Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1953 E. 2026/4234 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1953
Karar No
2026/4234
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/432 E., 2024/1331 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tirebolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/124 E., 2023/522 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Giresun ili ... ilçesi ... köyünde 2008 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 01... parsel sayılı 84.902,71 m² yüzölçümündeki taşınmazın, orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, 12.11.20 08... .12.2008 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı ve dava açılmaması üzerine kadastro tespiti kesinleşen taşınmazın, 16.12.2008 tarihinde tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmalarında 1 09... parselin kendi adına, 1 01... parselin ise Hazine adına tespit edildiğini, ancak 1 01... parsel içerisinde keşifte sınırlarını göstereceği kısmın kendisine ait olduğunu ve 1 09... parselin devamı vasfında bulunduğunu, 1 09... parsel ile dava konusu edilen 1 01... parsel içerisinde kalan arazinin, ...'in oğlu ...'den geldiğini ve Şubat 327 tarihli ve 379 sıra numaralı tapu kaydına dayandığını, taşınmazın Tirebolu Noterliği'nin 10.04.1947 tarihli ve 16 26... sıra numaralı, ... Noterliği'nin 27.01.1998 tarihli ... yevmiye numaralı senetler ve yine 16.12.1950 tarihli özel senet ile ...'in oğlu ... mirasçılarının birbirine sattığını ve yapılan satışlar neticesi taşınmazın ... ile ...'e kaldığını, taşınmazın bu kişilerden babası ... oğlu ... aracılığıyla bedeli tarafından ödenmek suretiyle kendi namına satın aldığını ve 1998 yılından beri tasarruf ve zilyet ettiğini, arazinin bir kısmını bakımsız bıraktığı için orman parseli içerisine karıştığını, taşınmazın orman ile ilgisinin bulunmadığını, ziraata elverişli tarım arazisi olduğunu ileri sürerek, 1 01... parsel içerisinde tespit gören ve keşifte sınırları belirlenecek taşınmaz kısmının bu parselden ifrazı ile 1 09... numaralı parsele eklenmek suretiyle adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılan yerlerden ve 4785 sayılı Orman Kanunu'na göre Devletleştirilen ormanlardan olduğunu, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereği orman sayılan alanlardan olduğunu, makilik ve fundalık olan yerlerin orman toprağı ise imar-ihya ile kazanılamayacağını, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesi gereği hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "...davacı taraf adına kayıtlı ... köyü 1 09... parsel sayılı taşınmaza sınırı bulunan ve krokide (A) harfiyle gösterilen kısmın, zilyetlik yoluyla edinildiğini, özel mülkiyete konu olması gereken ve 1 09... parsel içerinde kalan bu bölümün orman vasfında tespit görmesinin hatalı olduğunu ileri sürdüğü, tapu kaydının iptali talep edilen ... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti işleminin 16.12.2008 tarihinde dava açılmaksızın kesinleştiği, eldeki davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin tamamlanması sonrasında 25.03.2019 tarihinde ikame edildiği anlaşıldığından kamu düzenine ilişkin olan bu hususun yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kaldı ki eldeki uyuşmazlığın davacı adına tespit gören ... köyü 1 09... parselin sınırlarının hatalı olarak değerlendirildiği şeklinde nitelendirilmesi halinde bu taşınmaz yönünden hak düşürücü süre içerisinde davanın açıldığı sonucuna ulaşılacak ise de keşif ve hava fotoğrafları tetkiki sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında ortalama %10 ve %50 aralarında eğimli olan arazinin üzerinde önceden beridir yapı bulunmadığı, 19 55... yıllarına ait hava fotoğraflarında bu bölümün yapraklı ağaçlık vasfında olduğu, (A) harfiyle gösterilen kısmın önceden beridir orman sayılan yerlerden olduğu tespitlerine yer verildiği bu nedenle öteden beridir orman vasfında olan taşınmazdaki mülkiyetin zilyetlikle kazanılamayacağı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "... kadastro sonucunda, Giresun ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 09... parsel sayılı "Fındık Bahçesi" vasıflı taşınmazın zilyetliğe dayanılarak senetsizden davacı adına tespit edildiği, 1 01... parsel sayılı "Orman" vasıflı taşınmazın senetsizden davalı Hazine adına tespit edildiği, askı ilanlarının 109/3 sayılı taşınmaz için 09.03.20 09... .04.2009 tarihleri arasında 1 01... parsel sayılı taşınmaz için 12.11.20 08... .12.2008 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin (109/3 sayılı taşınmaz için 09.04.2009 tarihinde 101/1 sayılı taşınmaz için 16.12.2008 tarhinde) kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, taşınmazın halen aynı vasıf ve yüzölçümle tapuda taraflar adına kayıtlı olduğu, eldeki davanın ise 1 01... parsel sayılı taşınmaz için on yıllık hak düşürücü süreden sonra 25.03.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır... Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, istinaf edenin sıfatına ve tüm dosya kapsamına göre, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesine göre on yıllık hak düşürücü sürede dava açılmadığı..." gerekçesiyle davacı ...'ın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tapulu olduğunu, davayı süresi içerisinde açtığını, aynı tapu kaydına dayanarak açtığı 2019/3 (eski 2010/380) Esas sayılı dosyanın sonucu beklenmeden karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro öncesi sebebe dayalı olarak ikame edilen tapu iptali ve tescili davasının 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesi gereği hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1953, K. 2026/4234, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1953-e-2026-4234-k-e5409f0fbf51