Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2846 E. 2026/4266 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2846
Karar No
2026/4266
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1240 E., 2025/376 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/118 E., 2023/80 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 2 05... parsel sayılı tarla vasıflı taşınmaz, "kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı" tutanağın edinme sebebi kısmında belirtilerek, Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 05... parsel sayılı taşınmazın aralıksız ve davasız olarak 80 - 90 seneden beridir müvekkili olan davacı ve ataları tarafından tarla vasfıyla kullanmasına rağmen kadastro çalışmalarında hatalı olarak Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davacı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada; dava konusu taşınmazın (A) ve (B) harfleriyle gösterilen kısımlarının 1957 yılından önce zilyet altına alındığı ve imar ihyasının tamamlandığı, zira 1957 yılı hava fotoğrafında taşınmazın tarımsal amaçlı kullanıldığı, 1957-1970 yılları arasında tarla olarak kullanıldığı, 1970'li yılların ortalarına doğru bir kısmının zeytinliğe çevrildiği, bir kısımının tarla olarak kullanılmaya devam edildiği, 1980'li yıllarda taşınmazın ortasından orman yolu geçirildiği ve taşınmazın ikiye bölündüğü, (A) harfi ile gösterilen kısmının zeytinlik olarak kullanılmaya devam edildiği, (B) harfi ile gösterilen kısmının ise önceleri tarla olarak kullanıldığı sonrasında zeytinliğe çevrildiği, bu kısımlar yönünden zilyetliğinin kesintiye uğramadığı, uzun süreden beri ekonomik katkı sağlanan bir yer olduğu ve bu kısımların zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olduğu, (C) harfi ile gösterilen yol olarak kullanılan kısmın ise her ne kadar kadastro paftası üzerindeki konumlara göre hukukî olarak yol niteliğinde olmasa da incelenen hava fotoğrafları, memleket haritalarında ve keşif mahallindeki gözlemde yol olarak kullanıldığı, orman yolları ile bağlantısının bulunduğu, bu kısım üzerinde 40-45 yıldır tarımsal amaçlı kullanımın olmadığından (C) harfi ile gösterilen kısmın yol vasfıyla tescil harici bırakılması gerektiği, (A) ve (B) harfleriyle gösterilen kısımlar yönünden ise zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 05... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 5.227,10 metrekarelik kısmın ifrazı ile aynı ada aynı parsel numarası verilmek suretiyle, tespitteki vasfıyla davacı adına tapuya tesciline, bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 8.019,03 metrekarelik kısmın ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla davacı adına tapuya tesciline, bilirkişi raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 1.964,75 metrekarelik kısmın ifrazı ile yol vasfıyla tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "orman tahdit sınırları dışında kalan, kamu hizmetine tahsis edilmeyen dava konusu taşınmazın teknik bilirkişilerce düzenlenen rapor ve krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen kısmının tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla zamandır davacı tarafından nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullandığı ve davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde düzenlenen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleştiği anlaşıldığından mahkemece bu kısımlar yönünden davanın kabulüne ve bir bütün halde kullanılan taşınmazı ikiye ayıran ve krokide (C) harfi ile gösterilen yolun tescil harici bırakılmasına karar verilmesinin isabetli olduğu" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosunun 2007 yılında yapılıp kesinleştiğini, 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlanmadığını, davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2846, K. 2026/4266, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2846-e-2026-4266-k-bb26d4b10e67