Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3082 E. 2026/3532 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3082
Karar No
2026/3532
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/150 E., 2024/38 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu Giresun ili ... ilçesi ... köyünde 1957 yılında yapılan tapulama çalışması, 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre 1986 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ve 2012 yılında ilân edilen uygulama kadastrosu bulunmaktadır. Dava konusu 1 11... parsel (eski 1117 parsel) sayılı taşınmaz 255,96 m² yüzölçümü ve "Pilon Yeri" vasfıyla davalı adına tapuda kayıtlıdır. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; 1986 yılında yapılıp 13.04.1987 tarihinde askıya çıkarılan orman kadastro çalışmasında ... Devlet ormanı olarak sınırlandırılan 1 11... parselin davalı adına tescilli olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre, görev, derdestlik zamanaşımı yönlerinden itiraz ettiklerini, esas ilişkin olarak ise 795 sayılı taşınmazın kamulaştırmasının 01.04.1998 tarihinde yapıldığını ve taşınmaz üzerinde E.İ.H bulunduğunu, 795 parselin ise 11 17... (direk yeri) olarak ifraz edildiğini, 22/2-a uygulamasıyla 1 11... parsel numarasını aldığını, parselin kamu yararı doğrultusunda yapılan kanuna uygun şekilde kamulaştırıldığını ve dava konusu yerin orman olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2014 tarihli ve 2013/49 Esas, 2014/167 Karar sayılı kararı ile bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.03.2016 tarihli ve 2016/1378 Esas, 2016/3625 Karar sayılı ilamı ile orman kadastro evraklarının getirtilerek yapılan keşifte uygulanmadığı, orman bilirkişilerce sunulan raporlarda dava konusu taşınmaz üzerinde eylemli olarak orman ağaçları olduğu, dava konusu taşınmazın 1959 yılı memleket haritasında çalılık ve fidanlık simgeli yeşil alanda olduğu açıklandığı halde raporların sonuç kısmında taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun bildirildiği, raporlarda çelişki oluştuğu ancak Mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verildiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2016/487 Esas, 2019/107 Karar sayılı kararı ile dosyaya sunulan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 24.11.2022 tarihli ve 2021/9108 Esas, 2022/9413 Karar sayılı ilamı ile bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirilmediği, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği, ziraat bilirkişi raporuyla orman ve fen bilirkişilerinin hazırladığı raporlar arasında çelişki bulunduğu, kaldı ki Orman İdaresi tarafından açılan davanın orman tahdit hattının iptaline ilişkin olmayıp aksine taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kaldığından bahisle açılmış tapu iptali ve tescili talebine ilişkin olduğuna göre bilirkişilerce orman tahdit haritasının kadim sınırlara dayandırılmadığı yönünde yapılan değerlendirmesinin de doğru görülmediği, İlk Derece Mahkemesince önceki tarihli bozma ilamında belirtilen bozma sebepleri yönünden araştırma inceleme yapılarak taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalması halinde davanın kabulüne, dışarısında kalması halinde ise reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1986 yılında orman kadastrosu yapılarak ... Devlet Ormanının sınırlarının çizildiği ve çizilen sınırların kesinleştiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazın tamamının ... Devlet ormanı olarak sınırlandırılan alan içerisinde kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 11... parsel sayılı davalıya ait taşınmazın tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kadastro tarafından 1 11... parsel olarak tespit gören taşınmazın kamu yararı kararı doğrultusunda yapılan kamulaştırma sonucu müvekkili adına tespit gördüğünü, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, müvekkili adına tescil edilmiş alanın orman olmadığını, mülkiyet ve irtifak haklarının korunması gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda orman sayılan alanda kalıp kalmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3082, K. 2026/3532, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3082-e-2026-3532-k-9d29266095a1