ayrıca suç duyurusunda bulunulacağını, arabuluculuk görüşmelerinde sonuca varılamadığını, davalı tarafın haksız olarak zenginleştiğini, alacağın likit olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi koşullarının oluştuğunu, davalının çekleri imzalamayarak aleyhinde kambiyo takibi başlatılmasını önlemiş olduğunu ve yapılan ilamsız takibe de itiraz ederek müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini belirterek, davalının itirazının iptaline, müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından davacıya Azerbaycan Çevre Bakanlığı ile yapılan 21/12/2017 tarihli Tabii Meyve Üretim Tesisi Projesi Sözleşmesi için pazar araştırması ve komisyon işi ile .... çıtır meyve üretim tesisi projesi için proje ve danışmanlık hizmeti verildiğini, davacının bu hizmetlere karşılık avans ve cari ödeme adı altında ödemeler yaptığını, verilen hizmetlere karşılık kesilen faturalardan bir kısmını dilekçe ekinde sunduklarını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi yapılan ödemelerle müvekkiline finansman desteği sağlanmadığını, bu hususun ticari defterlerin incelenmesi ile de ortaya çıkacağını; taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle avans ve cari ödeme olarak bir kısım ödemeler yapıldığını, müvekkili tarafından davacıya 26031 numaralı 28/02/2018 vadeli 118.437,50-TL bedelli; 26032 numaralı 31/03/2018 vadeli 118.437,50-TL bedelli; 26033 numaralı 30/04/2018 vadeli 118.437,50-TL bedelli; 26034 numaralı 31/05/2018 vadeli 118.437,50-TL bedelli; 26035 numaralı 31/06/2018 vadeli 118.437,50-TL bedelli ve 26036 numaralı 31/07/2018 vadeli 118.437,50-TL bedelli çeklerin verildiğini; 710.625,00-TL toplam bedelli olan bu çeklerin müvekkili şirket yetkilisi tarafından sehven imzalanmamış olarak davacı şirket yetkilisine şirket yetkililerinin imzası bulunan çek teslim bordrosu ile teslim edildiğini, davacı tarafın vadesi gelen çekleri ilgili bankaya ibrazı sonucu banka personeli tarafından müvekkiline “imzasız çeklerin ibraz edildiği” bilgisinin verilmesiyle müvekkilinin durumdan haberdar olduğunu, daha sonra müvekkilinin, taraflar arasında yapılan hesaplamalarda hatalar olduğunu belirlediğini, müvekkilinin davacıya “bu hataların düzeltilerek hesaplamaların yeniden yapılmasını” teklif ettiğini fakat davacının bu teklifi kabul etmediğini, çeklerle icra takibi yaptığını; müvekkilinin dolandırma kastının bulunmadığını, davacının limited şirket olduğunu, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/I. maddesi gereğince tacir olduğunu, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından, müvekkili şirket tarafından keşide edilmiş olan imzasız çeklerin “çek alındı” evrakı düzenlenerek teslim alındığını, çeklerin kapalı zarf içinde alındığı iddiasının kötü niyetli olduğunu, bu beyanla ve çeklerin banka çalışanının ilk incelemesiyle imzasız olduğunun anlaşılması ile çekler üzerinde inceleme yapılmadığının ikrar edildiğini, ilgili bankadaki personelin inceleme yapmasına kadar çekleri incelemeyen davacı tarafın basiretli bir tacirin kendisinden beklenebilecek özeni göstermediğini; tacir olan davacının tacir olan müvekkiline çeklerin imzalanması için herhangi bir ihtaratta bulunmadığını ayrıca müvekkilinin hesaplardaki mutabakatın yeniden gözden geçirilmesi isteğini de reddettiğini, çeklerin kambiyo senedi vasfında olmayan adi evrak olduğunu, kambiyo vasfında olmayan evrakların da soyut borç ikrarı taşımadıklarını, müvekkilinin takibe konu olan çeklere ilişkin bir borcunun bulunmadığını, gerçeğe aykırı beyanlarla müvekkilinden fazla tahsilat yapmak isteyen davacı tarafa herhangi bir borcu kalmayan müvekkiline karşı yapılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. MAHKEMECE: "...Dava; hakkında ödünç ilişkisine dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalının borca itirazının iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili; taraflar arasında yazılı anlaşmanın olmadığını ancak müvekkili tarafından davalıya borçlarını ödeyebilmesi amacıyla yani finansman olarak toplam 1.077.934,00 TL tutarında banka kanalıyla para havalesi yapıldığını, davalının da söz konusu bu bedelin müvekkiline iadesini teminen ...'a ait çekleri keşide ettiğini belirtmiştir. Davalı vekili; müvekkili tarafından davacıya proje ve danışmanlık hizmeti verildiğini ve bu hizmetin karşılığında müvekkili tarafından davacı adına toplam 495.600,00 TL bedelli iki adet faturanın düzenlendiğini, bu ticari ilişkiyle ilgili yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını ancak tarafların defterleri incelendiğinde ya da BA-BS formları getirtildiğinde bu faturaların düzenlenmesini gerektirir bir ticari ilişkinin bulunduğunun anlaşılacağını, davacı tarafça yapılan 1.077.934,00 TL tutarındaki ödemenin de söz konusu bu ticari ilişki sebebiyle müvekkiline yapılmış bir ödeme olduğunu, müvekkiline finans sağlamak amacıyla verilmiş bir paranın söz konusu olmadığını, aksi halde TBK'daki ödünç sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dava ve takibin konusu olan çeklerin de müvekkili tarafından verilen hizmetin teminatı olarak düzenlenip verildiğini ancak üzerlerindeki imzanın sehven atılmadığını belirtmiştir. Davacı vekili ise; taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığını, davalı tarafça ileri sürülen ve dosyaya sunulan faturaların gerçek faturalar olmadığını, bu faturaların müvekkili tarafından iade edildiğini, müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olmadığını, davalı tarafça böyle bir hizmet verilmediğini belirtmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; "taraflar arasında davalı tarafından davacı adına düzenlenen 17/01/2018 tarihli 063221 ve 063218 numaralı irsaliyeli faturaların düzenlenmesini gerektirir bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, davalının davacıya bu ticari ilişki kapsamında danışmanlık, pazar araştırması, iş takibi ve proje hizmetini verip vermediği; taraflar arasındaki ilişkinin davacı vekilinin ileri sürdüğü şekilde davalıya ödünç verme şeklinde bir ilişki mi yoksa davalı vekilinin savunduğu şekilde verilen hizmete dayalı bir ticari ilişki mi olduğu, bu çerçevede davalı tarafça davacı tarafa keşide edilerek verilen çeklerin davacıya verdiği ödünç karşılığında ödeme niteliğinde verilmiş çekler mi yoksa davalı vekilinin savunduğu şekilde aradaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafça hizmete karşılık teminat niteliğinde verilen çekler mi olduğu, davalının İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2018/4839 sayılı dosyası çerçevesinde davacıya borcunun bulunup bulunmadığı, icra takip tarihi itibariyle varsa davalı borcunun ne miktar olduğu, davalının borca itirazında haklı olup olmadığı, itirazının iptali koşullarının bulunup bulunmadığı" konularındadır. Davanın konusu olan İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2018/4839 sayılı dosyasında takibin dayanağı olarak; ....’a ait 28/02/2018 vadeli 26031 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 31/03/2018 vadeli 26032 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 30/04/2018 vadeli 26033 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 31/05/2018 vadeli 26034 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 31/06/2018 vadeli 26035 numaralı 118.437,50 TL bedelli, 31/07/2018 vadeli 26036 numaralı 118.437,50 TL bedelli olmak üzere toplam 710.625,00 TL tutarındaki çekler dayanak gösterilmiştir. Bu çekler incelendiğinde; keşideci olarak davalı şirketin gözüktüğü, çek altında davalı şirket kaşesinin bulunduğu ancak imzanın olmadığı, çeklerin davacı şirket emrine düzenlendiği görülmüştür. “.... Şti. çek alındı bordrosu” başlıklı tarihsiz belge incelendiğinde; bu belgenin içeriğinde davamızın ve icra takibinin konusu edilen toplam 710.625,00 TL bedelli çeklere ilişkin çek bilgilerine yer verildiği, belgenin alt tarafında “teslim alan” kısmında davacı şirketin kaşesi ile üzerinde imzanın ve “teslim eden” kısmında davalı şirketin kaşesi ile üzerinde imzanın bulunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu ...’na ait dekontlar incelendiğinde; 17/01/2018 tarihinde davacı şirket tarafından 294.000,00 TL tutarında 18/01/2018 tarihinde 293.500,00 TL tutarında, 19/01/2018 tarihinde 195.434,00 TL tutarında ve 19/01/2018 tarihinde 295.000,00 TL tutarında ödemenin davalı hesabına yapıldığı; dekontların “açıklama” bölümünde “cari ödeme” ve “avans ödemesi” dendiği görülmüştür. Toplam ödeme tutarının 1.077.934,00 TL olduğu belirlenmiştir. Dosyaya sunulan faturalar incelendiğinde; 17/01/2018 düzenleme tarihli 063218 seri numaralı KDV dahil toplam 295.000,00 TL tutarlı irsaliyeli faturanın davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlendiği, faturanın içeriğinde “Pazar araştırması, iş takibi ve komisyon bedeli (Azerbeycan Çevre Bakanlığı ile yapılan 21/12/2017 tarihli tabii meyve üretim tesisi projesi sözleşmesi için pazar araştırması iş takibi ve komisyon)” açıklamasının bulunduğu; 17/01/2018 düzenleme tarihli 083221 seri numaralı KDV dahil 200.000,00 TL tutarlı irsaliyeli faturanın davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlendiği, faturanın içeriğinde “danışmanlık ve proje bedeli (.... Gıda Çıtır Meyve Üretim Tesisi Projesi için Proje ve Danışmanlık)” açıklamasının bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce tarafların BA ve BS formları getirtilmiştir. Mali müşavir bilirkişi ... raporunda özetle; davacı ....Şti.’nin 2018 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, açılış onayları ve yıl sonu kapanış onaylarının yasal süresinde yaptırıldığını, ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğunu; davalı şirket vekili tarafından düzenlenen 2 adet faturanın davacı şirketin defter kayıtlarında kaydedilmemiş olduğunu, 31/12/2018 tarihli yevmiye defterinin 46. sayfasında kaydedilen 91 madde numaralı kapanış maddesinde davalıdan olan 1.077.934,00 TL alacak hesap bakiyesinin kapatılarak 2019 yılına devrettirildiğini, davalı şirket tarafından düzenlenen 6 adet toplam 710.625,00-TL tutarındaki çeklerin davacı şirketin mali müşaviri tarafından “imzasız olması nedeniyle çek vasfını taşımadığı” gerekçesiyle ticari defter kayıtlarına kaydedilmediğini; çeklerle davalı şirket tarafından düzenlenen irsaliyeli faturalar arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığı ile ilgili herhangi bir tespitlerinin bulunmadığını; davacının yevmiye defter kayıtlarında davalıya borç olarak kaydettiği 4 adet para transfer işlemlerine ait belgelerin (.... Bankası dekontları) rapor ekinde sunulduğunu, 3 adet para transfer işlemi dekontunda açıklama olarak “cari ödeme”, diğer 1 adet dekontta ise “avans ödemesi” ifadelerinin yazılı olduğunu, davalı şirkete hangi amaçla bu bedellerin gönderildiği hususunda yapılacak değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu; davacının ticari defter kayıtlarında davalı ile ilgili işlemlerin 2018-2019 ve 2020 yılı ticari defter kayıtlarında “136 Diğer Çeşitli Alacaklar” ana hesabı altında 136.01.002 alt hesap kodunda “....” hesabına kaydedilerek izlendiğini; taraflar arasında para alışverişi ilişkisinin bulunduğu hususunun 31/01/2018 tarihinde rapor ekinde sunulan yevmiye defter kayıtlarından anlaşıldığını; imzasız olarak düzenlenen çeklerin karşılığı ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığını, davacının defter kayıtları dikkate alındığında; taraflar arasında ticari ilişkiden ziyade 136 (Diğer Çeşitli Alacaklar) kaydı ile finansman ilişkisi bulunduğu hususunda kanaate varıldığını; çeklerin ödeme tarihleri ile icra takip tarihi arasındaki süre dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken davacı tarafça ilk çek tutarı için hesaplanan faiz tutarının 6 ile çarparak işlemiz faiz tutarına ulaşılmasının doğru olmadığını; keşide tarih sıralı kaydedilen ve 2. çekten sonraki çek keşide tarihlerinin icra takip tarihinden sonraki tarihlere isabet etmesi nedeniyle, faiz hesabı yapılmaması gerektiğinden dolayı toplam 1.550,23 TL işlemiş faiz hesaplandığını bildirmiştir. Aldırılan bilirkişi raporu somut olaya uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. Davalı vekili 04/01/2021 tarihli dilekçesi ile; müvekkiline ait defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını, bu amaçla da İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesi’ne talimat yazılmasını istediklerini bildirmiştir. Mahkememizce davalı defterlerinin incelenmesi amacıyla İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne talimat yazılmıştır. Mali müşavir bilirkişi .... 12/09/2021 tarihli raporunda özetle; davalı şirketin defter ve belgelerinin tarafına verilmesi için davalı vekilinin telefon numarasının bulunarak arandığını, telefon ile ulaşılamayınca davalı şirketin muhasebecisinin iletişim bilgilerinin istendiğini, davalı vekili tarafından muhasebeci ....’nun birkaç kez arandığını ancak aramalara dönüş yapılmayınca 30/05/2021 ve 31/05/2021 tarihinde yeniden watsaptan ....’ndan belgelerin istendiğini, tarafına belgeler sunulmayınca 03/07/2021 tarihinde tekrar arandığını ve watsaptan tekrar mesaj atıldığını, ayrıca 16/05/2021, 20/05/2021, 30/05/2021 ve 03/07/2021 tarihlerinde mail atıldığını ancak tarafına belge sunulmadığını, davalı tarafından kendisine aylardır belge sunulmadığını, davalı şirketin 2018 ve 2019 yılı defter ve belgelerinin mahkeme kalemine teslim edilerek inceleme günü belirlenmesi durumunda raporun düzenlenebileceğini bildirmiştir. Aynı bilirkişi 10/01/2022 tarihli ek raporunda özetle; davalı şirketin defter ve belgelerinin kendisine verilmesi için davalı vekili Av. ... ve ....’na yerinde inceleme yapılacağı hususunu mail ve watsaptan bildirdiğini ancak tarafına dönüş yapılmadığını, yine de mailde bildirilen saatte davalı tarafın bildirdiği adrese gittiğini ancak adreste iş yerinin kapalı olduğunu, kapıyı açanın olmadığını, şirket yetkililerine gönderilen mail ve adrese gidildiğine ilişkin fotoğrafları rapor ekinde sunduğunu, davalının defter ve belgelerine ulaşılamaması sebebiyle raporun düzenlenemediğini bildirmiştir. Bilirkişi, bu ek raporunun ekinde kendisi tarafından düzenlenen 20/12/2021 tarihli tutanak örneği ile 19/12/2021 tarihli mail yazışması örneğini, adrese ilişkin fotoğrafları sunmuştur. Bilirkişi tarafından sunulan 19/12/2021 tarihli mail yazısı incelendiğinde; bu mailin ... (...) adresine gönderildiği ve davalının defterlerinin bulunduğu adrese “20/12/2021 tarihinde 14:00-17:00 saatleri arasında incelemeye gidileceği, bu tarihte defter ve belgeler incelemeye sunulmaz ise ya da işyeri kapalı olur ise durumun tutanak altına alınarak mahkemeye bildirileceği” hususunun yazıldığı görülmüştür. Aldırılan bilirkişi raporları, toplanan ve sunulan deliller ile tüm dosya içeriğine göre; davacı tarafın “taraflar arasında ödünç ilişkisi olduğunu”, davalı tarafın ise “taraflar arasında hizmet ilişkisinin olduğunu” ileri sürdüğü, 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, yani somut olay yönünden; davacı tarafın “davalıya ödünç verdiğini”, davalı tarafın da “davacıya hizmet verdiğini” ispat etmekle yükümlü oldukları; taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davacı vekilinin müvekkili tarafından davalıya gönderilen para havalelerine ilişkin dekontlara da delil olarak dayandığı, davacının davalıya değişik tarihlerde banka havalesi ile toplamda 1.077.934,00 TL tutarında ödeme yaptığı; davacı defterlerinin usulüne uygun düzenlenmesi ve yasal tasdiklerinin bulunması nedeniyle davacı lehine delil olduğu; davacının davalıya gönderdiği dört adet para havalesinin davacı defterlerinde de kaydının bulunduğu, nitekim bu paraların gönderildiği hususunun esasen uyuşmazlık konusu da olmadığı, üç adet para transfer işleminin dekontunda “cari ödeme” açıklamasının, bir adet dekontta ise “avans ödemesi” açıklamasının yazılı olduğu; davacının 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinde davalı ile ilgili olan işlemlerin “136 Diğer Çeşitli Alacaklar” ana hesabı adı altında izlendiği, toplam 1.077.934,00 TL tutarındaki ödemenin yevmiye defterlerinde de kayıtlı olduğu; bunun yanı sıra davalının da davacıya toplam 710.625,00-TL bedelli çekleri imzasız bir şekilde verdiği, çek alındı bordrosunun ise davalı imzasını taşıdığı, bu çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı; davalı tarafından düzenlenen 17/01/2018 tarihli 063218 seri numaralı KDV dahil toplam 295.000,00 TL tutarlı ve 17/01/2018 tarihli 083221 seri numaralı KDV dahil 200.000,00 TL tutarlı irsaliyeli faturaların da davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı BA'larında da gözükmediği; davalı tarafın verilen kesin süreye rağmen defter ve belgelerini inceleme adresinde hazır bulundurmaması nedeniyle kendi defterlerinin incelenmesinin önüne geçtiği, bu nedenle tarafların defter kayıtlarının karşılaştırması yapılamadığı gibi davalının düzenlediği faturaların davalı defterlerinde kaydının olup olmadığı hususlarının da belirlenemediği; davacı defterlerinde davalı tarafından düzenlenerek imzasız şekilde ve çek alındı bordrosu ile verilen çeklerin karşılığı ödeme yapıldığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı, davacı defterlerinde davalı ile ticari ilişkisinin olduğuna ilişkin bir işlem kaydına da rastlanmadığı; dolayısıyla; davalının, davacıya söz konusu faturalara ilişkin hizmeti verdiğini yani "taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacıya yaptığı toplam 1.077.934,00 TL tutarındaki ödemenin bu ticari ilişki sebebiyle yapılmış bir ödeme olduğu, dava ve takibin konusu olan çeklerin müvekkili tarafından verilen hizmetin teminatı olduğu" yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, dilekçesinde açık bir şekilde yemin deliline de dayanmadığı; davacının kendi defterlerindeki kayıtlar ve banka dekontları ile taraflar arasındaki ödünç ilişkisini ispatladığı, bu nedenle davalının takipte asıl alacak miktarına yönelik itirazında haklı olmadığı; buna karşılık takibe konu çeklerin üzerinde keşideci imzalarının bulunmaması nedeniyle kambiyo niteliklerinin bulunmaması nedeniyle işlemiş faiz istenebilmesi için davalının temerrüte düşürülmesi gerektiği, davalının ise davacı tarafça icra takibinden önce temerrüte düşürülmediği, bu nedenle takipte işlemiş faiz istenemeyeceği, davalının işlemiş faize yönelik itirazında haklı olduğu anlaşıldığından; davanın asıl alacak miktarı üzerinden kabulüne, işlemiş faizle ilgili fazlaya ilişkin davacı isteğinin ise reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Alacak likit olduğundan davacı yararına asıl alacak miktarının % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline; davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediğinden, reddedilen kısım yönünden davalı vekilinin tazminat isteğinin ise reddine karar vermek gerekmiş, davaya ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; Davanın KISMEN KABULÜ ile; İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2018/4839 sayılı dosyasında davalının 710.625,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip talebinde belirtilen koşullarda devamına, Davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava müvekkili ticari defter ve belgelerinin bilirkişi incelemesine sunulamaması sebebiyle müvekkil aleyhine sonuçlandığını, eski vekilin beyan tarihi olan 02.01.2020 tarihinden yaklaşık 2 ay sonra 09.03.2020 tarihinde Müvekkil şirket adresi ".. . Mah. .. Sok No:.. Menderes İzmir" adresine taşındığını, verilen inceleme günü ile müvekkili işbu adres değişikliği arasında çok kısa bir zaman bulunduğundan iletişim kopukluğu yaşanmış ve bu sebeple bu adres değişikliğinden eski vekilin haberdar olma imkanı doğmadığını, yaşanan bu karışıklık sebebiyle müvekkili kusuru bulunmaksızın defter ve belgelerini süresinde yerel mahkemeye ibraz edemediğini, geri dönülmez zararlara uğradığını, müvekkili defter ve belgeleri incelenmiş olsa idi haklılığı ispat edilecek ve bu uğurda yaşanan hak kayıplarının önüne geçilebileceğini, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi haksız olup, Bağımsız Bilirkişi SMMM .... tarafından alınan rapor ile bu konu kanıtlandığını, taraflar arasında ticari ilişki kurulmak suretiyle müvekkili şirketten danışmanlık hizmeti alındığını, bu hususta davacı tarafın gerçeğe aykırı beyan ve iddialarını kabul etmediklerini, taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle avans ve cari ödeme altında bir kısım ödemeler yapıldığını, kambiyo senedi düzenlemek veya kambiyo senedi kabul etmek ticaret hayatı içerisinde hayatın olağan akışına uygun yapılan işlemler olduğunu, Mevzuat gereğince tacir olan gerçek ve tüzel kişilerin bu konuda Kanunlarda ve Yargıtay kararında belirtilen şekilde tacir olmanın mükellefiyetlerini yerine getirmesi gerektiğini, 710.625,00-TL toplam bedelli çekler en temel unsurlardan imzasının olup olmadığı incelenmeden teslim alındığını, dolandırıcılık iddiası bulunmasına rağmen herhangi bir suç duyurusu yapılmadığını, 710.625.00 TL lık çeklerin işleme alınmaması gerektiğini, zira bu çeklerin makinaların teslim edilmesi aşamasında teminat olarak verildiğini ve hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiğini, davacı ...şti. kötü niyetle hareket ederek herhangi bir alacağa dayanmayan 710.625.00 TL lık hatır çeklerini tahsil etmeye çalışması ve bu çeklerin tahsili halinde davacı tarafa sebepsiz zenginleşme imkanı vererek haksız yere müvekkil şirkete teminat çekleri kadar maddi zarara uğramasına sebebiyet vereceğini, davacının ticari hayatta örtülü kazanç elde etmek maksadıyla kurmuş olduğu ikinci şirketi üzerinden müvekkili makine alışverişi yapmış olup, sanki davacıya borcu varmış gibi gösterildiğini, istinaf talebinin kabulüne, usul ve kanuna aykırı Mahkeme kararının kaldırılmasını ve yeniden esas hakkında taleplerimiz doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Davacı vekilince; taraflar arasında yazılı anlaşmanın olmadığı, müvekkili tarafından davalıya borçlarını ödeyebilmesi amacıyla finansman olarak toplam 1.077.934,00 TL tutarında banka kanalıyla para havalesi yapıldığı, davalının da söz konusu bu bedelin müvekkiline iadesini teminen ....'a ait çekleri, çek teslim bordrosu ile müvekkiline teslim ettiği, çeklerde imza eksikliği bulunduğu ve bu eksikliğin tamamlanmadığı beyanı ile alacağın tahsili için başlatılan takipte itirazın iptali talep edilmiştir. Davalı vekilince, müvekkili tarafından davacıya proje danışmanlık hizmeti verildiği, davacının bu hizmet karşılığında davalıya cari ödeme ve avans ödemesi olarak ödemeler yaptığı, taraflar arasında kesilen faturalar ile varılan mutakabat ile dava konusu çeklerin teslim bordsosu ile sehven imzalanmadan verildiği, sonradan yapılan kontrolde taraflar arasında yapılan hesaplamalarda hatalar olduğunun anlaşıldığı beyanı ile davanın reddi talep edilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, usülüne uygun ihtara rağmen davalının defterlerini inceleme için hazır bulundurmamasına, davacının banka dekontları ve ticari defterlerindeki kayıtlara göre ödünç verdiği hususunu ispatladığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2022 tarih ve 2019/105 Esas 2022/334 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 48.542,79 TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 12.178,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 36.364,79 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17.06.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/689, K. 2026/1450, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-689-e-2026-1450-k-841cbcb4a778