Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2825 E. 2026/3705 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2825
Karar No
2026/3705
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/174 E., 2025/509 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, Çanakkale ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 08... parsel sayılı 9.000 m² yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfında ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Çanakkale ili ... ilçesi ... köyü 1 08... parsel sayılı taşınmazın etrafının Devlet ormanı ile çevrili olup, ormandan kazanıldığını, orman içi açıklık niteliğinde bulunduğunu, orman bütünlüğünü bozduğunu ve orman vasfı taşıyan taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 50 yılı aşkın süredir öncesinde babası ve dedesi sonrasında kendisi tarafından kullanıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2018 tarihli ve 2016/102 Esas, 2018/96 Karar sayılı kararı ile, "dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2018 tarihli ve 2016/102 Esas, 2018/96 Karar sayılı kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli kararı ile, "İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan fen ve orman bilirkişileri tarafından düzenlenen bilirkişi raporu eki harita ve krokiler ile dosya kapsamına getirtilen pafta örneklerine göre dava konusu taşınmazın, komşu ve yakın komşusu olan aynı ada 29, 30, 28, 27, 26, 24... parsel sayılı taşınmazlar ile birlikte dört yönden eylemli olarak orman vasfı ile Hazine adına kayıtlı 1 08... parsel sayılı taşınmaz ile çevrili olduğu, dosya kapsamına alınan 01.12.2021 tarihli bilirkişi ek raporu incelendiğinde dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün 19 40... yılına ait hava fotoğrafları ile 1958 tarihli memleket haritasında orman sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği, bu haliyle dava konusu taşınmazın teknik bilirkişi rapor ve eki haritalarda (B) harfi ile gösterilen bölümünün evveliyatı itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu, öte yandan bilirkişi rapor ve eki haritalar incelendiğinde dava konusu taşınmaza komşu 26 parsel sayılı taşınmazın batı yönünde 27 parsel sayılı taşınmaz ile komşu olan bölümünün de 19 40... yılına ait hava fotoğrafları ile 1958 yılı memleket haritasında dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümü ile aynı renk tonu ve özelliklerinde göründüğü, anılan bölümlerin orman sayılan yerler olduğu belirtilmekle 25 parsel sayılı taşınmazın (A) harfli bölümü ile 26 parselin doğu kısmı ve 24... parsel sayılı taşınmazlar ile aynı adada yer aldığı bildirilen dava dışı 27, 28, 29... parsel sayılı taşınmazlarla arasındaki irtibatın koptuğu, bu halde 23, 24 ve dava konusu 25 parselin (A) harfiyle gösterilen bölümü ile 26 parselin doğu kısmının bir bütün olmasına rağmen bu taşınmazlar ile 27, 28, 29... parsel sayılı taşınmazlar arasında ormanlık alan bulunması nedeniyle orman içi açıklık kavramının değerlendirilmesinde sadece 23, 24... parselin doğu kısmı ile dava konusu taşınmazın (A) harfiyle gösterilen kısmının esas alınması gerektiği, 23, 24, 26... parsel sayılı taşınmazın (A) harfli bölümlerinin toplam yüzölçümünün 25.150,48 m² olup miktarları toplamının üç hektarı geçmediği gibi taşınmazların dört yönden orman niteliği sabit taşınmaz ile çevrili oldukları, öte yandan bu taşınmazlardan 26, 24, 30... parsel sayılı taşınmazınların hali hazırda özel mülk olarak Hazine adına kayıtlı olduğu, anılan taşınmazların her zaman Hazine tarafından orman olarak tahsisinin mümkün bulunduğu, Anayasa Mahkemesi kararı da gözetildiğinde her zaman orman savıyla dava açılmasının ve oluşan tapu kaydının iptalinin mümkün olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde sonuç olarak dava konusu taşınmazın tamamının orman içi açıklık konumunda bulunduğu, bu halde dava konusu taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümünün evveliyatının orman olduğu ve taşınmazın çevresindeki taşınmazların konumu ve yüzölçümleri gözetilerek sonuç olarak ada bazında orman içi açıklık olması nedeniyle 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, 1 08... parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli kararının davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.10.2024 tarihli ve 2022/3972 Esas, 2024/5687 Karar sayılı ilamıyla "dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 2.099,52 m² yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden yapılan incelemede, Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 1 08... ve 26 parsel sayılı taşınmazların orman idaresine tahsis edilip edilmediğinin ilgili yerlerden sorularak araştırılması, tahsis edilmiş ise buna dair bilgi, belge, harita ve krokilerin getirtilmesi, tahsisin halen yürürlükte olup olmadığının netleştirilmesi, yine dava dışı 1 08... parsel sayılı taşınmaza yönelik Hazine ya da Orman İdaresince dava açılıp açılmadığının usulünce araştırılması, şayet dava açılmışsa dava dosyalarının birleştirilerek görülmesi gerektiği hususunun düşünülmesi, sonucuna göre dava konusu taşınmaz ile birlikte dava dışı komşu 23, 24... parsel sayılı taşınmazların bütün halinde orman içi açıklık olup olmadığının tartışılıp değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümü yönünden orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle verilen önceki hükmün kanun yolu denetiminden geçerek kesinleştiği, (A) harfiyle gösterilen kısmına yönelik yapılan değerlendirmede ise dava konusu taşınmazın bu bölümünün yörede 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereği yapılan orman kadastrosu sırasında orman sayılmayan yer olarak belirlendiği, anılan bölüm yönüyle alınan ek raporda yöntemince yapılan inceleme ve araştırma sonucunda en eski tarihli 19 40... yılına ait hava fotoğraflarında tamamen açık, tarla ve orman dışı alan olduğu, en eski memleket haritasında da anılan görünümün doğrulandığı, söz konusu bu bölümün davalı tarafından ekonomik amaca uygun tarım arazisi olarak kullanıldığı, bu şekilde dava konusu (A) harfiyle gösterilen bölümün evveliyatında orman sayılmayan yerlerden olduğu, ayrıca bu bölümün çevresindeki dava dışı tarla vasfıyla kayıtlı aynı ada 26, 24... parsel sayılı taşınmazlarla bir bütün olmakla orman içi açıklığı konumunda bulunmadığı, nitekim bozma ilamı kapsamında yazılan yazı cevapları da gözetildiğinde anılan bölüme komşu aynı ada 24... parsel sayılı taşınmazların orman olarak kullanılmak üzere Orman İdaresine tahsis edilmediği, yine komşu aynı ada 23 parsel sayılı taşınmaza yönelik de dava açılmadığı, bu haliyle yargılama sırasında da (A) harfli bölümün orman içi açıklık niteliğini kazanmadığı, öte yandan bu bölümün tarım arazisi vasfında olup davalının taşınmazın bu bölümü üzerindeki ekonomik amaca uygun zilyetliğinin 20 yılı geçtiği ve sonuç olarak (A) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 08... parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının kısmen iptaline, taşınmazın 01.12.2021 tarihli bilirkişi ek raporunun ikinci sayfasındaki krokide (B) harfi ile gösterilen 2.099,52 m² yüzölçümündeki bölümünün aynı adanın son parsel numarası verilerek orman vasfıyla davacı Hazine adına tapuya tesciline, aynı tarihli bilirkişi ek raporunun ikinci sayfasındaki krokide (A) harfi ile gösterilen 6.900,48 m² yüzölçümündeki bölümüne yönelik davanın reddi ile bu bölümün davalı ... adına olan kaydının aynen devamına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın (A) harfiyle gösterilen bölümü üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların yasa gereği orman sayıldığını, Orman Kadastro Yönetmeliği'nin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet ormanı olarak sınırlandırılmasının öngörüldüğünü, bu tür yerlerin özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kanun ve yönetmelik hükümlerinin göz ardı edildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2825, K. 2026/3705, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2825-e-2026-3705-k-441a462594bd