Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1623 E. 2026/2077 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1623
- Karar No
- 2026/2077
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/194 E., 2024/344 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/248 E., 2021/803 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, ziyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Temyize konu taşınmaz, ... ili, ... ilçesi, ... köyünde 1969 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda tespit harici bırakılmış, 3083 sayılı Yasa'ya göre yapılan toplulaştırma işlemi sonucu idari yoldan 31.08.2015 tarihinde 1 42... parsel numarası ile 50.948, 12... yüz ölçümlü olarak ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacılar; ... ili, ... ilçesi, ... köyü ... mevkii 1 42... parsel sayılı Hazine adına kayıtlı taşınmazın bir kısmının kendilerine ait aynı yer 1 42... parsel sayılı taşınmazın doğal parçası olduğunu, kadastro öncesi bir bütün olarak murisi evvelleri ... oğlu ... ...’ün zilyet ve tasarrufunda iken tapulama harici bırakıldığını, yaklaşık iki yıl önce toplulaştırma kadastro uygulaması yapıldığını ve taşınmazın bu kısmının 1 42... nolu parsel olarak davalı Hazine adına tescil edildiğini, dava konusu bölümün, uzun zamandır murisleri, daha sonra da kendilerinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu ve ihya edildiğini ileri sürerek dava konusu 1 42... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 10.0 00... kısmının tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın 50.948,12 m² yüz ölçümü ile 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda 31.08.2015 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, davacı yanın kendileri adına tescilini istedikleri yerin Devletin hüküm ve tasaruffu altındaki yerlerden olduğunu, kamu hizmetine tahsis edildiğini, ilgili mevzuat uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmazların tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 1 42... parsel sınırları içerisinde kalan Jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmazın, kadastro tespit tarihine kadar davacılar ve murisleri tarafından aralıksız 20 yıl kullanıldığı, murislerinden davacılara geçtiği ve halen davacıların zilyetliğinde bulunduğu, zirai bilirkişi raporuna göre taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu, imar ve ihyasının yapıldığı, sulu tarım arazisinde zilyetlikle iktisap koşulları yönünden 40 dönüm sınırını aşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 24.09.2018 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 16.000, 00... ’lik bölümün tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince; jeodezi uzmanı bilirkişi tarafından 1984 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde davaya konu taşınmaz bölümü üzerinde herhangi bir imar-ihya faaliyetinin bulunmadığı, 2002 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde ise taşınmazın imar-ihya edildiği, tarımsal amaçlı olarak kullanılığı, üzerine ahır inşa edildiği, batı bölümünde ağaçlar bulunduğunun rapor edildiği, ziraat bilirkişinin çekişmeli taşınmaz bölümünün doğusunda toprağın sürülü olduğunu, kuzey bölümünde bir adet ahır ve tütün kurutma sehpalarının ve taşınmaz üzerinde çeşitli yaş ve cinste ağaçların bulunduğunu, uzun yıllardır ekim dikim yapılmakta olup taşınmazın II. sınıf sulu tarım arazisi olduğunu rapor ettiği, ne var ki taşınmaza ait dosyada mevcut fotoğraflara göre taşınmazın davaya konu bölümünün tamamı üzerinde zilyetlik bulunmadığı, taşınmazın bir bölümününde ağaçların bulunduğu ancak taşınmazın bazı bölümlerinde zilyetlik emaresi görülmediği, bu bölümlerin Hazine parselinin davaya konu olmayan bölümleri ile benzer özellikler gösterdiği, fiili durum ile uzman bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunin anlaşıldığı, Mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verilmiş olmasında isabet bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda, 1 42... parsel sayılı 50948, 12... yüz ölçümündeki taşınmazın 1969 yılında yapılan tespit sırasında tescil harici bırakıldığı, 2014 yılında idari yoldan Hazine adına tescil edilen 697,7 03... sayılı parsellerin 2015 yılında toplulaştırılması sonucunda ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, davacılarca, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak taşınmazın bir bölümünün tapu kaydının iptaliyle adlarına tescili isteminde bulunulduğu, Mahkemece 09.04.2021 tarihli keşif mahallinde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarının davacıların iddialarını destekler nitelikte olduğu, zilyetliğin kesintisiz bir şekilde davacılara geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 22.04.2021 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 15.928, 73... 'lik bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına kayıt tesciline karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesince, fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın tamamı itibariyle imar ve ihya söz konusu olduğu, harita portaldan yapılan kontrolde 1994 yılına ait hava fotoğraflarının olmadığı, çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün öncesi itibariyle zilyetlikle kazanılabilecek nitelikte olduğu ve idari tescil tarihi itibariyle davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu, Mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı Hazinenin yasal hasım durumunda olmadığı bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen yönden kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne, fen bilirkişisinin 22.04.2021 havale tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 15.928, 73... 'lik bölüm yönünden tapu kaydının iptali ile elbirliği mülkiyeti şeklinde davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. "
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir."
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi, "Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir." hükümlerini içermektedir.
Somut olayda; zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davacıların murisi ... ... ve davacılar adına belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmazların araştırılmadığı, bu nedenle bu hususta Dairemizin geri çevirme kararı üzerine gerekli araştırmalar yapıldığı, yapılan bu araştırmalar sonucu, davacıların murisi ... ... adına aynı çalışma alanı içinde sulu toprakta belgesizden tespit edilen taşınmaz miktarının toplamının 40 dönümü aştığı, davacı tarafın zilyetliğini eklemeli olarak babalarına dayandırdığı, bu durumda kanunun belirlediği miktar sınırı aşıldığına göre, artık davacı tarafça zilyetlikten bu yerlerin mülkiyetinin kazanılamayacağı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabul edilmesi isabetsizdir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.