Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3829 E. 2026/1193 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3829
Karar No
2026/1193
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/11 E., 2025/14 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 956 parsel sayılı 30.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit payla ... ve ... adlarına çayır vasfıyla tespit edilmiştir. 2. Davacı .. vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. köyü 956 parsel sayılı dava konusu taşınmazın Hazineye ait olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2018 tarihli ve 2017/1 Esas, 2018/2 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne, dava konusu eski 9 56... ada 9 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişinin 02.05.2018 tarihli raporuna ekli krokide (C1) (173,90 metrekare), (C2) (523,77 metrekare), (C3) (1543,19 metrekare) harfleriyle gösterilen alanın kadastro tespitinin iptali ile yeni parsel numarası verilerek davacı Hazine adına hali arazi vasfıyla tapuya tesciline, aynı tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (C4) (2.262,06 metrekare) harfiyle gösterilen alanın dere vasfıyla tapudan terkinine, (C1), (C2), (C3), (C4) harfleri haricinde kalan tarıma elverişli 25.092,33 metrekarelik kısmının kadastro tespit tutanağındaki vasfıyla davalılar adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı .. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.03.2022 tarihli ve 2021/3233 Esas, 2022/2633 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararı onanmasına karar verilmiş ve davacı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi de Dairemizin 14.02.2023 tarihli ve 2022/6229 Esas, 2023/651 Karar sayılı ilamı ile reddedilmekle hüküm, 14.02.2023 tarihinde kesinleşmiştir. 4. Bilahare; Kadastro Müdürlüğü 13.02.2024 tarihli talep dilekçesi ile, ilirkişi raporunda (C1), (C2), (C3) ve (C4) harfleri ile gösterilen alanların ilk tesis .. taşınmazın sınırları içerisinde kaldığını, 2022 yılında yapılan ölçü ve sınırlandırma işlemleri ile 2 98... numaralı parselin sınırları dışında kaldığının tespit edildiğini, mahkeme kararının infazının mümkün olmadığını belirterek, düzeltme kararı verilmesini talep etmiştir. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, .. Kadastro Mahkemesinin 2017/1 Esas ve 2018/2 Karar sayılı mülkiyet bakımından Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen hükmü dikkate alınarak, yapılan tesis kadastrosunda .. ili .. ilçesi .. köyü 2 98... numaralı parsel sınırları içerisinde kalmasına rağmen, 2022 yılında yapılan ölçü ve sınırlandırma işlemleri ile 2 98... numaralı sınırları dışında kaldığı belirlenen; 2 98... parsel ve komşu parsellerin dava konusu parselle oluşan sınırlarına ilişkin uygulama kadastrosuna askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde açılan bir dava bulunmadığı, Kadastro Müdürlüğünün 13.02.2024 tarihli yazısıyla Mahkeme kararının infazının mümkün olmadığından düzeltme kararı verilmesine ilişkin talebi dikkate alınarak; 28.02.2025 tarihli fen bilirkişisi raporunda, Solhan Kadastro Mahkemesinin 2017/1 Esas ve 2018/2 Karar sayılı dosyasında; (C1) harfi ile gösterilen alanın tamamının dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının tespitine, (C2) harfi ile gösterilen alanın 6,62 metrekaresinin dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının, 517,15 metrekaresinin dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının tespitine, (C3) harfi ile gösterilen alanın 24,65 metrekaresinin dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının, 1518,54 metrekaresinin dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının tespitine, (C4) harfi ile gösterilen kısmın ise dere yatağı olup bu dere yatağının da dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının tespitine, 28.02.2025 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.212,97 metrekarelik alanın dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının tespitine, (B) harfi ile gösterilen 8,76 metrekarelik alanın dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının tespitine, (C) harfi ile gösterilen 10,03 metrekarelik alanın dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının tespitine, (D) harfi ile gösterilen 120,99 metrekarelik alanın dava konusu olmayan 2 98... parsel içinde kaldığının tespitine, geri kalan 20.730,58 metrekarelik alanın dava konusu 2 98... parsel içinde kaldığının tespitine, 2 98... parselde uygulama kadastrosuyla yapılan ölçü ve sınırlandırılma işlemine ilişkin açılan bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. III. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince mülkiyet yönünden bir değerlendirme yapılmadan salt tespit hükmü kurulmasının usule ve kanuna aykırı olduğunu, gerekçeli kararda müvekkili idarenin kendisini vekille temsil ettirmesine rağmen müvekkili idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Talep, kesinleşen hükmün tavzih edilmesi istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kadastro Müdürlüğü'nün tavzih talebinde bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle Kadastro Müdürlüğünün tavzih talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, verilen bu karar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) tavzih ile ilgili hükümlerine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 6100 sayılı Kanun'un “Hükmün tavzihi” başlıklı, 305. maddesi; "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez” hükümlerini ihtiva etmektedir. Somut uyuşmazlıkta, Kadastro Müdürlüğünün 13.02.2024 tarihli talep dilekçesindeki isteminin içeriği itibarıyla hükmün tavzihine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 375/1-ç maddesine dayanan yargılamanın iadesi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği, usulüne uygun tavzih isteminin mevcut olmadığı, tavzih talebinde bulunabilecek kişilerin 6100 sayılı Kanun'un 305. maddesinde açıkça belirtildiği, hükmün tavzihini yalnızca davanın taraflarının isteyebileceği, davanın tarafı olmayan Kadastro Müdürlüğü' nün tavzih isteyemeyeceği, ayrıca tavzih yoluyla hükmün değiştirilemeyeceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan hak ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği gözetilerek İlk Derece Mahkemesince, Kadastro Müdürlüğü' nün tavzih talebinin aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3829, K. 2026/1193, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3829-e-2026-1193-k-0d55f8a5c0f8