Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2697 E. 2026/3718 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2697
Karar No
2026/3718
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/169 E., 2024/110 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Osmaniye ... Mahallesinde bulunan 178 Parsel sayılı 48.200 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, vergi kaydı ve zilyetliğe dayalı olarak ... ve arkadaşları adına tespit edilmiş; bilahare, Hazine tarafından tespite itiraz edilmesi sonucu Osmaniye Gezici Kadastro Mahkemesinin 1956/493 Esas, 1960/86 Karar sayılı kararıyla ile Hazine'nin davası reddedilmiş ve taşınmazlar 10.12.1960 tarihinde hükmen tespit malikleri adına tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları, Osmaniye ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 178 parsel sayılı taşınmazın 48.200 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfıyla tapuda adlarına kayıtlı bulunduğunu, taşınmazın bir kısmının 22.03.2004 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında orman sınırları içine alındığını, ancak orman sayılmayan yerlerden olduğunu ileri sürerek, söz konusu bölümün orman sınırları dışına çıkarılması istemiyle dava açmışlardır. II. CEVAP Davalı ... İdaresi vekili aşamalardaki beyanlarında;taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2014/218 Esas, 2016/208 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.06.2021 tarihli ve 2020/4319 Esas, 2021/5028 Karar sayılı ilamıyla hüküm onanmasına karar verilmiş olup, onama ilamına karşı davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunmaları üzerine Dairemizin 15.02.2022 tarihli ve 2021/14578 Esas, 2022/1238 Karar sayılı ilamıyla onama kararı kaldırılmış ve "hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içerisine alınan kısmının 1956 tarihli memleket haritasında maki örtüsü ile kaplı orman alanı gözüktüğü belirtildiği halde, rapor ekindeki memleket haritasının incelenmesinde davaya konu kısmın, orman sınırı dışında bırakılan taşınmazlarla aynı nitelikte olduğu, memleket haritasında dava konusu alan üzerinde herhangi bir harita simgesinin bulunmadığı bilirkişi raporunda, memleket haritasının üretildiği hava fotoğraflarının da incelenmediği, mahallinde yapılan keşif sonucu, taşınmazın davaya konu (A) harfli kısmının eylemli orman niteliğinde olduğu belirlenmiş ise de, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda taşınmazın ... tarafından ağaçlandırıldığı ve bu ağaçların 25- 26 yaşlarında olduğu Dava konusu taşınmaz ise, 1955 yılında yapılan arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davacılar adına tespit edilip, Hazine tarafından tespite itiraz edilmesi sonucu dava reddedilerek hükmen tescil edildiği,bu durumda taşınmazın evveliyatında orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesinin önem arzettiği, dava konusu taşınmazın en eski tarihli memleket haritası yanında bu haritanın üretildiği hava fotoğrafındaki niteliğinin de araştırılması, taşınmazın eğiminin ve evveliyatında orman olup olmadığının belirlenmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmtir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 2 70... parsel (Eski 178 parsel) sayılı taşınmazda fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 09.05.2023 tarihli olan raporun ekinde bulunan krokide (73/A) harfi ile belirtilen 26.731,70 metrekarelik kısmına yönelik orman kadastrosu işleminin iptaline, taşınmazın bilirkişi raporunda (73/A) harfi ile belirtilen 26.731,70 metrekarelik kısmının tapu maliklerinin tapudaki hisseleri oranında davacılar adına ve tarla vasfına yönelik kaydının devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1 Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğunu, bozma ilamının gereklerinin yerine getirmediğini, bozma ilamı öncesi ve sonrası alınan raporlar arasında çelişki bulunduğunu, bozma ilamında da belirtidiği gibi tapulu mülkün ağaçlandırılmasının orayı kamu malı haline getirmeyeceğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini ve taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık,orman kadastrosunun iptaline ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın (A) harfli kısmına yönelik orman kadastrosunun iptaline karar verilmişse de; dosya içerisinde bir örneği olan orman tahdit haritası ve fen bilirkişi raporu eki haritaya göre taşınmazın (A) harfli kısmının zaten orman sınırları dışarında, (B-C) harfli kısımlarının orman sınırları içerisinde olduğu gözükmektedir. Orman bilirkişi raporunda taşınmazın hangi kısmının orman sınırı içine kaldığı belirtilmeksizin memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre (A) kısmının orman sayılmayan (B-C) kısımlarının orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Eldeki dava orman kadastrosuna itiraz davası olup, uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taşınmazın hangi kısmının orman sınırı içinde kaldığı belirlenmeli, bundan sonra bozma ilamında belirtilen şekilde yapılacak araştırma ile orman sınırı içinde bırakılan kısmın orman vasfında olup olmadığı araştırılmalıdır. Dosya içinde bir örneği olan orman kadastro haritasında orman sınır noktaları gösterilmediğinden bilirkişi raporu denetlenememiş, orman bilirkişi raporunda taşınmazın hangi kısmının kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı belirtilmediği gibi, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydını oluşumundan öncesine ait hava fotoğrafında taşınmazın vasfının ne olduğu irdelenmesi gerekirken rapor ekinde sadece 1992 yılına ait hava fotoğrafı incelemesi yapılmıştır. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmaz. Açıklanan sebeplerle doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman kadastrosuna ait orman tahdit haritası (ilgili orman sınır noktaları gözükecek şekilde) ve çalışma tutanakları ile taşınmazın bulunduğu alanı gösteren en eski ve tapu kaydının oluşumundan öncesine ait hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından getirtilmeli, bundan sonra önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir jeodezi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte öncelikle orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parseller yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı taşınmazların kesinleşen orman kadastrosuna göre konumları tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bundan sonra getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın orman sınırı içinde kalan kısmı bakımından öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildikleri belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine(Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı, klizimetre (eğim ölçer) cihazı ile taşınmazın gerçek eğimi (en düşük, en yüksek ve ortama eğiminin) memleket haritasındaki münhanilerden de yararlanılarak belirlendiği, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, yapılan araştırma sonucu taşınmazın orman sınırı içinde kalan kısmının tapunun oluşumundan önce orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı gerçek kişiler adına tapulu olduğu gözetilmeden ağaçlandırıldığı saptandığı takdirde, tapulu mülkün sonradan ağaçlandırılmasının hukuken sonuç doğurmayacağı ve taşınmazı Devlet ormanı haline dönüştürmeyeceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2697, K. 2026/3718, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2697-e-2026-3718-k-82c18eb96f88