Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2153 E. 2026/3969 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2153
Karar No
2026/3969
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/439 E., 2024/585 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Artvin ili ... ilçesi ... köyünde, 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1 02... parsel sayılı taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Artvin ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmalarında müvekkillerine ait birbirine komşu, fiili kullanım sınırları belirgin, bir kısmı tarım arazisi, bir kısmı içerisinde dut, kiraz, erik, ayva, japon hurması, armut, elma, ceviz gibi çeşitli meyvelerin olduğu meyve bahçeleri olan arazilerinin tek parsel olarak 1 02... parsel numarasıyla orman içerisinde tespit edildiğini ileri sürerek, davaya konu taşınmazların fiili kullanım durumlarıyla sınırlarının ve yüzölçümlerinin hangi davacıya ait olduğu tespit edilerek ve 1 02... numaralı orman parseli içerisinden çıkarılarak mevcut tapunun iptali ile her bir parseli kendi maliki olan müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı Hazine vekili, cevap dilekçesi sunmamış, aşamalardaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2011 tarihli ve 2010/86 Esas, 2011/117 Karar sayılı kararıyla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 4/3. maddesine göre yapılan orman kadastrosunun 31.07.2007 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak tapuya dayanılması hâlinde 6831 sayılı Kanunu'nun 11/1. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde istenebileceği, davacıların zilyetliğe dayanarak açmış oldukları bu davada hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.03.2014 tarihli ve 2013/4628 Esas, 2014/3788 Karar sayılı ilamı ile "Mahkeme kararından sonra Anayasa Mahkemesinin 22.05.2013 tarihli ve 2012/108 Esas, 2013/64 Karar sayılı kararı ile 31.08.1956 tarihli 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının “Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.” biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasanın 13, 35... . maddelerine aykırı görülerek iptallerine karar verildiği, eldeki davanın 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sonucu orman olarak tescil edilen taşınmaza karşı on yıllık süre içerisinde açıldığı, kanundaki değişikliğin derdest davalarda da uygulanması gerektiğinden tapu kaydı koşulu aranmaksızın işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin kapatılarak Artvin Asliye Hukuk Mahkemesine devredilmesinden sonra Artvin Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, ... Kapatılan Asliye Hukuk Mahkemesince mahallinde yapılan keşifte en eski memleket haritası ile amenajman planlarının, hava fotoğraflarının usulüne uygun şekilde uygulandığı, yeteri kadar mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisinin dinlendiği, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, yapılan keşif ve alınan teknik bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Artvin ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kain 1 02... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline; 27.12.2010 tarihli fen bilirkişisi raporunda krokide (A)=5.390,83 m²'lik, (F)=2.459,00 m²'lik ve (H)=1.826,00 m²'lik kısımlarının 1 02... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile bahçe vasfı ile aynı köyün son ada/parsel numarası verilmek sureti ile davacı ... adına, krokide (B)=3.869,19 m²'lik ve (C)=304,25 m²'lik kısıımların 1 02... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile bahçe vasfı ile aynı köyün son ada/parsel numarası verilmek sureti ile davacı ... adına, krokide (D)=2.873,24 m²'lik, (E)=2.143,98 m²'lik ve (G)=3.089,50 m²'lik kısımların 1 02... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı bahçe ile vasfı aynı köyün son ada/parsel numarası verilmek sureti ile davacı ... adına tapuya tesciline, krokide (I)= 3.141,53 m²'lik kısmına ilişkin açılan davanın reddine, 1 02... parsel sayılı taşınmazda yapılan ifrazlardan sonra kalan kısmın orman vasfı ile aynı köyün son ada/parsel numarası verilmek sureti ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.05.2015 tarihli ve 2014/9222 Esas, 2015/3472 Karar sayılı kararı ile "incelenen dosya kapsamına göre, 1 02... nolu orman parselinin, temyize konu olan ve davacı kişiler adına tescile karar verilen, (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleriyle gösterilen bölümlerinin toplam yüzölçümlerinin 145 81... olup, paftasına göre dört tarafı 1 02... nolu orman parseli ile çevrili, yine temyize konu (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen bölümlerin toplam yüzölçümleri 7374, 50... olup, paftasına göre dört tarafı 1 02... nolu orman parseli ile çevrili olduğu, 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde oldukları, 6831 sayılı Kanun’un 17/2. maddesi uyarınca, Devlet Ormanlarının açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi bir şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesislerin şahıslar adına tapuya tescil olunamayacağı, bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesinin bu olguyu değiştirmeyeceği, Dairenin bu yoldaki kararlarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar hâlini aldığı, orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, kanun gereği orman sayıldığı için, zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı ve özel mülk olarak tescil edilemeyeceği, yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı, Mahkemece, değinilen yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazların özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2016 tarihli ve 2016/14 Esas, 2016/188 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilen taşınmazların 1969 yılına ait hava fotoğraflarında orman olmayan açıklık alanda kaldıkları ve memleket haritalarında meyvelik olduğu için yeşil alanda göründükleri, bu taşınmaz bölümlerinin, orman örtüsü ve orman toprağı olmayıp uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldıkları ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi oldukları, üzerlerinde muhtelif meyve ağaçlarının bulunduğu, orman arazisi içerisinde ancak kültür arazisi olmayan açıklıkların orman içi açıklık olduğu, Yönetmelikte yer alan tanıma göre bir yerin orman içi açıklık sayılabilmesi için kültür arazisi olmamasının ön şart olduğu, dosya kapsamında yapılan keşif, alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu yerin iklimi, arazi koşulları ve florası dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilen yerlerin orman içindeki kültür arazileri niteliğinde olduğu dolayısıyla orman içi açıklık niteliğinde olmadığı ve orman sayılamayacakları, özel mülkiyete elverişli oldukları ve tüm dosya kapsamına göre davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararının davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2020 tarihli ve 2019/20-384 Esas, 2020/179 Karar sayılı ilamı ile "Dosya kapsamından, mahallinde yapılan keşif sonrasında fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; davacıların adlarına tesciline karar verilmesini istedikleri bölümlerin krokide (A)=5390.83 m², (B)=3.869,19 m², (C)=304.25 m², (D)=2.873,24 m², (E)=2.143,98 m², (F)=2.459 m², (G)=3.089,50 m², (H)=1.826 m² ve (I)= 3.141,53 m² olarak belirlendiği, bu yerlerin (A), (B), (C), (D) ve (E) ile gösterilen kısımlarının birbirine bitişik, (F), (G), (H) ve (I) harfleriyle gösterilen kısımların da birbirlerine bitişik, tamamının 1 02... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının belirtildiği, orman bilirkişisi tarafından düzenlen raporda; 1969 tarihli hava fotoğrafı, 19 71... yılı memleket haritası ile 1984 baskılı orman amenajman planının uygulandığı, (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen taşınmazların orman toprağı yapısında olmadıkları, 1969 yılı hava fotoğrafında orman yapısında olmadıkları, 19 71... tarihli memleket haritalarında yeşil renge boyalı alanda kalmakta iseler de orman ağacı simgesine rastlanılmadığı, (I) harfleriyle gösterilen taşınmazın orman topraklarının belirgin özelliklerini gösterdiği, 19 71... tarihli memleket haritalarında yapraklı orman ağacı simgesinin bulunduğu belirtilerek sonuç olarak (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen taşınmazların 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre orman sayılmayan, (I) harfi ile gösterilen taşınmazın aynı madde gereğince orman sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği, ziraat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; (A), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen taşınmazların eğimlerinin %25-30, (B) harfleriyle gösterilen taşınmazın %30-35, (I) harfiyle gösterilen taşınmazın ise %35-40 arasında değişmekte olduğu, (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen taşınmazların üzerinde 10-15 yaşlarında karışık meyve ağaçlarının (nar, üzüm, zeytin, incir, ceviz, hurma) bulunduğu, orman ağacı ve kalıntısı ile humus bulunmadığı, (I) harfi ile gösterilen alanda tarımsal faaliyet yapılmadığı, üzerinde orman ağacı ve diğer orman bitki türlerine rastlanıldığı, (A), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen taşınmazların IV. sınıf tarım arazisi, (I) harfiyle gösterilen kısmın ise tarımsal arazi olmayıp VI. sınıf arazi vasfında olduğunun ifade edildiği, bu durumda; resmî belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi kurulu raporuyla (A), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin öncesi itibariyle yeşil alanda görülmekte iseler de orman sayılmayan alan olarak nitelendirildikleri, (F), (G), (H) bölümleriyle bitişik olan (I) harfiyle gösterilen bölümde orman bitki örtüsü bulunması nedeniyle orman olarak nitelendirildiği, dava konusu edilen bölümler bir bütün olarak değerlendirildiklerinde, orman ile çevrili oldukları, (B) harfiyle gösterilen kısımda bir adet, (G) harfiyle gösterilen yerde 2 adet bağ evi kalıntısı bulunduğu , (A), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen yerler üzerinde muhtelif sayıda 10-15 yaşlarında nar, üzüm, zeytin, incir, ceviz, hurma ağaçlarının mevcut olduğu, eğimlerinin % 25-30 olduğu, taşınmazın bu bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmişse de, taşınmazın memleket haritasında işaretlendiği yerdeki münhanilere göre, taşınmazın (I) bölümünün (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinden farklı olmadığı, (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleri üzerinde bulunduğu bildirilen ağaçların yaşları gözetildiğinde, bu yerlerin kültür arazisi oldukları ve iktisaba yeterli zilyetliğin bulunduğu yönündeki mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının soyut nitelikte olduğu, başka teknik bir bulguya dayanmadığı, taşınmazın üzerine bağ evi yapılmış olmasının imar-ihyanın tamamlanmış olduğunu göstermeyeceği, diğer yandan bu kısımlara ilişkin eğim %25-30 olup, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, o hâlde, arazinin konumu, dava konusu taşınmazın (I) bölümünün orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi, (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen bölümlerin, orman sayılan (I) bölümünden ve yine etrafındaki orman niteliğindeki alanlar ile arasında ayırıcı bir unsurunun olmayışı, eğimin yüksek olması nedeniyle bilimsel olarak orman ve toprak muhafaza karakteri arz ettiği kabul edileceğinden, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan, çevresinde bulunan aynı karakterdeki devlet ormanının devamı niteliğindeki (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen bölümlerinin, 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrasının J bendi gereğince orman sayılan yerlerden olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, Mahkemece, açıklanan nedenlerle orman sayılacağı tartışmasız olan taşınmazın (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) harfleriyle gösterilen bölümleri yönünden de, üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, orman sayılan yer olduğu ve zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesi ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2020 tarihli ve 2019/20-384 Esas, 2020/179 Karar sayılı bozma ilamına karşı davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmasına üzerine, Hukuk Genel Kurulunun 23.10.2024 tarihli, 2023/(20)8-1088 Esas, 2024/529 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğunun ve müvekkilleri yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu, buna rağmen dosyadaki hukuki delillerin hukuka göre değilde, düşüncelerine paralel olarak değerlendirilmek istendiğini ve kararın hukuka göre değil düşünceye göre verildiğini, üst yargı kararının objektif olmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve davacılar yararına zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2153, K. 2026/3969, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2153-e-2026-3969-k-78be77b478ce