Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5669 E. 2026/4065 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5669
- Karar No
- 2026/4065
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/931 E., 2025/935 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akkuş Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/152 E., 2025/33 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 5 79... parsel sayılı 830 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1980 yılından beri 1/2 hissesi ..., 1/2 hissesi ... tarafından tarla olarak kullanılmaktadır" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 5 79... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığını, 1/2'sinin davacı, 1/2'sinin ise davalı ... kullanımında olduğunun şerh edildiğini, taşınmazın müvekkiline anne ve babasından kaldığını, 1950 yılından beri müvekkilinin kullanımında olduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkiline ait ev, ahır ve fırını içinde bulunduran 2 28... parselin devamı niteliğinde olduğunu, dava konusu taşınmazda davalı ...'nün zilyetliği olmadığını belirterek, taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhin kaldırılarak taşınmazın tamamının müvekkilinin kullanımında olduğunun şerh edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının dava açmasında hukuki yararı bulunmadığını, iddialarının asılsız olduğunu, taşınmazın tamamını davacının kullanmadığını, bir kısmının kendisi ve akrabaları tarafından kullanıldığını, davacının zilyetliğinin kesintiye uğradığını davacının da bu durumu ikrar ettiğini, taşınmaz üzerinde kendisine, amcası ...'ye ve akrabası... ile babası ...'ye ait su gözleri ve depoları olduğunu, davacının bu depoları akrabalarını kandırıp, yıktırdığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ... "dava konusu olan parsel evveliyatında tüm köyün hayvan otlatmak amacıyla kullandığı bir yerdi, taşınmazın 2B kapsamına alınması ile birlikte taraflar arasında taşınmazın kime ait olduğuna ilişkin bir anlaşmazlık yaşanmaya başlandı, dava konusu parsel her iki tarafında evlerine yakın olduğundan her iki taraf bu parseli sahiplenmeye çalışmaktadır, esasına bu yer tüm köyün ortak kullanımında olan bir yerdir, son yıllarda köyün gençlerinin göç etmeye başlamasıyla birlikte köyde nüfus azaldığından dava konusu yer atıl kaldı, kimse tarafından kullanılmadı. Evveliyatında şuan yol olarak kullanılan yer üzerinde ortak kullanım için kullanılan bir su deposu vardı, yol geçmesiyle birlikte eski su deposu yıkıldı, önceki su deposu bu mahallede yaşayan yaklaşık 6 hane tarafından kullanılıyordu, (..., ....) ancak yol geçtikten sonra davacı ... şuan parsel içerisinde yer alan depoyu kendi kullanımı için inşa etmiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... beyanında, taşınmazın uzun zamandır kimse tarafından ekilip biçilmediğini, yol geçmeden önce davacıya ait parselin devamı niteliğinde olduğunu bildiklerini, ... ve ..., dava konusu köyde yaşamadıklarını köye geldiklerinde taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğunu gördüklerini beyan etmişlerse de beyanlarının duyuma dayalı olması, taşınmazın bulunduğu köyde yaşamamaları sebebiyle beyanlarına itibar edilmemiş olup davacının iddia ettiği şekilde taşınmazın sadece kendi kullanımında olduğuna yönelik yeterli vicdani kanaate ulaşılmadığından davanın reddine karar verilmiş, bu dava çeşidinde husumetin tespit maliki olan Hazineye ve beyanlar hanesinde ismi yazılı kişilere yöneltilmesi zorunlu olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yapılan keşif ve uygulama sonucunda, dava konusu taşınmazda davacının taşınmazda ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmazın eskiden tüm köylünün kullanımında olan, tespit öncesinde ise kimsenin kullanımında olmayan bir yer olduğu, nitekim ziraat bilirkişi raporunda da zeminin işlenmemiş olduğu ve 1-2 yıllık fidanların bulunduğu anlaşılmakla davacının taşınmazdaki ekonomik amaca uygun zilyetliğini ispatlayamadıklarının anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince davacının davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verilmiş olduğunu, keşif sırasında sadece iki mahalli bilirkişi dinlenildiğini, beyanların çelişkili olduğunu İlk Derece Mahkemesinin mahalli bilirkişi beyanını esas alarak karar verdiğini, tüm bilirkişiler ve tanıkların beyanlarında geçen müvekkilinin taşınmazından yol geçtiği ve ikiye bölündüğünü dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesince tanık beyanlarındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, tanıklarından ...'nün keşif mahallinde dinlenmediğini, delillerin takdirinde isabetsizlik yapıldığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, ek bilirkişi ve keşif yapılması taleplerinin dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.