Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1555 E. 2026/3401 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1555
- Karar No
- 2026/3401
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/431 E., 2024/534 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/14 E., 2022/118 K.,
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, Hakkari ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2 39... parsel sayılı 235.139,20 m² yüzölçümdeki taşınmaz, kadimden beri ... köyü Ormanlı mezrası halkı tarafından mera olarak kullanıldığı ve fiili zemin durumunun da halen bu vasıfta olduğu belirtilerek, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16. maddesinin (b) bendi gereğince mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Hakkari ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 2 39... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına mera vasfıyla tespit gördüğünü ve tescil edildiğini, niza konusu taşınmazın bir kısmının müvekkiline ait olup davalı Hazine ile bir ilgisinin olmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmaza nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla eklemeli zilyetlik ile birlikte 70... yıldan beri malik olduğunu ve tarla vasfıyla kullandığını ileri sürerek, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının kısmen iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, taşınmazın Hazine adına kayıtlı olup davacı ... ile herhangi bir alakasının olmadığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların zamanaşımı yoluyla iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri gereğince kadastro çalışmalarından önce davacı ve murisleri tarafından imar-ihya edildiği ve üzerinde eklemeli zilyetlikle en az 20 yıl süreyle davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla tasarrufta bulundukları, davacı lehine zilyetlik koşullarının oluştuğunun ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 2 39... parsel sayılı taşınmazın 21.12.2021 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide "... 1" olarak gösterilen 829,53 m²lik, "... 4" olarak gösterilen 1.033,85 m²lik, "... 5" olarak gösterilen 897,49 m²lik, "... 6" olarak gösterilen 200,20 m²lik, "... 7" olarak gösterilen 223,32 m²lik, "... 8" olarak gösterilen 485,97 m²lik kısmının tapu kaydının iptaliyle davacı adına tarla vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dört tarafı mera vasıflı arazi ile çevrilmiş alanın meradan açma olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, 21.12.2021 tarihli fen bilirkişisi raporunda belirtildiği üzere davacının adına tescilini talep ettiği alanlar tamamen mera parseli içinde kaldığı ve dört tarafının mera arazisi ile çevrili olduğu, bu kapsamda mera üzerinden gerçekleştirilen zilyetliğin ve imar-ihyanın herhangi bir hukuki değerinin bulunmadığı ve ilgilisine mülkiyet talep hakkı sağlamadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; İstinaf Mahkemesince davanın "dört tarafı mera arazisi ile çevrili taşınmazın meradan açma olduğunun kabulü zorunludur" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının zilyetliğinde bulunan alanların meradan açma olduğuna dair hiçbir somut delilin bulunmadığını, davacının zilyetliğinin dosya kapsamı ve bilirkişisi raporlarıyla ispatlandığını, dava konusu taşınmaz bölümlerinin etrafındaki arazilerin mera vasfına ne zaman haiz olduğunun tespit edilmediğini, yargılama kapsamında birçok usul işleminin eksik bırakıldığını, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera olup olmadığı ve taşınmaz bölümleri üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.