Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1563 E. 2026/3397 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1563
- Karar No
- 2026/3397
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2400 E., 2024/2018 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/768 E., 2021/469 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 27 parsel sayılı 9.360,00 m² yüzölçümlü taşınmazın, intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle ..., ..., ... ..., ... ve ... adına, 30 parsel sayılı 2.360 m² yüzölçümlü taşınmazın intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle ... adına, 33 parsel sayılı taşınmazın 800,00 m² yüzölçümlü olarak intikal, taksim, satış ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle ... ... adına, 42 parsel sayılı taşınmazın 1.280,00 m² yüzölçümlü olarak intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle İsmail ... adına tespit edilmiş iken, Orman İdaresi tarafından Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinde açılan davalar sonucunda hükmen tapulama dışı bırakılmıştır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain dava dilekçesine ekli krokide gösterilen yaklaşık 5.190,62 m² ve 2.173,97 m²lik taşınmazların müvekkili tarafından 40 yıldır tarla ve bahçe olarak kullanıldığını, mezkur taşınmazların atalarından miras kaldığını, zilyetlikle edinim koşullarının müvekkili lehine gerçekleştiğini ileri sürerek, taşınmazların müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Başkanlıklarına husumet düşmediğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili 16.03.2021 tarihli celsede taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili aşamalarda, davanın reddini savunmuş, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu olan yerin tapuda kayıtlı olmadığı, davacıya dava konusu taşınmazların bulunduğu kadastro çalışma alanı sınırları içerisinde bedelsiz ve zilyetliğe göre herhangi bir yer verilmediği, davacı adına senetsizden, zilyetlikle iktisap ettiği yerlere ilişkin dava kaydına rastlanmadığı tespit edilmiştir. Kadastro Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında, dava konusu Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesinde ilk 766 sayılı Kanun'la tapulama kadastrosunun 11.04.1985 tarihinde kesinleştiği, ... Mahallesinde 16.05.2018 tarihinde kesinleşen 22/a uygulama çalışmasının yapıldığı, tescili istenilen alanlardan yazı ekindeki (A) harfi ile ... Mahallesine ait krokide gösterilen alanın Ek-1 krokide Kırmızı renkle gösterildiği, buranın ilk tapulamada yapılan kadastroda 41, 42, 43, 27, 28... sayılı parsellere rastlandığı, bu parselin daha sonra orman sahası olarak tescil harici bırakıldığı, tescili istenilen alanlardan yazı ekindeki (A) harfi ile gösterilen ... Mahallesine ait krokide gösterilen alanın Ek-1 de kırmızı renkle gösterildiği, buranın ... Mahallesi değil ... Mahallesi kadastro çalışma alanı içerisinde kaldığı, tescili istenilen taşınmazın ilk tapulama kadastrosunda 35, 32, 31, 30, 33... sayılı parsellere denk geldiği, bu parsellerin daha sonra orman sahası olarak tescil harici bırakıldığı belirtilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu, dava konusu yerin tapuya kayıtlı olmadığı, her ne kadar Mahkememizce alınan ziraat ve orman teknik bilirkişilerden alınan raporda dava konusu taşınmazların 1980 li yılların başlarında davaya konu (A) ve (B) harfleri ile gösterilen yerlerin sınırları belirgin tarla olarak kullanıldıkları imar-ihyasının başlanmış ve tamamlanmış oldukları, 1990'lı yıllarda da davaya konu (A) ve (B) harfleri ile gösterilen yerlerin sınırları belirgin tarla olarak kullanımlarının devam ettiği, ayrıca 2000'li yıllardan günümüze kadarda sınırları belirgin tarla olarak kullanılageldikleri, davaya konu (A) ve (B) harfi ile gösterilen taşınmazların; “orman sayılmayan” yerlerden olduğu, taşınmazların toprağının, tarımsal kullanım bakımından ekonomik amaca uygun olduğu, sınırlarının belirgin bir şekilde zeminde mevcut olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufunda sayılan yerlerden olmadığı, (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmazların 30 yılı aşkın süredir imar-ihyasının tamamlanarak tarla olarak kullanılageldiği belirtilmiş ise de; kadastrodan gelen yazı cevapları ile kadastro fen bilirkişisinden alınan teknik ve krokili rapora göre; dava konusu taşınmazlardan (A) harfi ile gösterilen taşınmazın toplam yüzölçümünün 4.627,72 m², (B) harfi ile gösterilen taşınmazın yüzölçümünün 2.173,97 m² olduğu, dava konusu taşınmazların bu yerde mevcut kadastro paftalarına göre Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi (köyü) sınırları içerisinde kaldığı, taşınmazın ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan ve 19.06.2013-02.05.2018 tarihlerinde kesinleşen 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uygulama çalışmaları sonucu oluşan kadastro paftalarına göre ... Mahallesi 2 47... ve 2 47... parselle sayılı taşınmazların güneyinde 3 14... , 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların doğusunda tapulama harici ve orman olarak gösterilen alanda kaldığı, sunulan krokide (A) harfi ile gösterilen 4.627,72 m²lik taşınmazın kapsadığı yerin ... Mahallesi 27... parsel numarası altında tespit gördüğü ancak ... Mahallesi 27 parsel sayılı taşınmazın Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinin kesinleşmiş 1985/123 Esas ve 1987/247 Karar sayılı kararları ile 42 parsel sayılı taşınmazın ise yine Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinin kesinleşmiş 1985/138 Esas ve 1987/251 Karar sayılı kararları ile orman olduğu gerekçesi ile yapılan tespitlerin iptal edildiği ve taşınmazların tapulama dışı bırakıldığı, yine sunulan krokide (B) harfi ile gösterilen 2.173,97 m²lik taşınmazın kapsadığı yerin ... Mahallesi 30... parsel numarası altında tespit gördüğü ancak ... Mahallesi 30 parsel sayılı taşınmazın Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinin kesinleşmiş 1985/126 Esas ve 1985/351 Karar sayılı kararları ile 33 parsel sayılı taşınmazın ise yine Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinin kesinleşmiş 1985/129 Esas ve 1985/353 Karar sayılı kararları ile orman olduğu gerekçesi ile taşınmazların tapulama dışı bırakıldığı, davaya konu edilen ve fen kadastro teknik bilirkişisinin sunmuş olduğu krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmazların bulunduğu yerlerin kesinleşmiş mahkeme karaları ile orman olduğu gerekçesi ile tapulama dışı bırakılmış yerlerden olduğu anlaşıldığı..." gerekçesiyle davacı tarafça açılan davanın reddine, Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 05.10.2020 tarihli raporuna ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4.627,72 m² miktarındaki taşınmaz ile (B) harfi ile gösterilen 2.173,97 m² miktarındaki taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın 1984 yılında kişiler adına tespit gördüğü ancak Orman İdaresi tarafından açılan dava sonucu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesi ile hükmen 1986 yılında kesinleşen karar ile orman olarak tescil harici bırakıldığı ancak 1999 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında Mahkeme hükmü göz ardı edilerek 2/B kapsamına dahi alınmaksızın taşınmazın sarı alanda orman sınırları dışında bırakıldığı, yetkili komisyonlar tarafından ya da mahkemece kesinleşen hükümle orman olarak belirlenen yerlerin ancak 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılacağı, bu yerlerin yetkili komisyonlar tarafından ya da kesinleşen mahkeme kararıyla orman olarak belirlenmesi göz ardı edilerek her nasılsa yeniden yapılan orman kadastro komisyonu çalışmasıyla orman olmayan sarı bölgede gösterilmiş olması bu yerin 2/B ile orman sınırları dışına çıkarıldığı anlamına da gelmeyeceği bu nedenle taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğine göre İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden Kanun'a aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılma şartlarının müvekkili lehine gerçekleştiğini, bu durumun teknik bilirkişi raporları ile de ortaya konulduğunu, aynı mahallede yer alan bir kısım taşınmazların vatandaşlar adına tescil edildiğini, imar-ihya edilmiş ve orman vasfı taşımayan dava konusu taşınmazların mahkeme kararına istinaden orman kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin müvekkilinin zilyetlikle mal edinme hakkını engellediğini, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının hükme esas alınmadığını, karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı ve davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle kazanım koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.627.72 m² taşınmaz ile (B) harfi ile gösterilen 2.173.97 m² taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tescili istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 1984 yılında yapılan tapulama kadastrosu ile dava konusu taşınmazlardan (A) harfi ile gösterilen taşınmazın bir kısmının 27 parsel numarasıyla davacı ... ile diğer gerçek kişiler adına bir kısmının ise 42 parsel numarasıyla üçüncü kişiler adına, (B) harfi ile gösterilen taşınmazın ise 30... parsel numaralarıyla üçüncü kişiler adına tespit edildiği, Orman İdaresinin, tespite itirazı üzerine 27... parsellerin 1987 yılında, 30... parsellerin ise 1985 yılında Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda tapulama dışı bırakıldığı, sonrasında her iki taşınmazın 1998 yılında yapılan ve 1999 yılında kesinleşen orman kadastrosu sonucunda orman sınırları dışında bırakıldığı ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Daire çoğunluğu ile dava konusu taşınmazlardan (A) harfiyle gösterilen ve davacı ...'ın taraf olduğu 27 parsel kapsamında kalan kısmı yönünden, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi noktasında uyuşmazlık bulunmadığı gibi bir mahkeme kararı bulunmayan ve kesinleşen orman tahdit sınırları dışında bırakılan taşınmazların zilyetlikle kazanılabileceği noktasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, Mahkemece orman olduğu gerekçesiyle tapulama dışı bırakılan ve sonrasında kesinleşen orman tahdidi dışında bırakılan ve kesin hüküm kapsamı dışında kalan dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı noktasındadır. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca; Orman İdaresi, 30 günlük askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine dava açarak bu orman kadastrosuna itiraz edebilir. Yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde Orman İdaresince, ayrıca bir süreye bağlı olmaksızın Hazine tarafından genel mahkemelerde orman kadastrosunun hatalı olduğu iddiasıyla dava açılması mümkündür. Bu yönde Hazine ve Orman İdaresi tarafından açılmış bir dava bulunmamaktadır. Açılmış bir dava bulunmadığına göre orman kadastro komisyonlarınca yapılan çalışmalarda Yönetmeliğin 12. ve 16. maddesindeki düzenlemelere riayet edilmemesi, orman kadastro işlemlerini kendiliğinden hükümsüz hale getirmez. Söz konusu Yönetmelik hükümleri ancak Orman İdaresi veya Hazine tarafından orman tahdidinin hatalı olduğu iddiasıyla açılacak davada dikkate alınabilecek kurallardandır. Bu durumda 1998 yılında yapılıp, 1999 yılında kesinleşen ve halen hukuki olarak geçerliliğini koruyan orman kadastrosunda, taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmış olması nedeniyle taşınmazın mevcut durumda orman vasfında olduğu söylenemez. Somut olayda; kesin hüküm kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümleri yönünden orman tahdidinin yapılıp kesinleştiği 1999 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle zilyetlik şartlarının gerçekleştiği anlaşıldığından davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, kesinleşmiş orman tahdidinin yok hükmünde olduğu dolayısıyla taşınmazın orman vasfını sürdürdüğünü kabul eden ve kararın onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.