Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5222 E. 2026/3370 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5222
- Karar No
- 2026/3370
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/658 E., 2025/950 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Van Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/27 E., 2023/30 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Van ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 44 parsel sayılı ve 20.460,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 51... parsel numarasıyla 13.007,24 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait 44 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiği iddiasına dayanarak, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı taraflar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava konusu taşınmazın tesis kadastro paftası incelendiğinde, taşınmazın ..., kuzey ve güney yönünde yolun bulunduğu, taşınmazın batısında ise eski 46 parsel (yeni 1 13... parsel), eski 47 parsel (yeni 1 13... parsel), eski 48 parsel (yeni 1 13... parsel) ile eski 45 parselin (yeni 1 13... parsel) bulunduğu, taşınmazın tesis kadastro paftasına göre batı sınırında yol bulunmadığı görülmüştür. Taşınmazın tesis kadastro paftası ile takeometrik değerlere göre oluşan sınırları çakıştırıldığında taşınmazın ... sınırı hariç batı, kuzey ve güney tesis kadastro paftasının takeometrik sınırlara uygun düzenlenmediği dolayısıyla tesis kadastrosunda takeometrik ölçü krokisi ve ölçü değerlerine göre hatalı tersimden kaynaklı tersimat hatası yapıldığı tespit edilmiştir. Taşınmazın yenileme kadastro pafta sınırı tesis kadastrosu, yenileme kadastro pafta sınırı ve takeometrik değerlere göre oluşan sınır ile çakıştırıldığında; taşınmazın güney yönünde yenileme kadastro pafta sınırı ile takeometrik değerlere göre oluşan sınırın genel hatları ile uyuştuğu (uyuşmayan kısımların tecviz sınırları içerisinde kaldığı), her iki sınırın tesis kadastro pafta sınırı ile uyuşmadığı, taşınmazın ... yönünde yenileme kadastro pafta sınırının birbiri ile uyuşan takeometrik değerler ve tesis kadastro pafta sınırı ile uyuşmadığı, taşınmazın kuzey yönünde tesis kadastro pafta sınırı, takeometrik değerlere göre oluşan sınır ile yenileme kadastro pafta sınırının hiçbirinin birbiri ile uyuşmadığı, taşınmazın batı sınırında yenileme kadastro çalışması ile tesis kadastro paftasında bulunmayan yolum açıldığı, batı sınırında tesis kadastro paftası, takeometrik değerlere oluşan sınır ile yenileme kadastro pafta sınırının hiçbirinin birbiri ile uyuşmadığı görülmüştür. Taşınmazın 1958-1963-19 78... yılı hava fotoğrafları ile ortofoto haritalarında zeminde taşınmazın doğusunda ve kuzeyinde belirgin olarak bulunan yol sınırı zamanla değişmediğinden mahkememizce sabit sınırı olarak kabul edilmiş olup yol sınırı ile yenileme kadastro pafta sınırının uyumlu olduğu dolayısıyla taşınmazın ... ve kuzeyinde tesis kadastro paftası ve takeometrik değerlere göre oluşan sınırlarda ölçü, ve sınırlandırma hatası hatası yapılmış olduğu, yenileme kadastro pafta sınırında ise sabit yol sınırına uyulmakla herhangi bir hata yapılmamış olduğu, taşınmazın güneyinde belirgin olarak bulunan yol sınırı zamanla değişmediğinden mahkememizce sabit sınırı olarak kabul edilmiş olup yol sınırı ile yenileme kadastro pafta sınırı ile takeometrik değerlere göre oluşturulan sınırın uyumlu olduğu, dolayısıyla taşınmazın tesis kadastro pafta sınırında güney yönünde tersimat hatasının bulunduğu, yenileme kadastro pafta sınırı ile takeometrik değerlere göre oluşan sınırında ise sabit yol sınırına uyulmakla herhangi bir hata yapılmdığı, taşınmazın batı sınırında tesis kadastro paftasında yol sınırı bulunmayıp komşu olarak 45-46- 47... parsellerin bulunmasına rağmen yenileme kadastro paftasında komşu 45-46- 47... parseller ile taşınmaz arasına yol sınırının açıldığı, 1958-1963-19 78... yılı hava fotoğraflarında da taşınmazın batı sınırında zeminde yolun bulunmadığı, taşınmazı komşu 45-46- 47... parseller ile sürüm izlerinin ayırdığı, zemindeki sürüm izleri zamanla değişmediğinden mahkememizce sabit sınırı olarak kabul edilmiş olup sürüm izleri ile takeometrik değerlere göre oluşan sınırın uyumlu olduğu, tesis kadastro pafta sınırı ve yenileme kadastro pafta sınırının zemindeki sürüm izleri ile uyumlu olmadığı, dolayısıyla tesis kadastro pafta sınırında tersimat hatası, yenileme kadastro pafta sınırında ise bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 665,62 metrekarelik alanda sınırlandırma hatası yapıldığı tespit edilmiştir. Kadastro güncelleme yönetmeliğinin 15/5. fıkrası uyarınca yenileme kadastro paftasında taşınmazın batı sınırındaki yolun gösterilebilmesi için tesis kadastro yapıldığı tarihte zeminde fiilen yol sınırın bulunması gerekmektedir. Tesis kadastrosunun yapıldığı 19 63... yılı hava fotoğrafları ile ortofoto haritalarında taşınmazın batı sınırında yolun bulunmadığı hatta ve hatta taşınmazın 2018 yılına kadar ki olan durumunda dahi yol açılmamıştır. Taşınmazın batı sınırında yol sonradan açıldığı varsayılması durumunda ise yol sınırının yenileme kadastro paftasında gösterilebilmesi kadastro güncelleme yönetmeliği 15/10 fıkrası uyarınca ancak ve ancak malikin muvafakati ile yapılabilmekte olup somut olayda yol sınırı ile yenileme kadastro çalışmalarında taşınmaz malikinden muvafakat alındığına dair bir bilgi ve belgeye de rastlanılmadığından yenileme kadastrosunda taşınmazın batı sınırında sınırlandırma hatası yapılmış olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Tesis kadastro paftasındaki hesap hatasına gelince; taşınmazın tesis kadastrosu takeometrik yöntemle yapılmış olup alan hesabı ise planimetre cihazı ile hesaplanmıştır. Taşınmazın planimetre karnesi getirtilerek harita bilirkişisi tarafından incelenmiş olup taşınmazın alan hesabı yapıldığı sırada 25 olarak alınması gereken katsayı kaba hesap hatası ile 40 olarak alınmıştır. Planimetre katsayısı 25 olarak alındığında taşınmazın yüzölçümü 12.778,88 metrekare olması gerekmektedir. Dolayısıyla taşınmazın tesis kadastro paftasında olması gereken yüzölçümü 12.778,88 metrekare olması gerekirken planimetre katsayı hesap hatası nedeniyle 20.460 metrekare olarak tapuya kayıt ve tescil edilmiştir. Bununla birlikte tesis kadastrosunda sınırlandırma hataları mevcut olduğundan taşınmazın zeminde kullanılan alan tesis kadastro paftasının sayısal alanından fazladır. Yenileme kadastro çalışmalarında ise taşınmazın yüzölçümü sınırlandırma hatası nedeniyle 13.007,24 metrekare olarak belilenmiştir. Her ne kadar harita bilirkişisi 29.09.2022 tarihli raporda taşınmazın sayısal alanının 13.672,86 metrekare olduğunu yazmış ise de; aynı raporun aşağısında yaptığı açıklamalardan anlaşılacağı üzere taşınmazın sayısal alanının 12.778,88 metrekare olduğunu yazmış olduğu anlaşıldığından sehven yenileme kadastrosunun iptali oluşacak sınırın 13.672,86 metrekarenin yazılmış olup mahkememizce taşınmazın tesis kadastrosundaki sayısal alanı olarak 12.778,88 metrekare esas alınmıştır. Sonuç itibariyle; yenileme kadastro çalışmalarında taşınmazın ..., kuzey ve güney sınırında zeminde bulunan sabit yol sınırına uyulmuş olup tesis kadastrosundaki yukarıda belirtilen hatalar giderilmiş ancak taşınmazın batı sınırında tesis kadastro tarihinde zeminde bulunmayan yol açıldığından yenileme kadastro çalışmalarında sınırlandırma hatası yapılmış olup taşınmazın batı sınırında zeminde yolun bitimindeki mevcut sürüm izleri ile takeometrik değerlere göre oluşan sınır uyumlu olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 51... parsel sayılı taşınmaz ile yol bakımından uygulama kadastrosu tespitinin iptali ile 1 51... parsel sayılı uygulama parselinin 29.09.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda yola denk gelen (A) harfiyle gösterilen 665,62 metrekare yüzölçümündeki bölümün 1 51... parsele eklenmek suretiyle parselin 13.672,86 meterekare olarak tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yenileme kadastro çalışmalarında taşınmazın ..., kuzey ve güney sınırında zeminde bulunan sabit yol sınırına uyulmuş olup, tesis kadastrosundaki raporda da belirtilen hatalar giderilmiş ancak taşınmazın batı sınırında tesis kadastro tarihinde zeminde bulunmayan yol açıldığından yenileme kadastro çalışmalarında sınırlandırma hatası yapılmış olup taşınmazın batı sınırında zeminde yolun bitimindeki mevcut sürüm izleri ile takeometrik değerlere göre oluşan sınır uyumlu olduğundan yerel mahkemece bu sınır esas alınmak suretiyle yenileme kadastrosunda bilirkişi raporunda yola denk (A) harfi ile gösterilen 665,62 metrekarelik alanın iptali ile davacıya ait 1 51... parsele eklenmesine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, mahkeme gözleminin teknik bir olgu olmayıp hükme esas alınamayacağını, delillerin yetersiz olduğunu, mahalli bilirkişi beyanlarının taraflı olduğunu, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.