Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2956 E. 2026/3275 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2956
- Karar No
- 2026/3275
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/123 E., 2021/257 K.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2014 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 2 32... , 134, 1 35... parsel sayılı sırasıyla 3.886,37 m², 1.583,57 m², 4.705,64 m² ve 5.001,38 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ve zeytinlik vasfıyla davalılar ..., ..., ... ve ... adına tespit ve tescil edilmişlerdir. 2. Davacı ... vekili kadastro tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... köyünde yer alan taşınmazın öncesinin orman olduğunu, hali hazırda orman niteliğini yitirdiğini, zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını, bu hususun ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/312 Esas sayılı dosyasında da belirlendiğini ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman vasfını taşıyıp taşımadığının tespiti ile buna göre karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. 2. Davalılar ..., ... ve ... ortak imzalı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazlar yönünden lehlerine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu, kadastro çalışmaları esnasında da kendi adlarına tespit edildiklerini öne sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. 3. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazlardan 2 32... parsel sayılı taşınmazın babasından kendisine kaldığını, imar-ihyası tamamlanan taşınmazın uzun süredir zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.07.2010 tarihli ve 2004/108 Esas, 2010/517 Karar sayılı kararı ile ... köyü ... mevkinde yer alan ve fen bilirkişisinin krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2.157 m²lik taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.11.2017 tarihli ve 2016/14442 Esas, 2017/9477 Karar sayılı ilamıyla "Dairenin geri çevirme kararı üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın ... köyü sınırlarında kaldığı, bu köyde genel arazi kadastrosunun dava tarihinden sonra 2015 yılında yapıldığı ve davaya konu (A) harfli alanın kadastro çalışmaları sonucu kişiler adına tapuya kaydedilen 2 32... , 134, 1 35... sayılı parsel sınırları içerisinde kaldığının tespit edildiği, eldeki davanın 2002 yılında açıldığı dikkate alındığında dava tarihinden sonra yörede kadastro çalışmalarının başladığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 26. maddesinde “Kadastro Mahkemesinin yetkisinin her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günde başlayacağı” hüküm altına alındığından genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya bakma görevinin son bulduğu, Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu, her ne kadar dava konusu taşınmazın kapsadığı parsellerin kadastro tutanakları kesinleştirilerek tapuya aktarım yapılmış ise de eldeki dava nedeniyle yapılan kesinleştirme işleminin herhangi bir hukuki sonucunun olmayacağı da dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasının doğru görülmediği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak kadastro tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile dosya Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine, 2 32... parsel sayılı taşınmazın 3.886,37 m² yüzölçümü ve zeytinlik vasfıyla ... adına tespit gibi tapuya tesciline, 2 32... parsel sayılı taşınmazın 5.001,38 m² yüzölçümü ve zeytinlik vasfıyla ... adına tespit gibi tapuya tesciline, 2 32... parsel sayılı taşınmazın 4.705,64 m² yüzölçümü ve zeytinlik vasfıyla ... adına tespit gibi tapuya tesciline, 2 32... parsel sayılı taşınmazın 1583,57 m² ve zeytinlik vasfıyla ... adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 13.01.2025 tarihli ve 2022/2358 Esas, 2025/90 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığı davalı gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, davanın devri ile birlikte Kadastro Mahkemesince ilk yapılacak iş, aktarılan davanın kapsamının belirlenmesidir. Bu kapsamda, davacı Hazinenin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/312 Esas sayılı dosyasında, dava dışı Faruk Turgut tarafından açılan tescil davasına konu edilen taşınmazın Hazine adına tescili istemi ile eldeki davayı açtığı, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/312 Esas sayılı dosyasında icra edilen keşif neticesinde fen bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve ekindeki ölçekli krokinin incelenmesinde, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının 7.297,77 m², (B) harfi ile gösterilen kısmının 620,27 m² olmak üzere toplam yüzölçümünün 7.918,04 m² olarak hesaplandığı, komşu Kızılcayıkık köyü 605 parsel sayılı taşınmaz ile bitişik olarak gösterildiği, eldeki temyize konu davada bozma öncesi ve bozma sonrası düzenlenen fen bilirkişisi raporlarında ise ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/312 Esas sayılı dosyasında düzenlenen kroki ile çakıştırma yapılmadığı, taşınmazın yüzölçümünün 2.157 m² hesaplandığı ve konum olarak da komşu Kızılcayıkık köyü 605 parsel sayılı taşınmaza bitişik olarak gösterilmediği anlaşılmış, bu hali ile aktarılan davanın kapsamı ve tescil davasına konu taşınmazın kadastro tespiti yapılan 2 32... , 134, 1 35... taşınmaz sınırları içerisinde kalıp kalmadığı konusunda tereddüt oluşmuştur. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri gösteren ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/312 Esas sayılı dosyasında fen bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve krokisi de eklenmek suretiyle, dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediği Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, düzenlenmiş ise kadastro tutanak örnekleri ve tapuya kaydedilmişlerse tapu kayıtları ve komşuları ile birlikte gösterir krokisi dosya arasına alınmalı, Asliye Hukuk Mahkemesinden devredilen davanın kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları alınmak, yapılacak keşifte dava dilekçesi uygulanmak ve teknik bilirkişiden ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/312 Esas sayılı dosyasında fen bilirkişisi tarafından düzenlenen koordinatlı kroki ile çakıştırılarak hazırlanmış rapor alınmak suretiyle kesin olarak belirlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 11... . maddelerinde öngörülen şekilde yöntemine uygun askı ilanı yapılmalı, askı ilan süresi dolduktan sonra davaya bakılmalı, bundan sonra işin esasına girilerek kadastro öncesinde genel Mahkemede dava konusu olan taşınmazların malik hanesi ya da yüzölçüm hanesinin doldurulmuş olmasının sonuca etkili olmadığı gözetilerek dava kapsamında kalan tüm taşınmazların tespit tutanakları davalı hale getirilmeli, aktarılan davanın tarafları dışında olup da tespit tutanağında hak sahibi olarak gösterilenler de davaya çağrılıp, davaya karşı diyecekleri sorulup, delilleri toplandıktan sonra orman mühendisi bilirkişileri tarafından dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı bildirilen tüm orman tahdit çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile özellikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri tarif eden orman tahdit tutanakları, orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile aktarılan dava tarihi veya imar tarihinden hangisi daha eski tarihli ise bu tarihten 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına konulmalı; taşınmazın hangi tarihte, hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı ilgili Kadastro Müdürlüğünden, ayrıca 3402 sayılı Kanun'un 17/son maddesi uyarınca imar uygulaması yapılmış yerlerde imar-ihyaya dayanılarak yer kazanılması mümkün olmadığı ve bu nedenle zilyetlik süresinin imar planının kesinleşme tarihi esas alınmak suretiyle hesap edilmesi gerektiği gözetilerek, taşınmazın bulunduğu yerde imar planı çalışması yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu imar planının hangi tarihte kesinleştiği ve taşınmazın kesinleşen imar planı kapsamında kalıp kalmadığı ilgili Belediyeden sorularak kesin olarak belirlenmeli ve buna ilişkin kayıt ve belgeler dosya arasına celp edilmeli; bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; yine dosya arasına getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmaz bölümünde zeytin ağaçları bulunduğunun anlaşılması halinde, zeytin ağaçlarının dikme mi yoksa aşılama mı olduklarını, aşılama ise aşı yaşlarının kaç olduğunu komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve ... olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/312 Esas sayılı dosyasında toplanmış kanıtlar ile birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Tüm bu nedenlerle, hükmün bozulması gerekirken onandığı bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından yukarıda açıklanan nedenlerle onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacı ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.10.2024 tarihli ve 2022/5713 Esas, 2024/6116 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, Bozma neden ve şekline göre davalı ... Başkanlığının yargılama giderlerine ilişkin karar düzeltme itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin yatırılan karar düzeltme harcının ... Belediye Başkanlığına iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.