Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2024 E. 2026/4235 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2024
- Karar No
- 2026/4235
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/341 E., 2024/2084 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/426 E., 2022/206 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1730 parsel sayılı 477,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, arsa vasfıyla İsmail Irmak adına tespit edildiği, tespite itiraz üzerine Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/1436 Esas ve 1993/1665 Karar sayılı kararıyla taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 17.10.1994 tarihinde kesinleştiği, 2010 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarında taşınmazın ... Mahallesi sınırları içine alındığı, yeni 281 51... parsel ve 488.64 m² yüzölçümüyle tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır. Kadastro sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1731 parsel sayılı 6.290,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın, betonarme ev, ahır, cam sera ve bahçesi vasfıyla ... adına tespit edildiği, tespite itiraz üzerine Antalya Kadastro Mahkemesinin 1995/75 Esas (eski 1991/328), 1995/290 Karar sayılı kararıyla taşınmazın Hazine adına tesciline, taşınmazdaki 1 adet cam sera, bir adet tek katlı betonarme ev, 1 adet işyeri, 1 adet plastik sera, 14 limon ağacı, 1 adet hurma ağacı, 4 adet kayısı ağacı, 3 portakal ağacı ve 14 adet zeytin ağacının ... ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 23.07.1996 tarihinde kesinleştiği, 2010 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarında taşınmazın ... Mahallesi sınırları içine alındığı, yeni 281 51... parsel ve 6.283,35 m² yüzölçümüyle tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazların kullanıcısı ve üzerindeki muhdesatın zilyedi olduğunu, dava konusu yerde daha önce kadastro tespit çalışmalarında taşınmazın müvekkili adına tespit gördüğünü, buna karşın tapu kaydında 2/B parseli olduğuna dair şerh bulunmadığından müvekkilinin taşınmazı satın alamadığını, taşınmazların orman vasfını yıllar önce yitirdiğini ve 2/B arazisi vasfında olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olup müvekkilinin zilyet olduğunun tapuya şerh verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu parsellerin hem hukuki nitelendirmesinin hem de zilyetlik tespitlerinin mevzuata ve fiili duruma uygun olarak yapıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava konusu 281 40... parsel sayılı taşınmazın, Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/1436 Esas ve 1993/1665 Karar sayılı kararı ile orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesi ile Hazine adına tescil edilen 1730 parsel olduğu, dava konusu Antalya ili .... ilçesi ... Mahallesi 281 40... parsel sayılı taşınmazın ise Antalya Kadastro Mahkemesinin 1995/75 Esas ve 1995/290 Karar sayılı kararı ile orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesi ile Hazine adına tescil edilen 1731 parsel olduğu, dosyamızda alınan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların 1942 yılında yapılan tahditle orman sınırı içinde kalmakla beraber 1976 yılında yapılan çalışmada orman sınırı dışına çıkarıldığının bildirildiği, ancak dosya kapsamına göre davaya konu yerde kullanım kadastrosu yapılmadığının anlaşıldığı, 281 40... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki belirtmenin muhdesat sahipliğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, Kadastro Mahkemesinin her iki taşınmaza ilişkin olarak verdiği kararlar ile Yargıtay ilamları, dosyamızda alınan bilirkişi raporu ve dinlenen tanık beyanları dikkate alınarak dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu anlaşılmakla davacının taşınmaza 2B şerhi verilmesi yönündeki talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davacının zilyetlik şerhi istemi yönünden yapılan incelemede ise; 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamına giren alanlarda kullanım kadastrosu yapılması işlemi idari bir tasarruf olup, mahkemelerce kullanım kadastrosu yapılması konusunda idareyi zorlayıcı şekilde karar verilemeyeceği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 281 51... ve 25 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışarı çıkarılan yerlerden olduğuna" ilişkin şerh düşülmesine ve kullanım tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre yapılan orman tahididi içinde bulunduğu, ... İdaresinin Muratpaşa Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının kapsamı dışında kaldığı, her ne kadar 1952 yılında makiye tefrik edilmiş ise de 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca bu işlemin orman sınırı dışına çıkarma işlemi olmayıp tespit niteliğinde olduğu, 1942 yılı tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edilerek 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda tekrar orman sınırı içine alındığı ve 2. madde ile orman sınırı dışına çıkarılmış ise de bu işlemin de itirazları inceleme komisyonu tarafından iptal edildiği, 1942 tahdidi içinde kalan taşınmazın itirazları inceleme komisyonunca tarım arazisi olarak orman sınırı dışında bırakılması işleminin kanuni dayanağının bulunmadığından 7 numaralı komisyon tarafından yapılan hiçbir işleme değer verilemeyeceği, taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman tahdidinin içinde kaldığı, sonra yapılan orman sınırı dışına çıkarma çalışmalarına konu edilmediği, dava konusu taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu..." gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; aynı bölgede bitişik parsellerde daha önce dava açan kişilerin davalarının kabul edilip tapularını aldıklarını, temyiz makamınca görüş değiştirmesinin kabul edilemez olduğunu ve bu durumun adalete güven duygusunu zedelediğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı, davacı tarafından taşınmazların beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesinin talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.