Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1710 E. 2026/3334 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1710
Karar No
2026/3334
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1131 E., 2025/43 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/60 E., 2023/42 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ..., davalılar Hazine ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesi kararını süresinde usulüne uygun istinaf etmeyen davalı ... İdaresi ve Hazine vekillerinin, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine, davacı ... vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde ilk tesis tapulama çalışmaları, 1953 yılında 5602 sayılı Tapulama Kanunu'nun hükümlerine göre yapıldığı ve dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin 1/2000 ölçekli P.15 numaralı kadastro paftasında yer aldığı, paftasında “... Çam Ormanı” belirtmesinin bulunduğu alanda kaldığı ve tapulama dışı alan olarak bırakıldığı görülmüştür. Daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları esnasında 1363,90 m² yüzölçümü ve "tarla" vasfıyla Hazine adına 05.10.2020 tarihinde yapılan tespitte, tutanağın “beyanlar” hanesinde “İşbu parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçları Musa oğlu ... tarafından dikilmiştir.” ibaresi bulunmaktadır. Davaya konu ... Mahallesinde ilk orman tespit ve tahdit çalışmaları 1941 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) kapsamında yapılmış ve 23.09.1945 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak kesinleşmiştir. 1941 yılından sonraki ilk orman kadastro çalışmaları ise 23.05.2005 tarihinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B uygulamasıyla birlikte 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan ve 1945 yılında kesinleşen orman tahdit sınırının aplikasyonu da yapılmış ve çalışmalar 24.01.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmaz ise 31 16... sayılı Kanun'lara göre yapılan orman tahdit haritasında 2057, 2058, 20 59... numaralı OTS noktalarının güneyindeki sarı renkle boyalı orman sayılmayan alan içerisinde kalmaktadır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan, batısı tescil harici orman sayılmayan yer, doğusu davacı zilyetliğinde 1 27... parsel, kuzeyi ... zilyetlik arazisi, güneyi tescil harici orman sayılmayan yer ile çevrili, yaklaşık 1.393,10 m² yüzölçümündeki taşınmazı müvekkilinin davacının en az 60... yıldan beri ulamalı olarak zeytinlik ve bahçe olarak tasarruf edildiğini ileri sürerek, taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı ... vekili tarafından tapusuz taşınmazın tescili talepli olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, yargılama sırasında 05.12.2020 tarihli kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 22.03.2021tarihli ve 2020/76 Esas, 2021/120 Karar sayılı kararıyla dava dosyası Muğla Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. II. CEVAP Davalılar ... vekili, ... vekili ve Hazine vekili cevap dilekçelerinde; açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 27... parsel sayılı taşınmazın 1953 yılındaki tapulama çalışmalarında çam ormanı vasfıyla tescil harici bırakılması, komşu parsel tutanaklarının ilk tesis kadastrosunda düzenlenen tapulama tutanağının davaya konu taşınmazın yönünü Devlet çam ormanı olarak nitelendirmesi, en eski tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın içerisinde çalı ve bitki formlarının bulunması nedeniyle dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu, teknik bilirkişilerin bilimsel veriler içeren raporunda taşınmazın imar ve ihyasının 1982 yılında yapıldığının belirlendiği, zeminde yer alan zeytin ağaçlarının çoğunluğunun 1986 yılı hava fotoğrafında belirginleştiği, yaşça yeni zeytin ağaçlarının aşı yaşlarının da bu durumu desteklediği, yaşça eski 4 adet zeytin ağacının taşınmazın yüzölçümü nazara alındığında taşınmazın tamamının imar ve ihyasına yeterli olmadığı, taşınmazın 18.03.1994 tarihli ... 1/1000 ölçekli uygulama imar planında olması nedeniyle zilyetlik süresinin bu tarihten sonra işlemeyeceği, taşınmazın ise 1982 yılında imar ve ihya edilmesi nedeniyle 1994 yılına kadar kanunda aranan 20 yıllık sürenin dolmadığı anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerindeki şartların gerçekleşmemesi nedeniyle davacının mülkiyete yönelik davasının reddine, her ne kadar keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tutanak bilirkişilerin anlatımlarında taşınmazın ilk zilyeti ... tarafından zeytin ağaçlarıyla birlikte 1960'lı ve 1970'li yıllarda hububat ekilerek imar ve ihyanın tamamlandığı ifade edilmiş ise de kesin delil vasfında ve bilimsel veriler içeren hava fotoğraflarında taşınmazın sürülüp ekildiğine dair herhangi bir izin bulunmaması nedeniyle hava fotoğraflarına üstünlük tanınarak mahalli bilirkişilerin ve tutanak bilirkişilerin 19 60... yıllarında hububat ekildiğine dair beyanlarına itibar edilmemiş, taşınmaz üzerinde yer alan zeytin ağaçlarının muhdesat olarak tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiğinden teknik bilirkişi raporunda yer alan zeytin ağaçlarının davacı ...'a ait olduğunun 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince muhdesat olarak tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilerek" davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davalı Hazinenin taşınmazın Hazine adına tescil talebinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 27... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla 1.363,90 m²lik olarak Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazda yer alan zeytin ağaçlarının 2...0 kimlik numaralı ...'a ait olduğunun 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince muhdesat olarak tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, 26.01.2023 havale tarihli bilirkişisi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince imar ve ihya faaliyetinin tamamlanmasından itibaren, taşınmazın imar planı içine alındığı tarihe kadar kanunda aranan zilyetlik süresinin dolmadığından mülkiyet kazanma şartları gerçekleşmeyen taşınmazla ilgili davanın reddine, taşınmazın Hazine adına tesciline ve tespit tarihinden önce davacı tarafça yetiştirilen zeytin ağaçlarının 3402 Kanun'un 19/2. maddesi gereğince beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi isabetli olduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tesbit bilirkişileri ve tanıklar beyanlarında, müvekkilinin annesinin babasının ... olduğunu, taşınmazın 1950'li yılların sonunda arpa ve buğday ekilmek suretiyle kullanıldığını, zeytin ağaçlarının 1950'li yıllarda aşılandığını, taşınmazın imar ve ihyasına 1950'li yılların sonunda başlandığını ve 1960 yılında tamamlandığını ve tarımsal amaçlı zilyetliğin bu tarihte başladığını, 1970 yılına kadar arpa, buğday ekildiğini, sonrasında zeytinlerin ürünlerinin toplandığını, bu güne kadar taşınmazın malik sıfatıyla tarla ve zeytinlik olarak zilyet ve tasarruf edildiğini belirttiklerini, dava konusu taşınmazın imar ve ihyasının 1960 yılında tamamlandığını, olup o tarihten bu yana tarımsal amaçlı ulamalı zilyet olarak tasarruf edildiğini, imar ve ihyadan amaç zeytinlerin aşılanması olduğunu, yoksa taşınmazın tamamı kapama zeytin bahçesi olmadığını, zeytin olmayan kısımlar eskiden tarla halinde olduğunu, imar ve ihyaya gerek duymayacak şekilde olup, eskiden tarla vasıflı olup ekip biçmek suretiyle zilyet edildiğini, bilirkişiler ve İlk Derece Mahkemesinin hukuki anlamda imar ve ihyayı, tarlanın ekilip sürülmesi ile karıştırdıklarını, uygulama imar planı onay tarihi olan 1994 yılına kadar 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin fazlasıyla dolmuş olduğunu ve diğer şartlarda davacı lehine gerçekleştiğini, davacının kazanılmış hakkı olduğunu, bugüne kadar dava konusu alanın bulunduğu yerde bir çok kadastro çalışması yapılmış olduğunu, dava konusu yerin hep orman sayılmayan kültür arazisi alan olarak tespit edildiğini ve bu çalışmaların itirazsız kesinleştiğini, taşınmazın içersinde; 100 yaşlarında 3 adet zeytin ağacı, 45... yaşlarında 10 adet zeytin ağacı mevcut olduğunu, bu hususun dahi taşınmazın çok eskiden beri tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının belirtisi olduğunu ileri sürülerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; istinaf sebeplerinin yeterince incelenmediğini, İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde hataya düşülmüş olup, ... ilçesi ... Mahallesinde 1 27... parselin 1363,90 m²lik olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş olmasına rağmen Hazine adına tescil talebinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının sadece tescil talebinin bulunduğu - muhdesatla ilgili talebi olmadığı halde ... Mahallesi 1 27... parsel üzerindeki zeytin ağaçlarının ...’a ait olduğunun muhdesat olarak tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; öncesi orman olan yerler hiçbir şekilde tasarruf edilemeyeceği ve özel mülkiyete konu olamayacağını, 2709 sayılı Anayasa'ya göre ormanların zilyetlik zamanaşımı veya başka bir yolla mülkiyetinin kazanılması mümkün olmadığını, dava konusu açısından da öncesi orman olan bu yerin üzerindeki bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun kabulünün gerekeceğinin gözden kaçırıldığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zilyetliğe dayalı olarak tespite itiraz ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine ve ... vekilleri yönünden; temyiz hakları bulunmadığından TEMYİZ DİLEKÇELERİNİN REDDİNE, Davacı ... vekili yönünden ise temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazine ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1710, K. 2026/3334, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1710-e-2026-3334-k-184ccce2bdf0