Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1492 E. 2026/4327 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1492
Karar No
2026/4327
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/15 E., 2022/24 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü 903, 904, 905, 906, 907, 908, 909, 910, 911, 912, 913, 914, 915,916, 917, 918, 919, 920, 9 21... parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki şınmazlar 23.07.1943 tarihli 23 sıra numaralı ve 23... tarihli 8 sıra numaralı tapu kayıtları nedeniyle, davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 903, 904, 905, 906, 907, 908, 909, 910, 911, 912, 913, 914, 915,916, 917, 918, 919, 920, 9 21... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydı kapsamı dışında ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tescili talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2012/3 Esas, 2015/17 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine ve 903, 904, 905, 906, 907, 908, 909, 910, 911, 912, 913, 914, 915, 916, 917, 918, 919, 920, 9 21... parsel sayılı taşınmazların kararda gösterilen şekilde davalılar adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 07.04.2015 tarihli ve 2012/3 Esas, 2015/17 Karar sayılı kararına karşı davacı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.04.2019 tarihli ve 2016/12260 Esas, 2019/2452 Karar sayılı ilamıyla, "Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen gerekleri yerine getirilmeden, gerekçesi açıklanmadan davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Şöyleki; hükme dayanak yapılan ziraat ve orman bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların kadastro tarihinden 20 yıl öncesini gösteren resmî belgeleri getirtilerek keşifte uygulama yapılmamış, keşif tarihinde taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların yaşları ve niteliği bildirilmemiş, kadastro sırasında dava konusu taşınmazlar tapu kayıtlarına istinaden tespit gördükleri halde tapu kayıtlarının tüm geldi gitti ve tedavülleri getirilmemiş keşif sırasında uygulanmamış, keşif sırasında bir mahalli bilirkişi ve bir tespit bilirkişi dinlenmiş ancak usulünce beyanları alınmamış, gerçek kişi davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmemiştir, ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde açıklanan davalı gerçek kişilerin senetsiz ve belgesizden suluda 40 dönüm ve kuruda 100 dönümden fazla taşınmaz edinip edinmedikleri hususunda da Mahkeme Yazı İşleri ile Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden ayrıca araştırma yapılmamış olması da doğru görülmemiştir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu taşınmazların evveliyatının orman sayılan alanlardan olmadığı, keşifte uygulanan dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsadığı, aksi düşünülse dahi imar-ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinme koşullarının davalılar lehine gerçekleştiği" gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlar hakkında bozma ilamı doğrultusunda kapsamlı olarak araştırma yapılmadığı gibi orman içi açıklık olup olmadığı yönünün de araştırılmadığını, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğunu, dava konusu taşınmazlar yönünden somut olayda 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddesinde öngörülen edinim şartları gerçekleşmediği gibi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılma şartlarının oluşmadığını, ayrıca davalılar tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde imar ve ihya işlemi tamamlanmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; önceki bozma ilamına uygun bir araştırma yapmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden ve çevresindeki ormanlık alan ile bir bütünlük oluşturan alanlardan olduğunu, orman sınırları dışına çıkarılarak şahıs adına tescil edildiğinde ormanın bütünlüğünün bozulacağını ve orman toprağının yeni müdahalelere açık hale getirilmiş olacağını, ormanların zamanaşımı ve zilyetlikle de mülk edinilemeyeceklerini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı, dayanak tapu kapsamında kalıp kalmadıkları ve kadastro tespit tarihi itibarıyla davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamın uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1492, K. 2026/4327, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1492-e-2026-4327-k-1cfe39e3c62a