Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3799 E. 2026/3912 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3799
- Karar No
- 2026/3912
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/105 E., 2025/32 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen İlk Derece Mahkemesi kararı ... mirasçıları ... ve arkadaşları ile 1 95... parsel yönünden davacı konumunda bulunan ... vekili tarafından duruşma istemli olarak, ... mirasçısı davalı ... vekili ile davalı (... mirasçısı) ... vekili tarafından duruşma istemi olmaksızın temyiz edilmiş olup, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.05.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden taraftan ... ve arkadaşları vekili Avukat ... ile ... vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan ise Hazine vekili Avukat ... ile ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili Avukat ...'ın katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.06.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Elazığ ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 1 23... ve 1 93... parsel sayılı sırasıyla 2.681,48 m² ve 8.018,12 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve 1/2'şer hisselerle ... oğlu ... ve ... oğlu ... adına tarla vasfıyla tespit edilmiş; 1 23... , 4, 1 94... ve 9 parsel sayılı sırasıyla 10.763,10 m², 12.548,70 m², 22.583,96 m² ve 2.857,44 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ise yine kadastro komisyon kararları ile ve 1/2'şer hisselerle ... oğlu ... ile ... oğlu ... adına tespit edilmiş; 1 95... parsel sayılı 44.586,94 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadim mera olduğundan bahisle mera vasfıyla sınırlandırılmış; 1 94... parsel sayılı ve 2.622,78 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise kadastro komisyon kararı ile ... oğlu ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili dava dilekçesinde; Mahkeme hükmüne ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak önce tespitlerin iptali, taşınmazların köy adına tescili istemi ile sonradan verdiği ıslah dilekçesinde ise mera niteliği sınırlandırılmasına karar verilmesi istemi ile 1 23... ve 1 93... parseller hakkında açtığı dava ve Mahkemenin 2008/23 Esas numarasına kaydedilmiş ve bu dava, davacı ...'in 1 23... ve 1 93... parsel sayılı taşınmazlar hakkında miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalılardan ... ile ortak murisleri olan ... oğlu ... adına tescili istemi ile açtığı ve Mahkemenin 2008/29 Esas numarasına kaydedilen dava ile birleştirilmiştir. 3. Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili tarafından yine Mahkeme hükmüne ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak önce tespitin iptali, taşınmazların köy adına tescili istemi ile sonradan verdiği ıslah dilekçesinde ise mera niteliğiyle sınırlandırılmasına karar verilmesi istemi ile 1 94... parsel hakkında açılan dava Mahkemenin 2008/24 Esas numarasına kaydedilmiştir. 4. Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği vekili tarafından yine Mahkeme hükmüne ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak önce tespitlerin iptali, taşınmazların köy adına tescili istemi ile sonradan verdiği ıslah dilekçesinde ise mera niteliğiyle sınırlandırılmasına karar verilmesi istemi ile 1 23... , 4, 1 94... ve 9 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak açılan dava Mahkemenin 2008/22 Esas sırasına kaydedilmiştir. 5. Davacılar ... ve ... tarafından vergi kaydı, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak mera vasfıyla tespit edilen 1 95... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak açılan dava Mahkemenin 2008/27 Esasına kaydedilmiş, adı geçen davacılar yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmışlardır. 6. Yargılama sırasında Hazine, dava konusu taşınmazların mera vasıflı olduğunu ileri sürerek, davaya katılmıştır. II. CEVAP Davalı gerçek kişiler, davaya cevap vermemiş; aşamalardaki beyanlarında kadim zilyetliğe, vergi kayıtlarına dayanarak ve taşınmazların tarım arazisi vasıflı yerler olduğunu beyan ederek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2011 tarihli ve 2008/29 Esas, 2011/14 Karar sayılı kararı ile davacı ...'in davasının reddine, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğinin davasının kabulüne, dava konusu 1 93... ve 1 23... parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16/B maddesi hükmüne göre mera olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2011 tarihli ve 2008/24 Esas, 2011/8 Karar sayılı kararı ile davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğinin davasının kabulüne, temyiz dışı 1 94... ve 7 parseller ile dava konusu 1 94... parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi hükmüne göre mera olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2011 tarihli ve 2008/22 Esas, 2011/13 Karar sayılı kararı ile davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğinin davasının kabulüne, davaya konu 1 23... , 4, 1 94... ve 9 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi hükmüne göre mera olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. 4. İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2011 tarihli ve 2008/27 Esas, 2011/9 Karar sayılı kararı ile davacılar ... ve ...'ın davaya konu 1 95... parsel sayılı taşınmaza yönelen davalarının reddine, 1 95... parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 16/2-B maddesi gereğince tespit gibi mera olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2011 tarihli ve 2008/29 Esas, 2011/14 Karar sayılı ve dava konusu 1 93... ile 1 23... parsellere ilişkin kararına karşı davacı ... ve davalı ... tarafından tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.06.2012 tarihli ve 2011/7461 Esas, 2012/4989 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı Köy Tüzel Kişiliğinin dayandığı Mahkeme kararının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, taşınmazların mera niteliğinde olup olmadığı, davacı ...'in taşınmaz üzerinde miras yoluyla gelen bir hakkının bulunup bulunmadığı, gerçek kişi taraflar yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplandığı, ne var ki Mahkeme hükmüne dayanak yapılan Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.1951 tarihli ve 1949/40 Esas, 1951/152 Karar sayılı ilamı usulüne uygun şekilde mahalline uygulanarak kapsamının denetime elverişli şekilde belirlenmediği gibi, yöntemine uygun mera araştırması da yapılmadığı, yine davacı ...'in dava dilekçesi ekinde sunduğu K.evvel 307 tarihli ve 388 sayılı, Nisan 3 13... ve 136 sayılı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren getirtilerek keşifte yerine uygulanmadığı ve yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların olaylara dayanmayan soyut nitelikte, gerekçesiz ve tarafların iddialarını değerlendirmeye elverişli olmayan sözleri ile yetinildiğine ve yine davacı ... ile davalılar arasında akdi veya ırsi ilişki belirlenmediğine..." işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sonucunda bu dava Kovancılar (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2012/5 Esasına kaydedilmiş ve aynı Mahkemenin 2012/1 Esas numarası ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2011 tarihli ve 2008/24 Esas, 2011/8 Karar sayılı ve davaya konu 1 94... parsele ilişkin kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.09.2011 tarihli ve 2011/5185 Esas, 2011/4478 Karar sayılı ilamı ile "...dava konusu taşınmazların kapsamı içinde kaldığı kabul edilen Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.1951 tarihli ve 1949/40 Esas, 1951/152 Karar sayılı ilamı yöntemince mahalline uygulanarak kapsamının belirlenmediğine ve Mahkemece yapılan mera araştırmasının da yetersiz olduğuna işaret edilerek, komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı yöntemle bildirecekleri tanıkları, üç ziraat mühendisinden oluşacak ziraatçi bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından; davacı Köy Tüzel Kişiliğinin dayanağını oluşturan ilamın hüküm bölümünde geçen sınırların nereleri olduğu, dava konusu taşınmazların öncesinin ne olduğu, kullanımın ne zaman başladığı ve ne şekilde sürdürüldüğü, kullanımın kimden kime ne şekilde intikal ettiği, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı, komşu 1 94... parsel sayılı mera parseli ile aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, dava konusu taşınmazların öncelerinin mera olup olmadığı veya meradan yer kazanılıp kazanılmadığı gibi hususların tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmaya çalışılması, Palu İcra Müdürlüğünün 06.12.1962 tarihli gayrimenkul teslim ve tahliye tutanağında imzaları bulunan kişilerin hayatta olup olmadıklarının da araştırılarak, hayatta olmaları halinde bu kişilerin de keşifte hazır bulundurularak tanık sıfatıyla dinlenilmesi, keşfe katılacak fen bilirkişisinden keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir, davacı Köy Tüzel Kişiliğinin dayanağını oluşturan ilamda geçen sınırlar işaretlenmiş ve ilamın kapsamını gösterir, ayrıntılı ve dava konusu taşınmazlar ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösterip açıklayan ayrıntılı rapor alınması; uygulamaya göre taşınmazların davacı Köy Tüzel Kişiliğinin dayanağını oluşturan ilamın kapsamında kalıp kalmadığının kesin olarak belirlenmesi, gerektiğinde ırsi ilişkilerini kanıtlamak yönünden ilgili veraset ilamları ve aile nüfus kayıtları dosya içine getirtildikten sonra ve yine Köy Tüzel Kişiliğinin dayanağını oluşturan ilam kapsamında kalıp aynı şekilde davalı bulunan tüm derdest davaların birleştirilerek görülmesi gereğinin de göz önünde bulundurulmak suretiyle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve davacı Köy Tüzel Kişiliğinin dayanağını oluşturan ilamın, taraf olanlar veya akdi veya ırsi halefleri yönünden kesin hüküm oluşturacağı, taraf olmayan kişiler yönünden ise güçlü delil niteliğinde olabileceğinin gözetilmesi..." gereklerine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş; bozma sonucunda bu dava Kovancılar (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2012/2 Esasına kaydedilmiş ve aynı Mahkemenin 2012/1 Esas numarası ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2011 tarihli ve 2008/22 Esas, 2011/13 Karar sayılı ve davaya konu 1 23... , 4, 1 94... ve 9 parsellere ilişkin kararına karşı davalılar tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20.02.2012 tarihli ve 2011/4209 Esas, 2012/921 Karar sayılı ilamı ile "taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının dayandığı Mahkeme kararının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, taşınmazların mera olup olmadığı, davalıların vergi kayıtlarının taşınmazlara uyarak iktisap sağlayıcı zilyetliklerinin olup olmadığı noktalarında toplandığı, ne var ki Mahkeme hükmüne dayanak yapılan Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.1951 tarihli ve 1949/40 Esas, 1951/152 Karar sayılı ilamı usulüne uygun şekilde mahalline uygulanarak kapsamının denetime elverişli şekilde belirlenmediği gibi, yöntemine uygun mera araştırması da yapılmadığına işaret edilerek ziraatçi bilirkişi ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından; davacı Köy Tüzel Kişiliğinin dayanağını oluşturan ilamın hüküm bölümünde geçen sınırların nereleri olduğu, dava konusu taşınmazların bu ilam kapsamında kalıp kalmadığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 56 18... sayılı Kanunlar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı dayanağı belgeleri getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazların Mahkeme kararı ve mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, mera tahsis kaydı yok ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgilerinin alınması, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit ve komisyon bilirkişilerinin sözleri arasında varsa çelişkinin giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişisi aracılığı ile taşınmazların bizzat Mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu ve niteliği hususunun da ayrıntılı bir şekilde tutanağa geçirilmesi, komşu mera taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısının mukayese edilmesi, dava konusu taşınmazlar ile sınırındaki komşu mera taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır olup olmadığının tespit edilmesi, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi..." gereklerine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sonucunda bu dava Kovancılar (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2012/3 Esasına kaydedilmiş ve aynı Mahkemenin 2012/1 Esas numarası ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2011 tarihli ve 2008/27 Esas, 2011/9 Karar sayılı davaya konu 1 95... parsele ilişkin kararına karşı davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 03.04.2012 tarihli ve 2011/5648 Esas, 2012/2444 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece yapılan araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, Mahkeme hükmüne dayanak yapılan Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.1951 tarihli ve 1949/40 Esas, 1951/152 Karar sayılı ilamı usulüne uygun şekilde mahalline uygulanarak kapsamının denetime elverişli şekilde belirlenmediği gibi, yöntemine uygun mera araştırması da yapılmadığına ve ayrıca yargılama sırasında davacılar tarafından dosyaya tapu kayıtlarının da sunulduğu ancak davacı tarafa bu tapu kayıtlarından hangisine dayanıldığının da açıklatılmamasının hatalı olduğuna işaret edilerek, yöntemine tapu kaydı uygulaması ve mera araştırması yapılması, öncelikle dava konusu taşınmazın davacı tarafın tutunduğu tapu ve kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı, davacı tarafın tapu ve vergi kaydının kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde, varsa mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmesi, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından, mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinden dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınması, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişilerinin taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişkinin duraksamasız olarak giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişisi aracılığı ile taşınmazın bizzat Mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu ve niteliği hususunun da ayrıntılı bir şekilde tutanağa geçirilmesi, fotoğraflarının çektirilmesi, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısının mukayese edilmesi, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi..." gereklerine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş olup, bozma sonucunda bu dava Kovancılar (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2012/4 Esasına kaydedilmiş ve aynı Mahkemenin 2012/1 Esas numarası ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalar birleştirilerek ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davalı parsellerin Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin Esas No:1949/40 ve Karar No:1951/12 sayılı kararı (garben (batı) Susarik, Şarken (doğu) deraç, cenuben (güney) büyük yol, şimalen (kuzey):çay yönleri) içerisinde kalmakta olduğunun yapılan keşif sonucunda anlaşıldığı, dava konusu parsellerle ilgili mahut karar bulunduğu" gerekçesiyle davacı Köy Tüzel Kişiliğinin 1 23... , 3, 4, 1 93... , 1 94... ve 9 parsel sayılı taşınmazlara yönelen davasının kabulüne, bu taşınmazlar için yapılan tespitlerin iptal edilerek mera olarak sınırlandırılıp özel sicillerine tescillerine, 1 95... parselin ise tespit gibi mera parseli olarak ... köyü adına sınırlandırılıp özel siciline kayıtlarına, birleşen dosya davacıları ... ve ...'ın davaya konu 1 95... parsel sayılı taşınmaza yönelen davalarının ise reddine ve yine birleşen dosya davacısı ...'in dava konusu 1 93... ve 1 23... parsellere ilişkin davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. 1 23... , 4, 1 94... ve 9 parsellerde tespit maliki olan Hasan oğlu ... mirasçıları ... ve arkadaşları ile 1 95... parsel yönünden davacı konumunda bulunan ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece verilan kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan tüm mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile bu yerin mera olmadığının bildirilmesine, bu durumun zirai bilirkişi raporu ile de teyit edilmesine ve diğer müvekkili ...'in de malik sıfatıyla zilyetliğinin de ispatlanmasına rağmen eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, her ne kadar harita ve fen bilirkişisi raporlarında bazı yıllara ait hava fotoğraflarının bulunmadığı bildirilmiş ise de, tüm yıllara ait hava fotoğraflarının mevcut olduğu nitekim müvekkillerince 1956, 19 67... tarihlerine ait hava fotoğraflarının taraflarınca temin edilip dosyaya sunulduğunu, bu hususun da bilirkişilerce eksik inceleme yapıldığını gösterdiğini, dava konusu taşınmazların hiç bir zaman mera olmadığını, şayet mera olsaydı tarım desteği alamayacaklarını, bunun da taşınmazların mera olmadığını gösterdiğini, ayrıca birbirleriyle çelişki içeren raporlara dayanarak karar verildiğini, Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.1951 tarihli ve 1949/10 Esas, 1951/152 Karar sayılı kararından en az 100 yıl öncesinden beri bu taşınmazların müvekkillerince tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile sabit olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davaya konu 1 93... ve 1 23... parsel sayılı taşınmazların tespit maliklerinden ... mirasçısı davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 200 yıldan beridir tarımsal amaçlı kullanıldığının yerel bilirkişi beyanlarıyla ve de 20.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda sabit olduğunu, söz konusu raporda çeşitli tarihlerde çekilmiş olan hava fotoğraflarında belirli bölümlerinde imar ihya olduğunun açıkça ifade edildiğini, Mahkemenin salt 20.11.2024 tarihli bilirkişi raporundaki taşınmazların Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu 11.07.1951 tarihli ve 1949/10 Esas ve 1951/152 Karar numaralı kararında belirtilen sınırların içinde kaldığına dayanarak hüküm kurup gerekçeli kararda da bundan başka bir sebep gösterilemediğini, bozma öncesi ziraat raporunda da taşınmazların kültür arazisi olduğunun 1 23... parsel üzerinde ceviz ve kavak ağaçları, 1 93... parselin ise kavaklık olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak diğer nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Dava konusu 1 93... ve 1 23... parsellerde tespit maliki olan ... mirasçısı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 200 yıldan beridir tarımsal amaçlı kullanıldığının yerel bilirkişi beyanlarıyla ve de 20.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda sabit olduğunu, söz konusu raporda çeşitli tarihlerde çekilmiş olan hava fotoğraflarında belirli bölümlerinde imar-ihya olduğunun açıkça ifade edildiğini, Mahkemenin salt 20.11.2024 tarihli bilirkişi raporundaki taşınmazların Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu 11.07.1951 tarihli ve 1949/10 Esas ve 1951/152 Karar numaralı kararında belirtilen sınırların içinde kaldığına dayanarak hüküm kurup, gerekçeli kararda da bundan başka bir sebep gösterilemediğini ve dava konusu taşınmazların tapuda kayıtlı taşınmazlar olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak diğer nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
1. 1 23... , 3, 4, 1 93... , 1 94... , 9 ve 1 95... parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü 1 95... parsele yönelen tüm, 1 23... , 3, 4, 1 93... , 1 94... ve 9 parsel sayılı taşınmazlara yönelen ve aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kanun'un 25. maddesi hükmünde yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili isteklerin incelenmesinin Kadastro Mahkemesinin görevi dışında olduğu açıklanmıştır. Görev kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese bile İlk Derece Mahkemesince resen dikkate alınması gerekir. Taşınmazın aynına ilişkin olmayan ve yenilik doğrucu hüküm almayı gerektiren somut uyuşmazlıkla ilgili davalara bakmak görevi de Kadastro Mahkemesine ait olmayıp, Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girmektedir. Nitekim eldeki davada da, taraflar arasındaki ihtilafın münhasıran taşınmazların vasfına ilişkin olup buna göre Mahkemece dava konusu taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılmasına karar verilmekle yetinilmesi gerekirken ve esasen meranın aidiyetine ilişkin bir talep bulunmamasına rağmen 1 23... , 3, 4, 1 93... , 1 94... ve 9 sayılı taşınmazların "... köyüne ait olduğunun tespiti"ne şeklinde de hüküm kurulması isabetsiz ve bozma nedeni ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. 3. Kabule göre de, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve davaya konu taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olmasına rağmen, dava konusu 1 94... parsel hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamış olması isabetsiz olup, bu parsel yönünden de bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına ve bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tarafların 1 95... parsele yönelik tüm, 1 23... , 3, 4, 1 93... , 1 94... , 9 ve 1 95... parsel sayılı taşınmazlara yönelen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ise temyiz itirazlarının kabulüne ve temyize konu bu parseller bakımından hüküm fıkrasının "C) ,1-" bendinde yer alan " ... köyüne ait olduğunun tespiti ile", "D), 1-" bendinde yer alan " ... köyüne ait olduğunun tespiti ile" ibarelerinin hüküm yerinden çıkartılmasına ve hükmün 1 23... , 3, 4, 1 93... , 1 94... ve 9 parsel sayılı taşınmazlar yönünden DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1 95... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Davaya konu 1 94... parsel hakkında bir karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA, Bozma nedenine göre bu parsel hakkında sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000,00 TL avukatlık ücretinin temyiz edenlerden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye ve ... Köyü Tüzel Kişiliğine verilmesine,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.