Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4985 E. 2026/2305 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4985
- Karar No
- 2026/2305
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1484 E., 2025/519 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/410 E., 2023/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 27... parsel sayılı 988,31 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "İşbu parsel üzerindeki zeytin ağaçları... kızı ..., .... kızı ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... kızı ..., ... kızı ...'e aittir." şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... Mahallesi çalışma 1 27... parsel sayılı taşınmazı ve içinde yer alan zeytin ağaçlarını, taksim sonucu adına kayıtlı 1 28... parsel sayılı taşınmazla birlikte kullandığını, imar ve ihya ederek 50 yıla yakın zamandır malik sıfatıyla zilyetliği altında bulundurduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ettikten sonra, yargılama sırasında mahallinde yapılan keşif esnasında alınan beyanında, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünü 1970'li yıllardan beri kendisinin kullandığını belirterek, bu bölümün kendi adına, (B) harfi ile gösterilen bölümün ise ... mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacı adına tescil edilmesini gerektiren maddi ve hukuki geçerli bir sebep bulunmadığı gibi, davacının iddialarını sübuta erdiren bir bilgi ve belgenin mevcut olmadığını, dava konusu taşınmazın imar planı içinde bulunup bulunmadığını, orman olup olmadığının araştırılması gerektiğini ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılar ... ve arkadaşları cevaplarında; dava konusu taşınmazın ve muhdesatların murisleri tarafından kullanılarak yetiştirildiğini belirterek, taşınmazın ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın 1965 yılında seri bazda (Güllük-Yakaköy serisi) yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sayılmayan yerde kaldığı, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1968 yılında herhangi bir belirtme yapılmaksızın tespit harici bırakıldığı, keşif mahallinde dinlenen mahalli ve tespit bilirkişileri ile taraf tanıklarının taşınmazın tamamının bir bütün halinde tarafların babası ...'ya ait olduğunu, içerisinde dikme ve deliceden aşılama zeytin ağaçları bulunduğunu, bunun dışında taşınmazın tarımsal faaliyet yapmaya uygun olmadığını, ...'nın taşınmazı 2015 yılında vefat edinceye kadar kendisinin kullandığını, çocuklar arasında taksim yapılıp yapılmadığını bilmediklerini, davacının kendisine ait olduğunu belirttiği (A) harfi ile gösterilen bölümün de babaları ... tarafından kullanıldığını, içerisindeki zeytin ağaçlarının davacıya ait olduğuna dair bilgilerinin olmadığını, babalarının vefatından sonra (A) harfi ile gösterilen bölümün davacı tarafından tel çitle çevrildiğini, davacının İzmir'de yaşadığını, köye gidip geldiğini beyan ettikleri, dava konusu taşınmazın (A) ve (B) harfiyle gösterilen bölümlerinin gerek toprak yapısı gerekse bitki örtüsü, ağaç gövde ve yaşı bakımından benzer olduğu, zeytin ağaçlarının taşınmaza zeytinlik vasfı kazandıracak sayıda olduğu, taşınmazın 1985-1990 yıllarında imar ihyasının tamamlandığı, 1974, 1992, 20 09... yılı hava fotoğraflarında üzerinde zeytin ağacı bulunan açıklık alan olduğu, 1978 yılı memleket haritasında kuzeyinde zeytin ağacı rumuzu, güneyinde çalı ve ibreli ağaç rumuzu bulunan yeşil renkli alanda kaldığı, 19 96... yılı memleket haritalarında zeytin ağacı ve geniş yapraklı ağaç ile yapı rumuzu bulunan kısmen açık kısmen yeşil renkli alanda kaldığı, 2004-2021 tarihleri arasındaki uydu fotoğraflarında zeytin ağacı bulunan açıklık alan olduğu, her ne kadar taşınmazın klizimetre ile yapılan ölçümde %35 eğime sahip olduğu tespit edilmişse de Yargıtay kararları gereği evveliyatı açıklık olan taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1/j maddesi gereği toprak muhafaza karakteri taşımadığı, her iki bölüm yönünden de ... ve mirasçıları lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu, davacının (A) harfi ile gösterilen bölümün kendisine ait olduğu yönündeki iddiasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 27... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tarla vasfıyla ... ve ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın eğiminin %12'den fazla olduğunu, bu nedenle ekonomik amaca uygun zilyetlikten bahsedilemeyeceğini, makilik ya da orman olan arazilerde mevcut delicelerin aşılanmasının imar ihya faaliyeti sayılamayacağını, imar planı içinde bulunan taşınmazların ve 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz malların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın vergisinin verilip verilmediğinin araştırılmadığını, üzerindeki muhdesatlarla davacı arasındaki illiyet bağının kurulamadığını, imar ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını, bilirkişi raporundaki çelişkiler giderilmeden ve itirazlar değerlendirilmeden Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz hakkında davanın kabulü yönünde verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, taşınmaz üzerinde davacı ... ... mirasçıları lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, dava konusu taşınmazın 1965 yılında Güllük ve Yakaköy serileri içinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda sarıya boyalı orman sayılmayan alanda kaldığı belirtilerek, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilmiş ise de, bu kapsamda yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olduğundan söz edilemez. Şöyle ki; seri bazda yapılan orman kadastrosunda tahdit sınırına bitişik olmayan dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığını tespit etmek için, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planının, dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi ve neticesine göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Zira, yörede orman kadastrosunun seri bazda (seri usulde) yapılması durumunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dışında kalan taşınmazlar yönünden orman kadastro komisyonlarınca inceleme yapılmadığı ve taşınmazların niteliği belirlenmediğinden, o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırmasının varlığından söz edilemeyeceği, bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadıklarının ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması ve üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin incelenmesi suretiyle belirlenmesi gerekeceği açıktır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilâmlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile birlikte yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, dava konusu taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler, fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ile orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, anılan hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.