Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1491 E. 2026/4325 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1491
Karar No
2026/4325
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/38 E., 2024/258 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar .... ve ... vekili, davalılar ., ... ve ... vekili, Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Gaziantep ili .... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... ., kadastro tespit gününden önce 03.05.1990 tarihinde Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz ettiği dava dilekçesinde; Gaziantep ili ... köyünde bulunan 20 parça taşınmazın . ...’ın mülkü iken mirasçılarına kaldığını, davalıların diğer mirasçılarının paylarını da kullandıklarını belirterek, hissesine vaki müdahalenin menine ve taşınmazların adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ve bilahare, yargılama aşamasında davasından feragat etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2015 tarihli ve 2015/172 Esas, 2015/141 Karar sayılı kararı ile, davacı ... 'nun davasının feragat nedeniyle reddine, 1 01... parselde yer alan taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 2.021,02 metrekarelik kısmının ham toprak vasfıyla Hazine adına aynı ada ve parsel numarası ile tapuya tesciline, davanın diğer taraflarının bu kısma yönelik taleplerinin reddine, (C) harfi ile gösterilen 225 metrekarelik kısmının köylünün müşterek kullandığı kuyu vasfıyla Köy Tüzel Kişiliği yerine geçen ... adına aynı adada en son parsel numarasından sonra yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle tapuya tesciline, kuyuya giden yolu gösteren (D) harfi ile gösterilen 216,24 metrekarelik kısmın pafta da yol olarak gösterilmesine, (A) harfi ile gösterilen 32.583,59 metrekarelik kısmın aynı adada en son parsel numarasından sonra yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle kadastro tespit tutanaklarındaki vasıfla Gaziantep 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/288 Esas ve 2015/628 Karar sayılı veraset ilamında belirtilen paylar oranında tarafların ortak miras bırakanı ... ve ... oğlu ... mirasçıları adına tapuya tesciline, tarafların sair taleplerinin reddine, davaya konu taşınmazlarda tespit tarihinden sonra doğduğu ileri sürülen ... olduğunu beyan edenlerin görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmakta muhtariyetlerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 30.11.2015 tarihli ve 2015/172 Esas, 2015/141 Karar sayılı kararına karşı davalılar ... vekili, Hazine vekili ile ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2017/6512 Esas, 2019/7230 Karar sayılı ilamıyla, "İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan taksimin kök murisin varisleri arasında gerçekleşmediği, bir kısım mirasçıların diğer varislerin katılımı olmadan oluşturdukları eylemli durumunda hukuki kıymetinin olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma yetersiz olup, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmediği, bozma ilamında üç yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılarak rapor alınması istendiği halde İlk Derece Mahkemesince tek orman bilirkişi ile keşif yapılarak alınan rapor doğrultusunda hüküm kurulduğu, 19.06.2015 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklara, taşınmazın öncesinin ne olduğu, ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı hususları ayrıntılı şekilde açıklattırılmadığı gibi, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin yöreyi iyi bilen ve taraflarla akrabalığı bulunmayan tarafsız kimselerden olduğu konusunda da tereddüt oluştuğu, taşınmazların İbrahim mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği hususunun açıklığa kavuşturulmadığı, gerçek kişiler lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda usulüne uygun araştırma yapılmamış olduğu, ayrıca usulüne uygun bir şekilde orman araştırması yapılmadığı, davaya konu taşınmazların bulunduğu yöreye ait en eski tarihli memleket haritaları ve dayanağı hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp davaya konu taşınmazların niteliği ile konumu ve o tarihlerde tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı hususlarının saptanmadığı, hava fotoğrafları ve dayanağı haritaların steroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilmediği, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamayacağı açıklanarak, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile dava tarihi 1990 olup dava tarihinden geriye doğru 15-20 yıl önceki hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, bu belgelerin dava konusu taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması, tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesi' nin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağının, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği hususlarının saptanması, bilirkişilerden taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığ yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması, bu kapsamda ziraat mühendisine bilirkişisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığınin belirlenmesi bu yönde rapor alınması, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması, varsa zilyetlik tanıklarının taşınmazlar başında dinlenmesi, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği, kim tarafından kullanıldığı sorulup, taşınmazların kök muristen kaldığının belirlenmesi durumunda mirasçıları arasında usülüne uygun taksim yapılıp yapılmadığı konusunda kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınması ve bu yolla tespit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca kök muris adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediğinin Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığının saptanması ve bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması," gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "bozma ilamına uygun orman araştırması yapıldığı ve dava konusu taşınmazın orman vasfı taşımadığı, taşınmaza uyan köy senedi ve tecavüzün men'i kararı ile mahalli bilirkişi beyanları bir arada değerlendirildiğinde davalı parselin ... ve ... tarafından 04.02.1963 tarihli köy senedi ile satın alınarak zilyetliğe başlandığı, senet ve kararda yalnızca ...'ın adı geçmekte ise de mahalli bilirkişi ve taraf beyanlarında ısrarlı şekilde bu taşınmazda ...'ın da malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunduğu anlaşılmış olup bütün bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde davalı taşınmazın kadastro tutanağının edinme sebebi kısmında her ne kadar ...'dan geldiği bildirilmiş ise de ... ve ...'dan satın alınma yolu ile geldiğinin sabit görüldüğü" gerekçesiyle, davacı ... 'nun davasının feragat nedeniyle reddine, 1 01... parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin İbrahim oğlu ... mirasçıları ve 1/2 hissesinin İbrahim oğlu ... mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu parselin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve evveliyatı itibarıyla orman vasfında bulunan zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu, ayrıca müvekkil İdare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma ile usul ve kanuna aykırı karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte dava taraflarının hepsinin dinlenilmediğini, miraçıların hakkının tam ve eksiksiz olarak verilmesi gerektiğini, keşifte dinlenen davalıların dürüstlük ilkesine aykırı davrandığını, keşifte uygulanan senedin yeterli incelenmediğini ve düzenlendiği tarihten önce vefat etmiş kişiler adına yapıldığını ve sahte olduğunu, kök muris ...'ın dava konusu taşınmazı takas ile edindiğini ve tüm mirasçılarının ... olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesine sunulan köy satış senetlerinin taksim yönünden değerlendirilmediğini, yerel bilirkişi ve tanıkların sözbirliği içerisinde anılan taşınmazın kadastro tespit tarihinden önce ... ve ... mirasçıları arasında taksim yapıldığı ve yaklaşık 40 yıldır bu şekilde kullanıldığına yönelik beyanlarının İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınmadığını, dava konusu taşınmazın kök muris ...'dan kalmadığını ve üçüncü kişilerden satın alındığını, İlk Derece Mahkemesince resen tayin edilen yerel bilirkişilerin tarafsız olmadığını, ayrıca dava feragatten reddedildiğinden lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 4. Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; feragat edenin alt soyunun aksi kararlaştırılmadıkça mirasçılık sıfatını kaybetmeyeceğini, anılan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usule ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 5. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ormanlık alanda olup olmadığı yeterince incelenmediğini, İlk Derece Mahkemesince eksik ve hukuka aykırı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, 1950 yılı hava fotoğrafında dava konusu yerin kısmen orman bitki örtüsü yapısında ki ağaç ve ağaççıkların kısmi alanda olduğu görüldüğünden bu kısmın orman sayılan yer olduğunu ve bu kısmın orman bilirkişileri tarafından belirlenerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve ayrıca ziraat bilirkişisi raporunda dava konusu yerin 25 yıldır ziraat amaçlı kullanıldığı iddiasının kanuni dayanağı olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup olmadığı ve aktarılan dava tarihi itibarıyla taraflar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ... vekili, davalılar ... ve ... ile ... vekilinin tüm, davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince bozma öncesi yapılan yargılama sürecinde alınan 12.11.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 2.021,01 metrekarelik bölümünün tarım dışı kullanılmayan alan olduğunun belirtilmesi nedeniyle, bu alan üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik sürdürülmediği gerekçesiyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası alınan 21.02.2024 tarihli teknik bilirkişi heyet raporunda ise, her ne kadar 1950 yılı hava fotoğrafında taşınmaz üzerindeki orman bitki örtüsü yapısındaki ağaç ve ağaçların sahanın bütünlüğünü temsil etmeyen kısmi alanda olduğu belirtilmiş ise de, dava konusu taşınmazın güney batı kısmına sarı ve 12.11.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen alanı da kapsayacak şekilde taşınmaz üzerinde orman emvali ağaç ve ağaççıkların bulunduğu ve bu haliyle, sınırında bulunan dava dışı 1 01... parsel sayılı orman vasıflı taşınmaz ile toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından benzer olduğu, orman bütünlüğü içinde ve ormanın devamı niteliğinde olduğu görülmekte olup, 1972 yılı hava fotoğrafında taşınmaz üzerindeki orman bitki örtüsünün tamamen kaldırılarak tarım arazisine çevrildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, öncesi orman sayılan alanlardan olan ve üzerinde zilyetlik bulunmayan taşınmaz kısmı hakkında davalı gerçek kişiler adına tescil kararı verilmesi doğru olmamıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, zilyetlikle iktisap edilemeyeceğinden 21.02.2024 tarihli teknik bilirkişi heyet raporunun 1950 yılı hava fotoğrafı incelemesine göre orman sayılan alanların dava konusu taşınmazdan ifraz edilerek orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan ilk derece mahkemesi kararının bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar ... ve ... vekili, davalılar ... ve ... ile ... vekilinin tüm, davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin ise sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (V.B.2) numaralı bentte açıklanan kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun' un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden davalılar ... ve ... ile ...'dan ayrı ayrı alınmasına, 732,00 TL peşin harcın davacılar ... ve ...'den alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1491, K. 2026/4325, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1491-e-2026-4325-k-cc61602dd13b