Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5736 E. 2026/2932 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5736
Karar No
2026/2932
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/134 E., 2025/308 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda,... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 72... parsel sayılı 1.316,49 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bahçe vasfındaki taşınmaz ile üzerindeki deponun 10 yıldan beri ... kullanımında olduğu" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde;...Mahallesi 2 72... parsel sayılı taşınmazın 1.008,00 m² yüzölçümündeki kısmının kullanım hakkını 26.08.1992 tarihinde davalı ile birlikte müştereken 1/2 payları oranında satın aldıklarını ve kendisine isabet eden kısma yönelik emlak vergilerinin düzenli olarak ödendiğini ileri sürerek, iddiasına konu kısmın 1/2 payının adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı ile birlikte satın aldıkları yerin dava konusu yerle ilgisi bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.06.2021 tarihli ve 2018/339 Esas, 2021/249 Karar sayılı kararı ile "... dava konusu taşınmaz Hazine adına orman dışına çıkartılarak Hazine adına tespit edildiğinden tescile ilişkin talebin dinlenme olanağının bulunmadığı, kullanıcı şerhine yönelik istem yönüyle ise Sultanbeyli Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğünce, dava konusu 2 72... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak gönderilen tespit formunun dava konusu 2 72... parsel sayılı taşınmaz ile bu taşınmaza komşu 2 72... parsel sayılı taşınmazları kapsadığı, tespit formuna göre davacının 1/3, davalının ise 2/3 oranında pay sahibi olduklarının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle davacının tescile yönelik davasının reddine, 2 72... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki "... bahçe üzerindeki bina 10 yıldan beri ... oğlu ...'in fiili kullanımındadır..." şerhinin iptaline, beyanlar hanesine "taşınmazın 1/3 hissesi davacının, 2/3 hissesi de davalının tasarruf ve zilyetliğindedir" şerhinin yazılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili, davalılar ...vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 24.04.2024 tarihli ve 2023/5011 Esas, 2024/2749 Karar sayılı ilamıyla ''davacının dayandığı Sultanbeyli Belediye Başkanlığı Harita Müdürlüğünün tespit formu içeriğinde bulunan koordinatlı krokinin, teknik bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz ile bu taşınmaza komşu olup, beyanlar hanesinde davacı yararına şerh verildikten sonra 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu (6292 sayılı Kanun) uyarınca davacıya satılan 593,70 m² miktarındaki komşu 2 72... parsel sayılı taşınmazı kapsadığı ve sözü edilen parsel miktarlarının tarafların tespit tutanağı içeriğinde nispetleri belirtilen payları ile de uyumlu olduğu, kullanım kadastrosunun amacının tespit günü itibari ile taşınmazların kimin fiili kullanımında olduğunun belirlenmesine yönelik olup, dosya kapsamında alınan beyanlara göre, tespit günü itibari ile taşınmazda davacı yanın fiili bir kullanımının bulunduğu da ortaya konulamadığı, davanın ispatlandığından söz edilemediği, İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucunda karar verilmesinin isabetsiz olduğu'' gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacının dayandığı Sultanbeyli Belediye Başkanlığı Harita Müdürlüğünün tespit formu içeriğinde bulunan koordinatlı krokinin, teknik bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz ile bu taşınmaza komşu olup, beyanlar hanesinde davacı yararına şerh verildikten sonra 6292 sayılı Kanun uyarınca davacıya satılan 593,70 m² miktarındaki komşu 2 72... parsel sayılı taşınmazı kapsadığı ve sözü edilen parsel miktarlarının tarafların tespit tutanağı içeriğinde nispetleri belirtilen payları ile de uyumlu olduğu, kullanım kadastrosunun amacının tespit günü itibari ile taşınmazların kimin fiili kullanımında olduğunun belirlenmesine yönelik olup, dosya kapsamında alınan beyanlara göre, tespit günü itibari ile taşınmazda davacı yanın fiili bir kullanımının bulunduğu da ortaya konulamadığı ve davanın ispatlanamadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usule ve kanuna aykırı bozma ilamına dayandığından usule ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, dosyada mübrez bilirkişi raporlarının müvekkilinin lehine olduğunu, aksi yönde bilirkişi raporu olmadan mülkiyet hakkı kapsamında aleyhe değerlendirme yapılmasının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu, uyma kararına esas alınan Yargıtay ilamının usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin kadastro tarihi itibarıyla davaya konu taşınmazı fiili olarak kullandığına yönelik dosya kapsamında davalı tarafın ikrarının bulunduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının da bu doğrultuda olduğunu, 6292 sayılı Kanun uyarınca müvekkiline satılan 593,70 m² yüzölçümünün dava konusu edilen 2 72... parsele komşu 2 72... parseli kapsadığı, dava konusu 500,00 m²lik 2 72... parselin dahilindeki miktarların Belediye Harita Müdürlüğünün onaylı tespit tutanağı (formu) içeriğinde bulunan koordinatlı krokinin teknik bilirkişilerin iki defa verdikleri raporlardan da anlaşılacağı gibi belirtilen payların tespit tutanağı sol dış ölçüsüne aynen uyduğunu, 13 parsele sınır teşkil edip, 2 72... numaralı parselle ilişkisinin bulunmadığını, 26.08.1992 tarihli satış senedinde (A6) özel parsel olarak davalı ile birlikte 1.008,00 m²lik arsa nitelikli 1/2 1/2 hisseler şeklinde satın alınıp aynı tarihte Sultanbeyli Belediyesine müvekkilli tarafından verilen 500,00 m²lik arsa beyannamesi ile bugüne kadar muntazam şekilde vergi ödemesinin yapıldığını, 02.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin haricen satın aldığı 500,00 m²lik arsanın 2 72... parsel içerisinde bulunduğu kanaatine varıldığını, ... adına yapılan şerhlerin terkin edilmesinin taşınmazın 500,00 m²sinin müvekkil ...'in kullanımında olduğunun şerhinin verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığını, ilgili rapora rağmen bozma kararı veren ilgili Hukuk Dairesinin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Sultanbeyli Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğünce söz konusu 2 72... parselin bulunduğu yere ilişkin gönderilen tespit formunun dava konusu 2 72... numaralı parsel ile bitişiğindeki 11 numaralı parselin bulunduğu yere ait olduğunu, alanının 1.933,14 m² olarak hesaplandığını, müvekkilinin hissesinin 1/3, davalının hissesinin ise 2/3 olarak gösterildiğini, tutanakta davalının imzasının mevcut olduğunu, bozma kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, kadastro tespit tutanağının yok hükmünde olduğunu, belediye tespit tutanağının mevcudiyeti göz ardı edilerek gerekli araştırmalar yapılmadan düzenlenen kadastro tespit tutanağının hukuk aleminde bir sonucunun bulunmadığını, fiili kullanımının açıkça müvekkilininde olduğu dosyadaki mevcut deliller ile ispatlı olmasına rağmen bozma ilamının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Yargıtayca resen bir bilirkişi incelemesi de yaptırılmadığı nazara alındığında aksi yönde görüş ile bozma kararı vermesinin açıkça yasal dayanaktan yoksun mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacının hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davalı lehine konulan şerhin terkin edilip edilemeyeceği ve davacı yararına kullanıcı şerhi verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5736, K. 2026/2932, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5736-e-2026-2932-k-409dcdbfe2e7