Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4120 E. 2026/2476 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4120
Karar No
2026/2476
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/9 E., 2025/46 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 1 06... parsel sayılı 427,65 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, parsel üzerindeki tek katlı betonarme evin ...'a ait olduğu şerhi yazılarak ve Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili, kadastro tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının ekli krokide (A) harfi ile gösterilen ...Mahallesinde bulunan kuzeyinde mahalle camisi, kuzeyi ve doğusu denize inen toprak yol ile 11 parsel sayılı taşınmazlar, batı ve güneyi 1 06... , 9 ve 10 parseller olan yaklaşık 450 m² yüzölçümlü ve üzerinde davacıya ait bir adet betonarme ev bulunan taşınmazın malik sıfatı ile zilyedi olduğunu, taşınmazı, davacının annesinin de yardımı ile 25-30 yıl öncesinde açtığı ve üzerindeki evi yaptığını, davacının taşınmazı hem tarımsal amaçlı hem bahçe hem de barınma amaçlı kullandığını, dava konusu yerin yaylak, kışlak mera vb. gibi umumun yararlanmasına mahsus yerlerden olmadığını, 20 yıldan uzun zamandır davacının kullanımında olduğunu belirterek, taşınmazın davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davasını kabul etmediklerini, dava harcının eksik yatırıldığını, taşınmazın değerinin bilirkişi aracılığı ile tespit edilerek eksik olan harcın tamamlanmasının gerektiğini, dava konusu yerde zilyetliğe dayalı tescil şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında taşlık, kayalık, çalılık ve fundalık olması sebebiyle tespit harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, imar ihya ve zilyetlikle kazanıma elverişli olmadığını, Milli Emlak Müdürlüğü memurlarınca tanzim edilen 13.02.2015 tarihli idari tutanakta davaya konu taşınmaz üzerinde yaklaşık 100 m² yüzölçümüne sahip betonarme tek katlı ev bulunduğunun belirtildiğini, taşınmazda tarımsal faaliyette bulunulduğuna dair herhangi bir emare bulunmadığını, taşınmaz sınırında bulunan ağaçların kendiliğinden yetişen ve imar ihya gerektirmeyen bitkiler olduğunu, taşınmazın hali hazırda taşlarla ve kendiliğinden yetişen bitki örtüsü ile kaplı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Büyükşehir Belediyesine husumet yöneltilemeyeceğinden davanın husumetten reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, imar planına dahil olan alanların imar-ihya suretiyle mülkiyetinin kazanımının söz konusu olmayacağını, dava konusu taşınmazın imar-ihya suretiyle kazanım şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.06.2021 tarihli ve 2019/284 Esas, 2021/169 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne ve 16.12.2020 havale tarihli rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 427,65 m² lik taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen 18.06.2021 tarihli ve 2019/284 Esas, 2021/169 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (1). Hukuk Dairesinin 23.11.2023 tarihli ve 2021/10525 Esas, 2023/6736 Karar sayılı ilamıyla, "verilen kararın usul ve kanuna uygun bulunmadığı, 02.10.2023 tarihli eksiklik ikmali talep yazısı ile dosya arasına aldırılan belgelerden, dava konusu taşınmaz bölümünün bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine dayalı olarak kadastro tespitinin yapıldığı ve nizalı taşınmaz bölümü hakkında 1 06... parsel numarasıyla kadastro tespit tutanağının düzenlendiği anlaşıldığından görevsizlik kararı verilerek dosyanın resen Kadastro Mahkemesine aktarılması gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma sonrası Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinin anlaşıldığı" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu taşınmazın, 1953 yılında açıklık ve kullanımlı taşınmaz vasfında olduğu, 1968 yılında açıklık halde ve güney-batısındaki 633 parsel ile bütün halde zirai kullanımın başladığı, 1974 yılında parselin açıklık halde ve güney-batısındaki 633 parsel ile bütün halde zirai kullanımlı halde olduğu, 1963 yılı baskılı memleket haritasında parselin tamamının beyaz fonda ve açıklık alanda kaldığı, 1965 yılı tanzimli Taşağıl Serisi Amenajman Planı Haritası üzerinde OT2 harfiyle işaretli ormansız alan olarak sınırlandırılan bölme içerisinde kaldığı, klizimetreyle yapılan ölçümde ve memleket haritasındaki eş yükselti eğrilerine göre yapılan hesaplamada %1-2 eğimli düz arazi vasfında olduğu dolayısıyla 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, 1982 yılı uçuşlu hava fotoğrafında açıklık halde güney ve batı kullanım çizgisinin mevcut olduğu ve imar ve ihya edilmiş bahçe alanı olarak kullanıldığı, 1992 yılı uçuşlu hava fotoğrafında açıklık halde güney ve batı kullanım çizgisinin mevcut olduğu ve imar ve ihya edilmiş bahçe alanı olarak kullanımlı olduğu sonuç itibarıyla dava konusu taşınmazın imar ve ihyasına 1968 yılından önce başladığı 1974 yılında imar ve ihyanın tamamlandığı anlaşılmaktadır. Bu hali ile; dava konusu taşınmazın davacı tarafça 1968 yılından önce kullanılmaya başlanıldığı taşınmaz içerisine limon, badem, nar ve dut gibi ağaçlar ekildiği yine 1990 lı yıllarda taşınmaz içerine ev yapıldığı söz konusu kullanımın çekişmesiz ve aralıksız olarak devam ettiği, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve imar ve ihyanın 1974 yılında tamamlandığı anlaşılmakla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde belirtilen koşulların davacı taraf lehine gerçekleştiği" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu 1 06... parsel sayılı taşınmazın ... adına tarla vasfıyla tapuya tesciline, kadastro tutanağının malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taleple ilgili olarak tanık dışında araştırma yapılmadığını, çelişki giderilmeden karar verildiğini, mülkiyet değişikliğine yol açabilecek olan davada ilk kayıt taşınmaz maliki tapulama tutanağı ve üst soy nüfus kayıtlarının karşılaşmasından irsi bağ kurulamadığını, taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının gayri sabit hudutlu olduğunu genişlemeye elverişli olmadığını, dava konusu taşınmazın tamamının çalılık ve fundalık yerlerden olduğunu, davacının taşınmaz üzerinde korunmaya değer zilyetliğinin bulunmadığını, hava fotoğraflarının geçmişten günümüze en yakın tarihli olarak uygulanmadığını, davacının aynı çalışma alanı içerisinde senetsizden elde ettiği taşınmazların kanunun ön gördüğü miktarın çok üstünde olmasına rağmen bu hususta araştırma yapılmadığını belirterek, kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4120, K. 2026/2476, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4120-e-2026-2476-k-e744ceed0549