Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3475 E. 2026/951 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3475
Karar No
2026/951
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2591 E., 2025/684 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/152 E., 2022/565 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, 145 parsel sayılı taşınmazın ... ......... ve 724 parsel sayılı taşınmazın ise ... .... adına kayıtlı olduğu hâlde, bu taşınmazların müvekkilleri tarafından malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, 1 45... parsel sayılı taşınmazların 1974 yılındaki kadastro tesbitinde sırasıyla ....... ve ... .... adına tesbit görmüş olduğu hâlde tespit maliklerinden ....... 1953 yılında, ... ... ise 1950 yılında ölmüş olduklarını, hatta kadastro tesbitinden önce ........ mirasçıları tarafından 1972 yılında haricen satılmış ve en az 1989 yılından beri yarısının müvekkili ..., diğer yarısının da müvekkili ... tarafından zilyet ve tasarruf edildiğini, bugüne kadar müvekkillerinin zilyetliğine karşı herhangi bir dava açılmadığını, kayıt maliklerinin mirasçıları olan davalılar tarafından 2019 yılında intikal işlemleri yapıldığını, 1989 yılından 2009 yılına kadar geçen sürede hukuki kıymetini yitirdiğinden intikal işleminin yapılmasının müvekkilleri lehine doğmuş iptali ve tescil hakkını etkilemediğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 hükmündeki "ölmüş" ibaresi 2011 yılında Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de iptal kararından önce tapu kaydı hukuki kıymetini yitirdiğinden müvekkilleri lehine tescil taleplerinin kabulü gerektiğini ileri sürerek; 145 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin iptali ile müvekkilleri ... ve ... adına 1/2'şer hisse olarak tesciline, 724 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin iptali ile müvekkilleri ... ve ... adına 1/2'şer hisse olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların haricen satışlarının hukuken geçerli olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca tespitin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağını, davanın kötüniyetli - iddiaların ile soyut olduğunu, 2011- 2012 yılında davacıların taşınmazları müvekkillerinden satın almayı istediklerini, davacıların hiçbir zaman taşınmazları malik sıfatıyla zilyet olarak kullanmadıklarını, mirasçılardan birisi adına dahi intikal görmesinin bu davanın reddi için yeterli olduğunu, taşınmazlar üzerindeki bir takım hasatların davacılar tarafından belli dönemlerde bila bedel işletilmesine müvekkillerinin rıza gösterdiklerini, ancak davacılara malik sıfatıyla kazandıracak bir tutum sergilemediklerini, 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmündeki "ölmüş" ibaresinin 2011 yılında Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması sebebiyle anılan maddenin eldeki davada uygulanamayacağını, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki sulu arazideki 40 dönüm ve kuru arazideki 100 dönüm kıstasının da eldeki dava yönünden karşılanamamış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taşınmazın 1985 yılından bu yana nizasız ve aralıksız olarak davacılar ... ve ... tarafından birlikte kullanıldığı, halen davacılar tarafından kullanılmakta olduğu, dolayısıyla davacıların bu yere bu süreler zarfında zilyet olduğu, yasa maddesindeki "olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği" ile edinme koşullarının, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından çok önce gerçekleştiği, bu anlamda davacıların bu yerle ilgili olarak 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi uyarınca hak sahibi olarak kazanılmış hakkı bulunduğu, ayrıca davanın niteliği gereği yasal hasım durumunda bulunan davalıların yargılama gideri, harç ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağı, yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmek gerektiği..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, ....... ili, ... ilçesi, ....... Köyü, 145 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2 hissesinin davacı ... ve 1/2 hissesinin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline; ........... ili, ... ilçesi, ........ Köyü, 724 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2 hissesinin davacı ... ve 1/2 hissesinin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesindeki bir kısım beyanlarını aynen tekrar etmiş ilave olarak; 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmünde yer alan "ölmüş" sözcüğünün, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla "iptal" edilmiş olup eldeki kararın gerekçesinin bu nedenle hatalı olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 713/5 hükmünün 01... tarihinde yürürlüğe girmiş olması sebebiyle bu tarihten önce işlemiş zilyetlik sürelerine bu fıkra hükmünün uygulanamayacağını, zilyetlik süresinin bu tarihten sonra hesaplanması gerekeceğini, davanın açıldığı 2020 yılı itibariyle yirmi yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, kadastro tespiti 1974 yılında yapıldığından tespit maliklerinin ise çok daha önce 19 50... yıllarında ölmüş olmaları sebebiyle yapılan kadastro tespiti sırasında kimliği açıkça tespit edilen "ölü" kişinin mirasçıları hayatta bulunduğundan yapılan tespitin esasen mirasçılar adına yapılmış olduğunu, davalı müvekkillerin mülkiyete hak kazanmış olup müvekkilleri davalılar "ölü" olmadıklarından "ölmüş" sebebine dayalı zilyetlikle kazanımın mümkün olmayacağını, mirasçılar yönünden ise zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceğini, ilgili yıllara ilişkin hava fotoğraflarının celbedilip streoskopik olarak da uzman bilirkişilerce incelenmediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 713/1 hükmündeki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve ikinci fıkrasında yer alan “…ölmüş kimse…” iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazlar, 1974 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında ölmüş kişiler adına tespit görmüş iseler de tespit maliklerinin çok daha önce 19 50... yıllarında ölmüş olmaları sebebiyle yapılan kadastro tespiti sırasında kimliği açıkça tespit edilen "ölü" kişinin mirasçıları hayatta bulunduğundan yapılan tespitin esasen "mirasçılar adına" yapılmış olduğu kabul edilmek suretiyle, bir başka deyişle kayıt maliki o tarihte "ölü" olan şahıs değil "mirasçıları" olup taşınmazın bu şekilde zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3475, K. 2026/951, T. 20.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3475-e-2026-951-k-d4354330652a