Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4350 E. 2026/2490 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4350
Karar No
2026/2490
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1488 E., 2025/886 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/8 E., 2023/8 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1 20... parsel sayılı 2.642,79 m² yüzölçümdeki taşınmaz, yeni 19 57... parsel numarasıyla 3.116,22 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davacı adına kayıtlı eski 1 20... parsel sayılı 987,14 m² yüzölçümdeki taşınmaz ise yeni 19 57... parsel numarasıyla 1.257,37 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu neticesinde, müvekkili olan davacıya ait ... Mahallesinde bulunan (eski 1 20... parsel) 19 57... parsel sayılı taşınmazın, davalılara ait eski 1 20... yeni 19 57... parsel ile olan sınırının değiştiğini, davacıya ait olan kısmın davalılar adına tescil edildiğini, uygulama kadastrosu çalışmalarını askı cetveli ilanında öğrendiğini ve 30 günlük hukuki süre içinde itiraz ettiğini, davacının uzun zamandan beri bu taşınmazı kullandığını, 2017 yılında aplikasyon çalışmalarının yapıldığını ve resmi kayıtlara göre sınırlarının belirlendiğini, davalılara da bu konuda bilgilendirme yaparak kendilerinin de aplikasyon çalışması yaptırmalarını istediğini, davalıların sınır belirlemesini kabul ettiğini ve davacının akabinde bu kısmı çitle çevirdiğini, 2018 yılında hurma ağaçları ekip bu zamana kadar da bakımını yaptırdığını ve halen de yaptırmakta olduğunu ileri sürerek, davacıya ait olan 19 57... parsel ile davalılara ait olan 19 57... parsel arasındaki sınırda kalan kısma ilişkin itirazın kabulü ile tespitin iptaline ve bu bölümün davacı adına tespit ve tesciline, dava sonuna kadar tedbiren mahsulün toplanmamasına kararı verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...vekili cevap dilekçesinde; taşınmazlar arasındaki sınırın çok eski yıllara dayandığını, 1998 yılında yapılan kadastro çalışmalarında sınırın yanlışlıkla bir miktar müvekkili olan davalıdan tarafa kaydığını, o dönemki teknik sorunlar ve davalının o dönem köyde olmayışı nedeniyle yanlışlığın fark edilemediğini, kadastro çalışması bittikten sonra aradaki kadim sınırın taraflarca kullanıldığını, davacının sınırı değiştirmeye çalıştığını, davalının sınır değişikliğine onayının olmadığını, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi çalışmasıyla yanlışlığın giderildiğini beyan ederek, davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''mahallinde keşif yapıldığı, mahalli ve tespit bilirkişilerinin ayrıntılı beyanlarının alındığı, mahalli bilirkişiler beyanlarında özetle; davaya konu parsellerin arasındaki tel çitin önceden olmadığı, yeni çekildiği gösterdikleri beton merdivenden aşağı doğru inen hattın sınır olduğu, sınırdaki meşe ağacının da ata dede sınırı olduğunu bildiklerini beyan ettiği, tespit bilirkişilerinin mahalli bilirkişilerle aynı sınırı gösterdiğini, davacı tanığının sınırı tam bilmediğini ve tel çitin 4-5 yıl önce çekildiğini, davalı tanıklarının mahalli bilirkişisi ve tespit bilirkişisi ile aynı sınırı göstererek beyanda bulundukları, keşif sonucu dosyaya sunulan jeodezi harita mühendisi bilirkişisi raporunda özetle; incelenen kadastro paftası, takeometrik dökümanlar ve yüzölçüm hesap karnesi, ortofoto yöntemli üretilmiş haritalar, 1989, 1999 tarihli hava fotoğrafları, 20 10... tarihli ortofoto ile davalı parseller bir bütün olarak incelendiğinde; dava konusu parsellerin 1997 yılında tesis kadastrosunun yapıldığı, güncelleme çalışmalarında 1 20... ve 6 numaralı parsellerin müşterek sınırının geçerli sınır tipinde sınırlandırıldığı, 19 86... yılı hava fotoğrafları ile dava konusu parsellerin tesis ve 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi çalışmalarıyla oluşan parsel sınırları ile çakışık durumu incelendiğinde ilk tesis kadastrosu çalışmasının hava fotoğraflarıyla uyumsuz olduğu, 1 20... parselin 6 numaralı parsel ile müşterek sınırının sınırlandırma ve ölçü hatasından kaynaklandığı,1 20... parselin batı yönünde yol ile olan sınırında sınırlandırma ve ölçü hatası yapıldığı, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda, dava konusu sınırda tel çit olduğu, davalı yerin üzerinde yoğun olarak 2-4 yaşlarında hurma ağaçları olduğunu bildirdikleri, denetime olanaklı, bilimsel hazırlanan raporlar ile ekindeki haritaların hükme esas alındığını, dava konusu 19 57... ve 19 57... numaralı parseller arasındaki çekişmeli sınırın tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğrafları incelendiğinde, parsellerin tesis kadastrosu çakışması ölçü değerlerine göre oluşan sınırının hava fotoğraflarıyla uyumsuz olduğunun açıkça gözüktüğü, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi çalışmasıyla oluşan sınırın hava fotoğrafları ve ortofoto görüntüleriyle uyumlu olduğu, tesis çalışmasında sınırlandırma ve ölçü hatası yapıldığı, davacı parselinin batı yönündeki yol ile sınırında tesis çalışmasında sınırlandırma hatası yapıldığı ve güncelleme çalışmasıyla bu hataların giderildiği, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin tamamının sınır olarak gösterdiği meşe ağacının hava fotoğrafların da belli olduğu, davalı tanıklarının sınıra dair benzer beyanlarının olduğu, davacı tanığının parseller arasındaki sınırı bilmeyip tel çitin yeni çekilmiş olduğuna dair ifadeleri, davacının parseli olan 19 57... parselin yüzölçümünde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi çalışmasıyla azalma olmadığı, davacı parselinin yüzölçümünün 987,14 m² iken bu çalışma neticesinde 1.257,37 m² olarak güncellendiği, uygulama kadastrosu çalışmalarında hata bulunmadığı'' gerekçesiyle, davanın reddine ve ... Mahallesi 19 57... ve 22 sayılı parsellerin uygulama kadastrosu tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''dava konusu taşınmazlar arasında sabit sınır bulunmadığı, taşınmazların yüzölçümündeki değişikliğin ilk tesis kadastrosunda kullanılan ölçü tekniği ve alan hesaplama yönteminin teknik yetersizliğinden kaynaklandığı, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi çalışmasının doğru yapıldığı, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ret kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişisi raporlarının hüküm kurmaya yetersiz olduğunu, tanık anlatımlarının net olmadığını, uyuşmazlık konusu olan sınıra ilişkin bilgilerinin olmadığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1.maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4350, K. 2026/2490, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4350-e-2026-2490-k-ea59112eda19