Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3720 E. 2026/3328 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3720
- Karar No
- 2026/3328
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/695 E., 2025/1099 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Afyonkarahisar ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 1.947,50 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın ... kullanımında olduğu, üzerindeki 1985 yılında yapılan 2 adet 1 katlı ev ...'a aittir" Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; aynı çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 188,89 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın ... kullanımında olduğu, üzerindeki 1985 yılında yapılan 1 adet ahır ...'a aittir" yazılarak Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare taşınmazlar 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında satış yoluyla tapuda kayden davacı adına intikal ettirilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; Afyonkarahisar ili ... ilçesi ... köyü sınırlarında 6831 sayılı Kanun kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan, Hazine adına tespit ve tescil edilen kendisinin kullanımında olan üzerinde bina ve muhdesatların bulunduğu taşınmazın bütünlüğü bozularak 1 01... ve 919 parsel olmak üzere iki ayrı parsele ayrılarak tespit ve tescil edildiğini daha sonrada tarafına devrinin yapıldığını, 1 01... ve 919 parsel arasında yol bırakıldığını yapılan bu tespitin fiili kullanım durumuna uygun olmadığını belirterek, yol olarak görülen ve Hazine adına tescil edilen alanın tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davaya konu yol olarak tespiti yapılan taşınmaz yönünden orman kadastrosunun kesinleşmiş olduğunu, davacının yol olarak tespiti yapılan taşınmaz yönünden tapuya değil kadim kullanıma ve zilyetliğe dayalı dava açtığından 10 yıllık süreden yararlanamayacağını, Devlete kalan yerler bakımından olağanüstü zamanaşımı işlemeyeceğinden davacının süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle iktisap bakımından bir değer taşımayacağını, öncesi yol veya meydan olan taşınmazın olağanüstü zamanaşımı ile kazanılamayacağını, 1 01... ve 919 parsel sayılı taşınmazlar ile bu taşınmazlar arasında kalan yolun tespitinin 15.12.2011 tarihinde yapıldığını ve davacıya taşınmazların iki parça halinde satıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli ve 2015/155 Esas, 2022/49 Karar, sayılı kararıyla "Mahkememizce yapılan 04.03.2021 tarihli keşif neticesinde aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu 158,18 m²'lik alan üzerinde orman bitki örtüsü veya orman ağacı bulunmadığı, otsu bitki ile kaplı açık alan olduğu, toprak bütünlüğü açısından çevresindeki arsa olarak görülen alanlarla benzerlik gösterdiği, sonuç itibariyle orman vasfını yitirmiş, kadastro marifetiyle orman alanları dışına çıkartılmış 2B alanı içerisinde kalmakta olduğu kanaatinin bildirildiği, keşifte beyanı alınan tanığın ve mahalli bilirkişilerin dava konusu yerin uzun yıllardır aralıksız bir şekilde davacı tarafından kullanıldığını beyan ettiği, keşifte çekilen fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere dava konusu yerin sahipli olduğu, bir kişi tarafından kullanıldığı izlenimine varıldığı, yasa uyarınca kayden satın alınan 1 01... ve 1 01... parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazlarla bir bütün olarak kullanıldığı ve zeminde fiilen bir yol bulunmadığı, dava konusu taşınmazın kadim yol özelliği taşımadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, Harita Mühendisinin düzenlediği 04.06.2021 tarihli krokide (A) harfiyle gösterilen 158,18 m²lik yol olarak ayrılan taşınmazın son parsel numarası verilerek, 2/B vasfıyla Hazine adına arsa niteliğiyle tapuya tesciline ve bu yerin davacı ...'ın zilyetliğinde olduğunun tespitiyle parselin beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli kararına karşı davalı Hazine tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2022 tarihli kararı ile "Kullanım kadastrosu sırasında hakkında tutanak düzenlenmeyen, başka bir ifade ile kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan taşınmazlarla ilgili davanın dinlenebilmesi için, idareye başvurularak taşınmazda kullanım kadastrosu yapılmasının sağlanması gerekir. Somut olayda da dava, hakkında kullanım kadastrosu tutanağı düzenlenmeyen ve yol olarak haritasında gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkindir. Mahkemenin idare yerine geçerek kullanım kadastrosu yapması mümkün bulunmadığına ve taşınmazın öncesi orman olduğuna göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2022 tarihli kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.12.2024 tarihli ve 2023/17 Esas, 2024/7270 Karar sayılı ilamıyla "Somut olayda; dava konusu yol olarak tescil harici bırakılan alan 18.05.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 158,18 m²lik taşınmazdır. Dava konusu yer ve komşu taşınmazları olan 1 01... ve 919 nolu parsellerin bulunduğu alan ... Devlet Ormanı'ndan 6831 sayılı yasanın 2/B maddesine göre orman kadastro komisyonu tarafından P:XXIX bloğu olarak orman dışına çıkartılmış olup, 2011 yılında 5831 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre bu alanda kullanım kadastrosu çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalarda dava konusu yere komşu taşınmazlardan 1 01... nolu parsel arsa vasfı ile Hazine adına tescil edilerek tapu kütüğününün beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesine göre orman dışına çıkarılmıştır. 1960 doğumlu 121....60 T.C. kimlik nolu ... oğlu ...'ın kullanımındadır ve üzerindeki 1985 yılında yapılan 2 adet, | katlı ev ... oğlu ...'a aittir” şeklinde belirtme yapılmıştır. Yine 1 01... nolu parsel arsa vasfı ile Hazine adına tescil edilerek tapu kütüğününün beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesine göre orman dışına çıkarılmıştır. 1960 doğumlu 121....60 T.C. kimlik nolu ... oğlu ...'ın kullanımındadır ve üzerindeki 1985 yılında yapılan 1 adet ahır ... oğlu ...”a aittir” şeklinde belirtme yapılmıştır. Her iki taşınmaz 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre davacıya 26.06.2013 tarihinde satılmıştır. Davaya konu edilen (A) harfli kısım ise bu iki taşınmaz arasında haritasında yol olarak bırakılmıştır. Dava konusu taşınmaz P:XXIX bloğu olarak bir bütün halinde orman dışına çıkarılmış 2/B alanında, üzerinde kullanım kadastrosu yapılmak üzere belirlenen alanda kalmaktadır.Mahkemece, davacının fiili kullanıcı olup olmadığının değerlendirilmesi, fiili kullanıcı olduğunun tespiti halinde tapu kütüğünün beyanlar hanesine davacı adına şerh verilmesi gerekirken yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, taşınmaza ilişkin keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında (A) ile gösterilen kısmın davacının uzun süredir kullanımında olduğu, yol olarak kullanılmadığını beyan ettikleri, dosya içerisinde yer alan hava fotoğrafları ve memleket haritasında yol olarak gözükmediğini, kadimden beri yol olarak kullanılmadığı hususunun sabit olması karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne, Harita Mühendisi ...'nun düzenlediği 04.06.2021 tarihli krokide (A) harfiyle gösterilen 158,18 m² lik yol olarak ayrılan taşınmazın son parsel numarası verilerek, 2/B vasfıyla Hazine adına arsa niteliğiyle tapuya tesciline, bu yerin davacı ...'ın zilyetliğinde olduğunun tespitiyle parselin beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik incelemeyle karar verildiğini, dava konusu taşınmazda kazandırıcı nitelikte zilyetlik bulunmadığını, davacının, dava konusu yeri kullandığını ispat edemediğini, davacının kullanımının olmadığının bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, davanın tapu iptali ve tescil olarak açıldığını ve bu şekilde karara bağlandığını bu nedenle lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkı olup olmadığına ilişindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.