Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1602 E. 2026/3261 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1602
Karar No
2026/3261
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/648 E., 2024/508 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazinesi vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... kasabası ... Mahallesi ... mevkinde bulunan tahminen 6.000 m² miktarındaki taşınmazın babasının vefatından sonra mirasçılar arasındaki rızaen taksim sonucu kendisine intikal ettiğini, taşınmazda 30 yıldır kuru tarım yaptığını, daha öncesinde de babası tarafından aynı şekilde kullanıldığını, dava konusu taşınmazın tarıma elverişli olduğunu ve Hazine, Belediye veya herhangi bir kişi ve kurum ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek, dava konusu taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın imar-ihya suretiyle kazanımı için gerekli şartların gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2009/636 Esas, 2016/315 Karar sayılı kararı ile davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) hakkındaki davanın reddine, davalılar Hazine, ... ve ... Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın kabulüne, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan fen bilirkişisinin 19.04.2016 tarihli raporuna ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 7.848,47 m²lik tapusuz taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 31.01.2022 tarihli ve 2021/12805 Esas, 2022/491 Karar sayılı ilamıyla; "... Dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazların kadastro tutanakları, davalı iseler dava dosyaları, kesinleşerek tapuya kaydedilmiş iseler tapu kayıtları ve dayanakları ile birlikte getirtilmeli, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tarihinden 15-20 yıl önce düzenlenmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden eksiksiz olarak getirtilip, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, yerel bilirkişiler ile taraf tanıkları ve önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi veya mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşif yapılmalıdır. Keşifte; en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tarihinden 15-20 yıl önce düzenlenmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü, ağaçların yaşı, cinsi, sayısı, kapalılık durumu, çevresi, incelenmeli, çekişmeli taşınmazın eylemli durumu incelenerek değerlendirilmeli; klizimetre (eğimölçer) aletiyle ölçülmek ve memleket haritasındaki münhaniler de dikkate alınmak suretiyle, taşınmazın kesin ve gerçek eğimi belirlenmeli, keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünü oluşturan unsurlar tek tek sayı olarak tarif edilmeli, ağaçların cinsi, ortalama yaşı, kapalılık oranı, hakim ağaç türü ve kullanım şekli detaylı olarak incelenmeli, orman sayılan ve sayılmayan bölümlerinin yüzölçümleri belirlenmelidir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, taşınmaz hakkında zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu bağlamda Mahkemece keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın komşu parseller ile birlikte değerlendirilmek suretiyle zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği, ekonomik amaca uygun olup olmadığı konularında kesin tanık ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınıp alınmadığı dikkate alınarak tutanakların içeriğinde vurgulanan maddî ve hukukî olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları, tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, özellikle fen memuru bilirkişisinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişilerden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya, taşınmazın niteliğini belirtmeye elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazlara ilişkin görülen davalar yapılan keşif ve yargılama esnasında nazara alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Bundan ayrı, teknik bilirkişilerin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinin hangi tarihte ve ne niteliğiyle tespit dışı bırakıldıklarının kadastro müdürlüğünden, aynı şekilde teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenerek çifte tapunun önlenmesi açısından kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinin tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Müdürlüğünden sorulması, teknik bilirkişilerin ek rapor ve krokileri esas alınmak suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/4-5. maddelerine uygun bir biçimde yerel ve gazete ilanlarının yapılması, son ilan tarihinden itibaren üç aylık yasal sürenin beklenilmesi, itiraz yoluyla katılmak isteyenlerin durumlarının değerlendirilmesi gerekir. Öte yandan çekişmeli taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında çalılık niteliğinde tespit harici bırakılan bir yer olup Hazinenin davada taraf olduğu, taşınmazın sınırında 2/B parseli bulunduğu, ayrıca DSİ tarafından gönderilen krokide taşınmazın orman olarak gösterildiği görülmektedir. O halde Mahkemece, Orman İdaresinin davaya katılımı sağlanarak taraf teşkili oluşturulmalı, delilleri toplanmalı ondan sonra davanın esası hakkında bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle hükmün kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dava konusu taşınmazın imar planında bulunmadığı, taşınmazın (A3) harfiyle gösterilen kısımlarının evveliyatı orman olmayıp, imar ve ihyasının 1975 yılı içerisinde en az 35 yıl önce tamamlanarak üzerinde tarımsal faaliyetin bu yıllarda başladığı, zilyetliğin dava tarihinden geriye dönük 20 yılı aşkın bir süredir fasılasız ve nizasız olarak bu yana devam ettiği, taşınmazın 2011 yılında imar planına alınıp, dava tarihinden sonra olduğundan dava tarihinin baz alınması gerektiği, taşınmazın mer'a sayılacak yerlerden de olmadığı, dava konusu yerin jeolojik, toprak, topoğrafik eğimi ve genel özellikleri bakımından çevre parseller ile aynı özellikte ve yapıda olduğu ve tapulu taşınmazların devamı niteliğinde özel mülkiyete tabi yerlerden olabileceği, ormanla ve kamu malları ile ilgisinin olmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesinde sayılan zilyetlikten edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu, davacı yönünden yararına belgesiz zilyetlik nedeniyle taşınmaz edinme sınırının geçilmediği gerekçesiyle davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan teknik bilirkişilerin 11.10.2023 tarihli raporuna ekli krokisinde (A3) harfi ile gösterilen 7.235,01 m²lik alanın davacı adına tapuya tesciline; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan teknik bilirkişilerin 11.10.2023 tarihli raporuna ekli krokisinde (A1) harfi ile gösterilen 197,94 m²lik kısım ile (A2) harfi ile gösterilen 415,68 m² kısım bakımından yolda kaldığından talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yerin imar planı içerisinde kalıp kalmadığının araştırılmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde ev ve sera gibi taşınmazlar olduğu belirtilmişse de imar-ihyadan söz edebilmek için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 17. maddesine göre yoğun emek ve para sarf ederek, kayalık, ... vs. nitelikli bir yerin tarım arazisi haline getirilmesi gerektiğini, ayrıca imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin de aralıksız ve nizasız geçmesi gerektiğini, davacının imar ve ihya işleminin nasıl ve ne şekilde yapıldığını ispat edemediğini, bilirkişiler taşınmazın tamamı imar ihya edilmiş gibi değerlendirmişse de söz konusu rapor ile ihya denilen iyileştirme, canlandırma ve imar denilen geliştirme ve ... kılma faaliyetlerinin mevcut olup olmadığının, mevcut ise hangi faaliyetlerin söz konusu olduğu hususlarının hiçbir şekilde incelenmediğini, davacının iddiasını taşınmazla ilgili vergi kayıtları ile ispat etmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz hakkında davacı yönünden imar-ihyaya dayalı olarak zamanaşımı yoluyla iktisabın koşullarının oluşmadığını ve eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edildiğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğunu, dava konusu taşınmazın orman yönünden yapılan incelemesinin yetersiz olduğunu, taşınmazın ne sebeple tespit dışı bırakıldığının belirlenmediğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 7 13... sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı yolu ile mülkiyet iktisabı şartlarının gerçekleşmediğini ve eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edildiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi ve Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi hükmü uyarınca tescil istemine ilişkindir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, zilyetlikle edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Şöyle ki, 04.01.2010 tarihli tutanakta "arazi üzerinde zeytin ve yemiş ağaçlarının dikili olduğu, 30-31 Aralık 2009 tarihinde ağaçların dikilmeye başlandığı, 01.01.2010 tarihinde arazi üzerindeki taşları kırdırmak suretiyle temizlemek için iş makinesi çalıştırıldığının belediye ekiplerince kamera görüntüsü ile tespit edildiği, 04.01.2010 tarihinde çekilen fotoğraflardan yer yer taşların temizlendiği, dışarıdan toprak getirilerek döküldüğü ve yerlerde iş makinesine ait yeni palet izleri olduğunun anlaşıldığı" tespitlerinin yapıldığı, belediye çalışanı tanık ...'ın beyanları ve kamera görüntülerinin tutanak içeriğini doğruladığı, bilirkişi raporunda 24.05.2012 tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazda 3-4 yaşlarında 25 adet zeytin fidanı, 5 adet narenciye fidanı, 7-8 yaşlarında 8 adet yeni dünya ağacı, 20 yaşlarında 2 adet badem ağacı olduğu, taşınmazın genel itibarıyla ... ve makilik olan yerlerden iken 3-4 yıl önce taşların ve makilerin temizlenerek taşınmazın imar ve ihya edilip yeni fidanlar ve yaşlı zeytin ağaçlarının dışarıdan getirilip dikildiği, taşınmazın krizma yapılıp tesfiye edilerek tarım arazisi haline getirilip hububat tarımı yapılmaya devam edildiği, taşınmazın eski tarım toprağı olmayıp, imar-ihyasının 3-4 yıl önce tamamlandığı, taşınmazın yeni kazanılan yerlerden olduğu, özel mülkiyete tabi yerlerden olamayacağının belirtildiği; 02.04.2014 tarihli keşifte yapılan Mahkeme gözleminde, taşınmazın kanalın üstünde, seraların batısında ve aşağısında olduğu, içerisinde yer yer kaya kütleleri, dağınık vaziyette muhtelif cins ve yaşlarda meyve ağacı ve ekili vaziyette buğday olduğu, bazı yerlerin yabani otlarla kaplı olduğunun tespit edildiği; 19 75... yıllarına ait hava fotoğraflarından dava konusu taşınmazda kullanım olmadığı, 2004, 20 09... yıllarına ait hava fotoğraflarından dava konusu taşınmazda ağaç olmadığı, 20 16... yıllarına ait hava fotoğraflarından hükme esas alınan 22.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen (101 adet) sayıda ağaç görülmediğinin belirlendiği, dava konusu taşınmazda 2011 yılında imar çalışmalarının yapıldığı, birbirini destekleyen belgeler karşısında davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacının, dava konusu taşınmaz üzerinde 2011 yılı öncesinde ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmaması nedeniyle lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle kısmen kabulüne kararı verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1602, K. 2026/3261, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1602-e-2026-3261-k-599667ed87ac