Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1679 E. 2026/3528 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1679
Karar No
2026/3528
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/496 E., 2024/138 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar asıl davanın davacısı vekili ve birleşen davanın davacıları vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin gerekli masraf olmadığından reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünde 1942 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosu, 1954 yılında yapılan tesis kadastrosu, 11.07.1982 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulaması ve evvelce sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 2000 yılında 2859 sayılı Kanuna göre yapılan pafta yenileme çalışması vardır. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan; 1 31... sayılı parselin incelenmesinde; 1 31... sayılı parsel sayılı taşınmazın 14.07.2008 tarihli ve 2948 yevmiye numaralı işlem ile idari yoldan tescil açıklaması ile Hazine adına 27.418,28 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla, 1 31... parsel sayılı taşınmazın 2008 yılında 2949 yevmiye numaralı işlem ile idari yoldan tescil açıklaması ile Hazine adına 52.310,64 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla, 1 31... parsel sayılı taşınmazın 02.08.2000 tarihinde yenileme açıklaması ile 1.263.264,62 m² yüzölçümü ile tarla ve orman vasfıyla tescil edildikleri, 29.07.2009 tarihli ve 5509 yevmiye numaralı tevhit işlemi ile 1 31... sayılı parsel altında Hazine adına 1.342.993,54 m² yüzölçümü ile tarla ve orman vasfıyla tescil edildikleri, 29.07.2009 tarihli ve 5509 yevmiye numaralı ifraz işlem ile de 17 parselden ifraz edilen 1 31... sayılı parselin Hazine adına 1.317.993,60 m² yüzölçümü ile “Tarla ve Orman” vasfıyla Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. 1 34... parselin incelenmesinde; 1 34... parselin geldileri olan 665 parsel sayılı taşınmazın 23.06.1998 tarihli ve 1399 yevmiye numaralı işlem ile idari yoldan tescil açıklaması ile Hazine adına 75.992,05 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla, 1 34... sayılı parselin ise 14.07.2008 tarihli ve 2949 yevmiye numaralı işlem ile idari yoldan tescil açıklaması ile Hazine adına 33.851,91 m² yüzölçümü ile orman vasfıyla tescil edildiği, 665 parsel sayılı taşınmazın 02.08.2000 tarihinde yenileme açıklaması ile Hazine adına 75.992,05 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla 1 34... parsel numarasıyla tescil edildiği, 1 34... ve 2 parsel sayılı taşınmazların 30.07.2009 tarihli ve 5541 yevmiye numaralı işlemi ile tevhit edilerek 1 34... sayılı parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. 1 35... parselin incelenmesinde; 1 35... parselin geldileri olan 664 parsel sayılı taşınmazın 18.06.1998 tarihli ve 1376 yevmiye numaralı işlem ile idari yoldan tescil açıklaması ile Hazine adına 74.197,07 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla, 1 35... parsel sayılı taşınmazın ise 14.07.2008 tarihli ve 2949 yevmiye numaralı işlem ile idari yoldan tescil açıklaması ile Hazine adına 40.139,58 m² yüzölçümü ile orman vasfıyla tescil edildiği, 664 parsel sayılı taşınmazın 02.08.2000 tarihinde yenileme açıklaması ile Hazine adına 74.197,07 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla 1 35... sayılı parsel olarak tescil edildiği, 1 35... ve 2 sayılı parsellerin 30.07.2009 tarihli ve 5542 yevmiye numaralı işlemi ile tevhit edilerek 1 35... nolu parsel numarası ile Hazine adına 111.056,65 m² yüzölçümü ile orman vasfıyla tescil edildiği anlaşılmaktadır. 1 36... parselin incelenmesinde; 1 36... parselin geldisi olan 663 parsel sayılı taşınmazın 09.06.1998 tarih ve 1295 yevmiye numaralı işlem ile idari yoldan tescil açıklaması ile Hazine adına 79.081,34 m² yüzölçümü ile orman vasfıyla tescil edildiği, 02.08.2000 tarihinde yenileme açıklaması ile Hazine adına 79.081,51 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla aynı ada ve parsel numarasıyla tescil edildiği, hüküm tarihinden sonra 10.01.2025 tarihli işlemle 1 36... ve 3 parsel sayılı taşınmazların tevhit işlemi ile 1 36... parsel oldukları, 1 36... parsel sayılı taşınmazın da 14.01.2025 tarihli ifraz işlemi ile 1 36... ve 1 36... parsellere ayrıldığı, her iki parselin de orman vasfıyla tapuda kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır. 1 36... parselin incelenmesinde; 1 36... sayılı parselin 14.07.2008 tarihli ve 2949 yevmiye numaralı işlem ile idari yoldan tescil açıklaması ile Hazine adına 34.769,65 m² yüzölçümü ile orman vasfıyla tescil edildiği, hüküm tarihinden sonra 10.01.2025 tarihli işlemle 1 36... ve 3 parsellerin tevhit işlemi ile 1 36... parsel oldukları, 1 36... parselin de 14.01.2025 tarihli ifraz işlemi ile 1 36... ve 9 parsellere ayrıldığı, her iki parselin de orman vasfıyla tapuda kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır. 2. Asıl dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde, sınırlarını dava dilekçesinde bildirdiği ... köyünde kain 3 adet taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satış sözleşmelerine istinaden müvekkiline ait olduğunu, dava konusu taşınmazları müvekkilinin satın aldığını, 1989 tarihinde tapusuz iken en son tapu kayıtlarına bakıldığında 1 31... , 1 34... , 1 35... ve 1 36... ve 3 parsellerinde Hazine adına kayıtlı olduklarını, Hazinenin adına yapılan tescil tarihlerine bakıldığında tescil tarihlerinin 19 84... yılları olduğunu, müvekkilinin zilyetliğin başlangıcının, satın aldığı 1989 yılından geriye 25 yıl gidildiğinde 1964 yılı olduğunu, taşınmazların ıslah, imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirildiğini ileri sürerek müvekkili adına tışanmazların tapuya tescillerini talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde; sınırlarını dava dilekçesinde bildirdiği ... köyünde bir adet taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satış sözleşmelerine istinaden müvekkiline ait olduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkilinin satın aldığı 1989 tarihinde tapusuz iken en son tapu kayıtlarına bakıldığında 1 31... , 1 34... , 1 35... ve 1 36... ve 3 parsellerde Hazine adına kayıtlı olduklarını, Hazinenin adına yapılan tescil tarihlerine bakıldığında tescil tarihlerinin 19 84... yılları olduğu, müvekkilinin zilyetliğin başlangıcı, satın aldığı 1989 yılından geriye 25 yıl gidildiğinde 1964 yılı olduğunu, taşınmazların ıslah, imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirdiğinden davacı ... tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş; bilahare, 12.03.2013 tarihli celsede 2012/258 Esas sayılı dosyada davalı olan yerlerle açmış oldukları davadaki yerlerin aynı olduğunu beyan etmiş ve İlk Derece Mahkemesince her iki dava dosyası birleştirilmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların vasıflarının tarla ve orman vasfında olduklarını ve davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. İhbar olunan ... Otelcilik Yatırım Turizm San. ve Tic. AŞ. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin unvanının ... Otelcilik Yatırım Turizm San. ve Tic. AŞ. olarak değiştirildiğini, müvekkili şirketin 1 34... ve 1 35... parsel sayılı taşınmaz üzerinde üst hakkı sahip olduğunu üst hakkı kapsamında arazi üzerindeki binaların mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek,davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 3. İhbar olunan ... Turizm İşlt. Yat. İnş. Nakl. Mad ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacıların dava konusu taşınmazlarla ilgili zilyetlik iddiasının doğru ve inandırıcı olmadığını, müvekkili şirkete tahsis edilen 1 31... parsel sayılı taşınmaz kaydında "korunması gerekli taşınmaz mal kültür tabiat varlığıdır" şerhinin bulunduğunu, bu konumdaki yerin tescil davasına konu olmasının ... olarak mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2013 tarihli ve 2012/258 Esas ve 2013/986 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların orman vasfı ile tapuda kayıtlı olduğu, 1 31... parselin korunması gerekli taşınmaz mal niteliğinde kültür ve tabiat varlığı olduğu, bu taşınmazların imar ve ihya yoluyla kazanılamayacağı, taşınmazların üzerinde 49 yıllık irtifak hakkı tesis edildiği, yine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesi gereğince, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.10.2019 tarihli ve 2019/3711 Esas, 2019/5600 Karar sayılı ilamı ile verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesince 1 31... , 1 34... , 1 35... ve 1 36... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediği hususunun usulünce araştırılmadığı, dosya içindeki mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde dava konusu taşınmazların bir çok parselin birleşmesi ve ifrazı neticesinde oluştukları ve geldileri olan parsellerin ise idari yoldan tescil edildiklerinin anlaşıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanabilmesi için ilgili taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesinin gerektiği, idari yoldan tescil edilen taşınmazlar hakkında on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma imkanının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenip düzenlemediğinin usulünce araştırılması, şayet idari yoldan tescil edildiklerinin anlaşılması halinde ise işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği, yetersiz araştırma ve inceleme neticesinde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; birleşen davacı mirasçıları vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.09.2020 tarihli ve 2020/2960 Esas, 2020/2896 Karar sayılı ilamı ile birleşen dosya davacısına yapılan gerekçeli karar tebligatının usulsüz olduğu, dolayısıyla temyiz haklarını kullanamadıklarının anlaşıldığı, birleşen dosya davacısı mirasçıları dışındaki taraflar yönünden Dairemizin 07.10.2019 tarihli ve 2019/3711 Esas, 2019/5600 Karar sayılı bozmaya dair karar aynen muhafaza edilerek, birleşen dosya davacısı mirasçılarının temyiz itirazlarının incelenmesine geçildiği belirtilerek, önceki bozma kararı ile aynı gerekçelerle birleşen dosya davacısı mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların idari tescil yoluyla oluştukları, gerçek vasıflarının sazlık-...-yer altı su seviyesi yüksek killi toprak olduğunun 09.09.2021 tarihli bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu, dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacaklarının dava konusu taşınmazlarda yoğunluklu ... araziye, organik madde miktarı bol olan orman toprağına, çam ibrelerinin yer aldığı topraklara, kumul tepelerine, longoz oluşumlarına tesadüf edildiğinin belirtiğini ve bu nitelikleri barındıran dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacakları, ne imar-ihya açısından ne de özel mülkiyete konu olabilirlik açısından asıl davanın ve birleşen davanın haklı kabul edilebilmelerinin mümkün olmadığı, davaya konu ve dayanak kılınan noter senetlerinin hukuken bir değer barındırmadığı, zira zilyetliği devreden kişilerin devir tarihinde bu taşınmazların imar ve ihyasını tamamlamadan zilyetlikleri devrettikleri, sazlık-... yapıda olan ve orman toprağı özellikleri gösteren dava konusu taşınmazların zilyetlik suretiyle devredilip de özel mülkiyete tabi kılınmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların tüm taşınmazlar yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davanın davacısı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkil tarafından on yıllık hak düşürücü süre içinde dava açıldığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından tapu kayıtlarının detaylı incelenmediğini, Hazine adına yolsuz yapılmış olan tescil sebebi ile davanın tapu iptal ve tescil davası olarak görülmesi ve 1989 yılından beri taşınmazların maliki olan müvekkili adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların hak iktisap edilebilecek özel mülkiyete tabi yerlerden olduğunu, eksik bilirkişi raporuna dayanılarak ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, taşınmazların önceki zilyedi ve/veya mirasçılarının dinlenmediğini, imar ve ihyanın tam olarak hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığına ilişkin tespit yapılmamasının eksiklik olduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/204 Esas ve 2007/146-147 Esas sayılı dosyaları ile bu dava dosyaları arasında olduğu tespit edilen ve müvekkil tarafından 1989 yılında açılan dava dosyalarının da İlk Derece Mahkemesince tarafından usulüne uygun şekilde incelenmediğini, 19 50... yıllarına ait hava fotoğraflarının da gerektiği şekilde incelenmediğini ve 11.10.2022 tarihli teknik mütalaaya dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davanın davacıları vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçmediğini, davaya konu taşınmazların korunması gereken kültür varlığı içermediğinin resmi belge ile tespit edildiğini, bilirkişi raporu ve delillerin doğru değerlendirilmediğini, 1978 yılı hava fotoğrafları ile müvekkilinin zilyetlik devrinin yapıldığı 1989 yılı arasında büyük fark olduğunu, bilirkişi raporu ile taşınmazın orman niteliği bulunmadığı hususunun da kanıtlandığını, taşınmazın 25 yıldan fazla süre imar ve ihya eden tarafça kullanıldığını ve 1989 yılında noter senedi ile müvekkillerinin murisine satıldığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların hak iktisap edilecek yerlerden sayıldığının tespit edildiğini, yetersiz inceleme ve çelişkili bilirkişi raporları ve taraflı nitelendirmelerle sonuca varıldığını, taşınmazın kısmen tescilinin mümkün olup olmadığının araştırılmadığını, davada Hazinenin ... hasım vasfında olduğundan davalı lehine ve aleyhine ilam vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin emsal kararlara aykırılık teşkil ettiğini ve bilimsel mütalaanın hükme dayanak alınamayacağını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl ve birleşen davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davanın davacısı vekili ve birleşen davanın davacıları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davanın davacısı vekili ve birleşen davanın davacıları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1679, K. 2026/3528, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1679-e-2026-3528-k-1f33b918113c