Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2325 E. 2026/3366 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2325
- Karar No
- 2026/3366
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1942 E., 2025/1730 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/301 E., 2023/120 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dosya davacıları ... ve arkadaşları vekili, asıl dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosya davacıları ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 132 parsel sayılı 5.100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hisseleri davacılar murisleri adına kayıtlı iken; Hazinenin açtığı dava sonucunda Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1488 Esas, 1999/486 Karar ve 1994/469 Esas, 1997/1155 Karar sayılı kararları ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 2. Asıl dosya davacıları ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; uyuşmazlık konusu 132 parsel sayılı taşınmazın evveliyatında hisseli olarak tapuda müvekkillerinin murisi adına kayıtlı taşınmaz olup, Hazinenin açtığı dava sonucunda Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1488 Esas ve 1999/486 Karar sayılı ilamı ile tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tescil edildiğini, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca iade hakkına sahip olduğunu, bu hususta idareye başvuruda bulunmasına karşın taşınmazın kendisine iade edilmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında kaldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacıları ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; 132 parsel sayılı taşınmaz evveliyatında hisseli olarak tapuda müvekkillerinin murisi adına kayıtlı taşınmaz olup, Hazinenin açtığı dava sonucunda Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/469 Esas ve 1997/1155 Karar sayılı kararı ile tapusunun iptal edilerek Hazine adına tescil edildiğini, 6292 sayılı Kanun uyarınca iade hakkına sahip olduğunu, bu hususta idareye başvuruda bulunmasına karşın taşınmazın kendisine iade edilmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tescili, olmadığı takdirde 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında kaldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın idari yargının görev alanına girdiğini ileri sürerek, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "iddianın ileri sürülüş şekline göre dava; henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptali ile tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yönelik olduğu, dolayısıyla işin idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu; davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs gibi hukuki ilişkinin bulunmadığının görüldüğü, bu duruma açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2. bendin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları" ve "idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varıldığı" gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleşen dosya davacıları ve vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Ana davada davacı tarafça, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz iadesi gereken yerlerden olduğunun tespiti; birleşen davada ise aynı iddiasıyla taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescili ve terditli olarak taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz iadesi gereken yerlerden olduğunun tespiti istenilmekte olup, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, idareye başvurup başvurmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/1-a ve (b) bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazın bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazın yerine rayiç bedelin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması şeklindeki faaliyetlerin birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu; davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, açılan davanın, 2577 sayılı Kanunun 2. bendin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar ile 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır." şeklinde açıklandığı üzere, davacının 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan iade talebine yönelik davasının idari yargının görev alanına girdiği, İlk Derece Mahkemesince de bu gerekçeyle davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçeleriyle asıl ve birleşen dosya davacıları Havana ve arkadaşları vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl dosya davacıları ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu talebin tespit istemine ilişkin olduğunu, 20 yıllık zilyetlikle mülk edinme süresi dolmasa bile dava konusu taşınmazın eski sahiplerine iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Birleşen dosya davacılar ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu talebin tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğunu ve adli yargının görevli olduğunu, kanunda taşınmazın iadesi için aranan şatların mevcut olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Asıl dosya davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu talebin tespit istemine ilişkin olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, 20 yıllık zilyetlikle edinme süresi dolmasa bile dava konusu taşınmazın eski sahiplerine iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında dava konusu taşınmazın bedelsiz iadesi isteminin adli yargı merciinde çözümlenip çözümlenemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl dosya davacıları ... ve arkadaşları vekili, asıl dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosya davacıları ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Asıl ve birleşen dosya davacıları ... ve arkadaşlarına ait 732,00'şer TL onama harçlarının temyiz edenlere ayrı ayrı mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.