Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1866 E. 2026/3367 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1866
Karar No
2026/3367
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3337 E., 2025/592 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/141 E., 2025/162 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, Mersin ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 59... (eski 1331) parsel sayılı 11.081,51 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmaz ve üzerindeki bahçenin ...'in kullanımında bulunduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; bilahare, 02.09.2015 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca dava dışı ...'e, daha sonra da 07.03.2016 tarihinde davalı şirkete satılarak tapuda kayden intikal ettirilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; 1331 parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduğunu ve murisi Hakim Uslu tarafından 1994 yılında taşınmazın satın alındığını ileri sürerek, taşınmazın mirasçılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın kadastro haritalarının sayısallaştırması çalışmaları kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalının dava konusu taşınmazı ...'ten satın aldığını, taşınmazı düzelterek imar edip kullandığını, taşınmazın Hazine adına ilk tescilinin 08.06.2010 yılında yapıldığını ve kesinleştiğini, davacının davayı 25.04.2021 tarihinde açtığını ve davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını ileri sürerek, davanın öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle reddini, aksi kanaatte ise husumet itirazı nedeniyle husumetten reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının talebinin kadastro tespiti öncesine dayalı bir hakka dayalı olduğu, tapu kayıtlarının incelenmesinde; dava konusu taşınmazda 2010 yılında kadastro çalışması yapıldığı ve tapulama tutanağının 08.06.2010 tarihinde kesinleştiği, davacının iddiasının kadastro çalışmasından öncesine dayandığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı kanun) 12/3. maddesine göre kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayalı olarak açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, bu durumda davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu ve dava tarihi itibariyle bu sürenin dolduğu, hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında itiraz üzerine ya da mahkemece resen değerlendirilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "3402 sayılı Kanun kapsamında 2010 yılında, davaya konu 1 59... (eski 331) parselin Hazine adına tespit gördüğü (davalı), tespitin 08,10.2010 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın tapuya tescil edildiği, 2016 yılında davalı şirkete satıldığı kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren, dava tarihi olan 29.04.2021 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde öngörülen ve mahkemece resen nazara alınması gereken 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının hak düşürücü süre geçtikten sonra kadastro öncesi sebebe dayanarak davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile 5.500 metrekarelik kısmının adına tescilini istediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği belirlenerek davanın hak düşürücü süreden reddine karar verildiği ve verilen kararın usul ve esasa uygun olduğu " gerekçeleriyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın tescilden sonra ortaya çıkan mülkiyetin devri ve zilyetlikten doğan mülkiyetin tescili talebi olduğunu, 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, kadastro tespitinin kesinleşmesi hususunun araştırılmadığını, hak düşürücü sürenin dar yorumlanmasını ve mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaması gerektiğini ve uzun süreli zilyetliğe üstünlük tanınması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hak düşürücü sürenin somut olayda geçip geçmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacnın yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1866, K. 2026/3367, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1866-e-2026-3367-k-627c862fa8f6