İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/146 E. 2025/241 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/146
Karar No
2025/241
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/146 Esas - 2025/241

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ( Direnme ) ESAS NO : 2025/146 KARAR NO : 2025/241

DAVA : Tasarım Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ile Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 04/12/2018 KARAR TARİHİ : 23/06/2025 Yazıldığı Tarih: 10/07/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin .... sayılı tasarım tescilinin sahibi olduğunu, davalı web sayfasında yer alan bir takım görsellerin müvekkiline ait tescilli tasarım ayniyet derecesinde benzerlik arz ettiğini, .... D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit ile alınan bilirkişi raporunda özetle; .... internet sayfasında sergilenen ürün ile .... internet sayfasında sergilenen ürün görsellerinin birbirlerinin benzeri olduğu ve endüstriyel tasarıma tecavüz durumunun söz konusu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını, bilirkişi raporunu değerlendiren mahkemenin ihtiyati tedbir taleplerinin de kabulüne karar verdiğini ve bu karar sonrası ....Esaslı icra dosyası ile kararın icrasının talep edildiğini ve yasal süresi içinde iş bu davanın açıldığını, davalı yanın iş bu davaya konu fiillerinin müvekkilinin tescilli tasarımına tecavüz yarattığını, müvekkiline ait tescilli tasarımın, davalı yanca müvekkilinin izni olmaksızın kullanıldığını ve satışa arz edildiğini, müvekkili firma tasarımlarının birçok ödüle layık görüldüğünü, ürünlerin bu sektördekiler tarafından bilindiğini, davalı yanın bu ürünlerden haberdar olmadığının düşünülemeyeceğini, hukuka aykırı fiillerin sona erdirilmesi gerektiğini, davalı yanın fillerinin ayrıca haksız rekabet fiilini de oluşturduğunu, 6769 sayılı Kanun uyarınca, tasarımdan doğan hakları tecavüze uğrayan tasarım hakkı sahibinin, diğer taleplerinin yanı sıra maddi ve manevi zararının tazminini de talep edebileceğini, aynı durumun hâksiz rekabet fili için de geçerli olduğunu, eldeki davada müvekkilinin uğradığı zararın çok daha yüksek olacağı tartışmasız ise de bu aşamada tamamen tahmini olarak maddi zararın 500,00 TL olarak talep edilmesinin uygun görüldüğünü, ancak delilleri arasında açıkladıkları veriler ve belgeler dosyaya celbedildiğinde bu zararın 500,00 TL’nin çok daha üstünde olacağının düşünüldüğünü, davalı yanın, müvekkiline ait ... sayılı tasarımı kopyaladığını ve satışa arz ettiğini, müvekkilinin yargılama sürecinde yapacağı yoksun kalınan kazancın hesaplanmasına dair seçimine göre tazminat hesabında bu yönde de değerlendirme yapılması ve bu hususun da belirsiz alacak davası kapsamında değerlendirilmesinin talep edildiğini, müvekkilinin uğradığı manevi zararın herhangi bir tasarım hakkının ihlalinden doğan manevi zararın çok üstünde olduğu, davaya konu tasarımın 100.000’in üzerinde satışı gerçekleşen bir ürün olduğunu, bu durumun söz konusu tasarımın çok tercih edildiğini gösterdiğini, davalının hem müvekkilini hem de ürünlerini bildiğinin sabit olduğunu, müvekkili firmanın büyüklüğü ve yatırımlarının yanı sıra davaya konu tescilli tasarımın özellik ve nitelikleri de gözetilmek suretiyle 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilinin talep edildiğini belirterek davalı yan fiillerinin müvekkiline ait ... numaralı tasarımdan doğan haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, üretilen ithal ve ihraç ürünlere, bunların üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlara el konulmasına, el konulan ürünlerin ve araçların imhasına; davalı yan fiillerinin TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine, HMK 107. Madde kapsamında belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesine ve şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline, 6769 sayılı Kanun’un 150. Maddesinin uygulanması suretiyle müvekkiline ait tasarımın uygunsuz ve kalitesiz koşullarda piyasaya sürüldüğünün anlaşılması halinde ayrıca tazminata hükmedilmesini, 151. maddenin uygulanması suretiyle mahkemece yapılacak tahkikat sonucunda tespit edilecek zarara makul bir payın daha eklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davanın hem gerçek duruma hem de yasa ve içtihatlara aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin tasarımla ile ilgili birçok ödüle sahip olduğunu, fikir ve tasarıma verdiği önemi yansıtan ... konsepti ile yeni mağazalar açtığını ve ... ile ortaklık yaparak .... pazarına da açıldığını, Kopya olduğu ileri sürülen müvekkilinin çalışma koltuğu ile davacı şirkete ait ürün karşılaştırıldığında, bir çalışma koltuğunda doğal olarak olması beklenen sırt, oturak, kolçak, başlık ve ayaklarının olması dışında benzer bir tarafın olmadığının görüldüğünü, bu parçaların doğal olarak birbirine benzediğini, müvekkilinin ... isimli ürünü ile ... sayılı tasarıma konu olan ... isimli ürünün hiçbir şekilde birbirlerine benzer addedilemeyeceklerini, her iki ürün yan yana getirilip incelendiğinde ... çalışma koltuğunun, ... çalışma koltuğunun kopyası olmadığının kolaylıkla anlaşılacağını, parçalara tek tek bakıldığında ve/veya ürüne bir bütün olarak bakıldığında bariz farklılıkların kolaylıkla görüleceğini, buradaki benzerliklerin dünyanın her tarafında benzer olduğunu, kopya veya benzer ürün kesinlikle olmadığını, bilgilenmiş kullanıcının ve ortalama bir tüketicinin iş bu ürünlerdeki birbiriyle alakasız kısımlar ve unsurların kolaylıkla farkına varacağını ve ürünleri birbirinden ayırt edeceğinin tartışmasız olduğunu, davacı firmanın tedarikçisi ... firmasına ait parçaların da dava konusu olan koltuğa benzetilebileceğini, ....’da, ....’da ve ....’de bu tip koltuk parçaları üreten yüzlerce firmanın bulunduğunu ve bu komponentlerin kolaylıkla tedarik edilebildiğini, Bilgilenmiş kullanıcı kriterinin dikkate alınması gerektiğini, davacının üzerinde hak iddia ettiği fileli ofis koltuğu tasarımının piyasada birçok firma tarafından üretilmekte olduğunu ve harcıalem duruma geldiğini, söz konusu tasarımın müvekkile aidiyeti bilindiği halde ibaresinin bir geçerliliğinin bulunmadığını, anılan ürünün benzer nitelikte ve tarzda ofis mobilyası satışı ve üretimi yapan sektördeki birçok firma tarafından üretilen ve pazarlanan bir ürün olduğunu, Google rama motoru üzerinden “....” biçiminde araştırma yapıldığında birçok ürünün karşılarına çıktığını, karşı tarafın ... numaralı tasarımı aleyhine hükümsüzlük davası açma haklarını saklı tuttuklarını, söz konusu ürünün, müvekkili şirkete tebliğ edilen bilirkişi inceleme raporunun hemen ardından web sitelerinden, iyi niyet çerçevesinde kaldırıldığını ve yine söz konusu bu ürünün ... A.Ş. tarafından satışının hiç olmadığı gibi satışa hazır halde bekleyen herhangi bir stoğunun da bulunmadığını, ayrıca davalı şirketin hiçbir satış noktasında da bu ürünün bulunmadığını, kataloglarında da mevcut olmadığını, mamul olarak stokta olmadığı gibi bahsedilen ürünün üretilmesi için gerekli komponentlerin stoklarda hiç olmadığını, bu durumun ekli muhasebe kayıtlarında da mevcut olduğunu, ihtiyati tedbir kararının yerinde olmadığını ve kaldırılmasını talep ettiklerini, haksız kazanç sağlanmasının söz konusu olmadığını, davacı şirketin tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin bulunmadığını, dava konusu edilen ... isimli ürünün ... isimli şirketin üretiminde olup, anılan firmadan koltuk ya da parçalarına dair bir alım yapılmadığını; bu hususun ilgili firmanın yazısı ile ispat edileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. 6769 Sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10.01.2017 yürürlük) (Tasarım ) Madde 59 "(1) Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz."hükmü, Madde 81 'de Tasarım hakkına tecavüz sayılan haller arasında "a) tasarım sahibinin izni olmaksızın bu kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak." hükmü, Madde 149/1 de Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden ; "Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini , araçlara elkonulması, Elkonulan araçlarda kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya imhası, kararın ilanı "talep edebilir hükmü, 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmü yer almaktadır.

ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME ve verilen KARAR ; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafa ait ... tescil sayılı tasarım konusu ürünün davalı firmaya ait ... adlı internet sitesinde satışa sunulduğu iddiasına bağlı .... 'nin ... değişik iş tespit dosyası kapsamında yapılan tespite dayalı davalı taraf eyleminin tasarım hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, buna bağlı olarak ihlal söz konusu olduğunda maddi manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili SMK 151/2 maddesine göre emsal lisans seçeneği tazminat talebini tercih ettiğini belirten dilekçe sunmuştur. Davacıya ait ... sayılı tasarımın ( ofis koltuğu ) 20/10/2006 tarihinde tescil edilmekle beraber dava tarihinde koruması sürdüğü .... tescil belge örneği ile tespit edilmiştir. .... .nin ... D.İş tespit dosyası incelendiğinde ; 04/09/2018 tarihli delil tespiti kararı çerçevesinde 13/09/2018 tarihli bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda.... sayfasında sergilenen ürün ile .... sayfasında sergilenen ürün (13 Eylül 2018 tarihinde yüklenen) görsellerinin birbirlerinin benzeri olduğu ve endüstriyel tasarıma tecavüz durumunun söz konusu olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce ise tahkikat aşamasında uyuşmazlığın teknik boyutu nedeniyle 3 kişilik uzman heyet oluşturularak rapor alınmıştır. Bu kapsamda bilirkişi heyetinden alınan 12/12/2019 tarihli KÖK raporda ÖZETLE: "- Davalıya ait olan ve ... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... nolu tasarım ile genel izlenimler itibariyle benzerlik gösterdiği; dolayısıyla dava konusu tasarıma karşı tecavüz teşkil ettiği; - Dava konusu tasarıma karşı tecavüz sebebiyle maddi tazminat isteminin yerinde olduğu ancak hesaplamaya ait bilgi,belge ve emsal örneklerin dosyada bulunmaması nedeniyle hesaplamanın yapılamayacağı;"şeklinde; 27/10/2020 tarihli EK raporda da ÖZETLE: " - Davalıya ait olan ve ... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... nolu tasarım ile genel izlenimler itibariyle benzerlik gösterdiği; dolayısıyla dava konusu tasarıma karşı tecavüz teşkil ettiği; - Dava konusu tasarıma karşı tecavüz sebebiyle maddi tazminat isteminin yerinde olduğu ancak emsal lisans açısından hesaplamaya ait bilgi, belge ve emsal örneklerin dosyada bulunmaması nedeniyle hesaplamanın yapılamayacağı; - ....kodlu ürün ile ... D. İş dosyası kapsamında tespit edilen ürünün ayniyet derecesinde benzer oldukları "şeklinde ifade edilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinin sunduğu 24/12/2020 tarihli İLAVE EK RAPOR'da ise " Tarafımızca, süreç içerisinde fark edilen kimi hususlar hakkında Sayın Mahkeme’ye bilgi vermek ve yeniden değerlendirme yönüne gidilen bazı noktaları belirtmek amacıyla; huzurdaki dava kapsamında Sayın Mahkemenize sunmuş olduğumuz bir adet kök rapor ve bir adet ekrapora ek olarak, iş bu ilave ekraporu sunmak gereği doğmuştur. 12.12.2019 tarihli kök raporda, Mahkemeniz ... D. İş dosyası kapsamında sunulmuş olan bilirkişi raporunda yer alan görseller dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. İlgili raporda (... D. İş) aşağıdaki tablo yer almaktadır ve kök rapordaki değerlendirmede de, kapsam gereği bu tabloda yer alan görseller ele alınmıştır. Kök raporun sonuç kısmında da; “Davalıya ait olan ve ... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... nolu tasarım ile genel izlenimler itibariyle benzerlik gösterdiği; dolayısıyla dava konusu tasarıma karşı tecavüz teşkil ettiği; Dava konusu tasarıma karşı tecavüz sebebiyle maddi tazminat isteminin yerinde olduğu ancak hesaplamaya ait bilgi, belge ve emsal örneklerin dosyada bulunmaması nedeniyle hesaplamanın yapılamayacağı” kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Yapılan bu değerlendirmeler geçerli olmakla birlikte; dava konusu olan tasarıma tecavüz kısmında önemli bir husus dikkat çekmiştir. ... D. İş dosyasında ... numaralı tasarım olarak verilen görselin, aslında tasarım tescilinde yer alan görsel olmadığı; davacının internet sitesinde de yer alan ... adlı davacı ürününe ait görseller olduğu fark edilmiştir. Nitekim tasarım tescil görselleri ile tasarımın uygulandığı ürün olduğu belirtilen ürün görselleri birbirinden farklıdır. Söz konusu tasarım tescil görselleri aşağıda sunulmuştur. (İlave ek raporda) Görseller incelendiğinde, ... D. İş dosyasında değerlendirilen görselin ... numaralı tasarım ile örtüşmediği görülmektedir. Kök raporda belirtilmiş olan görüşler de dolayısıyla ... numaralı tasarıma değil, ... adlı ürüne yönelik olmuştur. Oysa ki tasarım hakkına tecavüzde, tasarım tescilinde yer alan görsel önemli olmaktadır. Ürünler arasındaki benzerlikle ilgili olarak görüşlerimiz aynen devam etmektedir. Ancak bu konu tasarım hakkına tecavüze değil ancak Haksız Rekabet hükümlerine konu olabilecek bir durumdur; bu husus ve bu hususun iş bu dava kapsamında olup olmadığı konusundaki takdir Sayın Mahkeme’nindir. Heyetimiz, belirtilen sebeplerle, tasarım hakkına tecavüz konusunu yeniden ele almış ve ... numaralı tasarım ile ... D. İş dosyası kapsamında tespit edilen davalı ürün görselini karşılaştırmıştır. Yapılan değerlendirmede, her iki tasarımda da çerçeveli file arkalık kullanıldığı ve çerçeve kalınlıklarının benzer olduğu; arkalık-oturma yüzeyi bağlantısında ters L formlu elemanların kullanıldığı; başa temasa göre, (başlıklı modelde de) dışbükey eğmeçli dikdörtgen başlık kullanıldığı; arkalıkların bel kısımlarında uygulanan açılı girintinin benzer olduğu; iki tasarımda da beşli ayak sisteminin kullanıldığı ve benzer formlu oturma yüzeyleri kullanıldığı görülmüştür. Öte yandan, tasarımlar arasında, kolçak bulunup bulunmaması, ayak bağlantı kollarının düz ve açılı (zemine paralel veya açılı) olması, arkalık-başlık bağlantılarının (başlıklı model için) farklı olması, davalı ürününün bir modelinde arkalık arkasında askılık bulunması, bel destek elemanının bulunup bulunmaması gibi farklılıklar da tespit edilmiştir. Tasarıma tecavüzden bahsedebilmek için, tasarımların yarattıkları genel izlenimlerin benzer olması gerekmektedir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında, davalıya ait ürünün, davacıya ait ... numaralı tasarımdan esinlenmiş olabileceği; ancak bir tecavüzden bahsedebilecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı görüşüne varılmaktadır. Kök raporda belirttiğimiz , davalı ürünü ile davacı ürününün benzer oldukları görüşü devam etmekle birlikte; tecavüz değerlendirmesinde tasarım tescil görselini dikkate almak durumunda olduğumuz ve dolayısıyla davalıya ait ürünün davacıya ait ... numaralı tasarıma tecavüz eder nitelikte bir benzerlik içinde olmadığı görüşüne vardığımızı belirtmek isteriz. Sonuç olarak; - Davalıya ait olan ve ... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... adlı ürün ile genel izlenimler itibariyle benzerlik gösterdiği; - Ancak, davalıya ait olan ve ... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... numaralı tasarıma tecavüz eder nitelikte bir benzerlikte olmadığı görüş ve kanaatine ulaştığımızı, takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygıyla arz ederiz. "şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 22/03/2021 tarih ve .... sayı ile "Tasarım Tecavüzü açısından; Davacı tarafa ait ... tescil sayılı tasarım konusu ürünün davalı firmaya ait ... adlı internet sitesinde satışa sunulduğundan bahisle tasarım tecavüzü iddia edilmiş ise de; sonucu aynen benimsenen bilirkişi heyetinin 24/12/2020 tarihli İLAVE EK raporunda izah edildiği üzere " ... D. İş dosyasında ... numaralı tasarım olarak verilen görselin, aslında tasarım tescilinde yer alan görsel olmadığı; davacının internet sitesinde de yer alan ... adlı davacı ürününe ait görseller olduğu fark edilmiştir. Nitekim tasarım tescil görselleri ile tasarımın uygulandığı ürün olduğu belirtilen ürün görselleri birbirinden farklıdır. Görseller incelendiğinde, ... D. İş dosyasında değerlendirilen görselin ... numaralı tasarım ile örtüşmediği görülmektedir. Kök raporda belirtilmiş olan görüşler de dolayısıyla ... numaralı tasarıma değil, ... adlı ürüne yönelik olmuştur. Oysa ki tasarım hakkına tecavüzde, tasarım tescilinde yer alan görsel önemli olmaktadır. Ürünler arasındaki benzerlikle ilgili olarak görüşlerimiz aynen devam etmektedir. Ancak bu konu tasarım hakkına tecavüze değil ancak Haksız Rekabet hükümlerine konu olabilecek bir durumdur; Tasarıma tecavüzden bahsedebilmek için, tasarımların yarattıkları genel izlenimlerin benzer olması gerekmektedir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında, davalıya ait ürünün, davacıya ait ... numaralı tasarımdan esinlenmiş olabileceği; ancak bir tecavüzden bahsedebilecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı görüşüne varılmaktadır. Davalıya ait olan ve ... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... adlı ürün ile genel izlenimler itibariyle benzerlik gösterdiği; - Ancak, davalıya ait olan ve ... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... numaralı tasarıma tecavüz eder nitelikte bir benzerlikte olmadığı " görüşü benimsenerek davacı tarafa ait ... tescil sayılı tasarım konusu ürünün davalı firmaya ait ... adlı internet sitesinde satışa sunulduğu kanıtlanmadığından Tasarım hakkına yönelik tecavüz açısından açılan davanın ise reddine karar vermek gerekmiştir. Haksız Rekabet açısından; Sonucu aynen benimsenen bilirkişi heyetinin 24/12/2020 tarihli İLAVE EK raporunda izah edildiği üzere " ... D. İş dosyasında ... numaralı tasarım olarak verilen görselin, aslında tasarım tescilinde yer alan görsel olmadığı; davacının internet sitesinde de yer alan ... adlı davacı ürününe ait görseller olduğu fark edilmiştir. Nitekim tasarım tescil görselleri ile tasarımın uygulandığı ürün olduğu belirtilen ürün görselleri birbirinden farklıdır. Görseller incelendiğinde, ... D. İş dosyasında değerlendirilen görselin ... numaralı tasarım ile örtüşmediği görülmektedir. Kök raporda belirtilmiş olan görüşler de dolayısıyla ... numaralı tasarıma değil, ... adlı ürüne yönelik olmuştur. Oysa ki tasarım hakkına tecavüzde, tasarım tescilinde yer alan görsel önemli olmaktadır. Ürünler arasındaki benzerlikle ilgili olarak görüşlerimiz aynen devam etmektedir. Ancak bu konu tasarım hakkına tecavüze değil ancak Haksız Rekabet hükümlerine konu olabilecek bir durumdur; " görüşü benimsenerek ... D. İş dosyasında tespit edilen görsel ürünün ... numaralı tasarım konusu ürün olmadığı, davacının internet sitesinde de yer alan ... adlı davacı ürününe ait görseller olduğundan tasarım tecavüzü değil TTK 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen Haksız Rekabet oluşturan eylem olduğundan davalı eyleminin Haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile bu eylemlerinin önlenmesine, Davacı tarafça talep edilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500.00 TL maddi tazminatın ( davacı tarafca tazminat açısından lisans bedeli seçeneği tercih edilmiş olup buna yönelik tazminat hesaplanamamakla beraber davalı tarafca satışa sunulan koltuk ürünü ile davacıya ait internet sitesinde daha önce satışa sunulan ... adlı ürünle benzerliği nedeniyle bu koltuk ürünün değeri esas alınıp uğranılabilecek zarar 500 TL üzerinde olabileceğine kanaat getirilip taleple de bağlı olunurak bu miktara hükmedilmiş) dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Davacı tarafça talep edilen manevi tazminattan takdiren 15.000 TL manevi tazminatın delil tespitine konu olan raporun sunulduğu 13/09/2018 tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine, ( manevi tazminat oranı tespitinde her iki tarafın aynı sektörde yer almaları, davacının bu ürünlerden dolayı uğrayabileceği müşteri azalmasının kendisinde yaratabileceği olumsuz etkileri gibi unsurlar dikkate alınarak takdiren tayin edilmiştir.) Bilirkişi heyetinin İLAVE EK RAPORU görsel ürün karşılaştırması da yaparak , aynı heyetin kök ve ek raporlardaki , D.iş dosyasına rapor sunan bilirkişinin yanlış tespitlerini ortadan kaldırdığından ( nitekim bu husus " ... D. İş dosyasında değerlendirilen görselin ... numaralı tasarım ile örtüşmediği görülmektedir. Kök raporda belirtilmiş olan görüşler de dolayısıyla ... numaralı tasarıma değil, ... adlı ürüne yönelik olmuştur." şeklinde de izah edildiğinden ) ilave ek rapor diğerlerine üstün tutulmuştur. " şeklinde gerekçe ile ; "1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davalı taraf eyleminin HAKSIZ REKABET oluşturduğunun TESPİTİ ile bu eylemlerinin ÖNLENMESİNE, 3-Tasarım hakkına yönelik tecavüz açısından açılan davanın ise REDDİNE, 4-Davacı tarafça talep edilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500.00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça talep edilen manevi tazminattan takdiren 15.000 TL manevi tazminatın delil tespitine konu olan raporun sunulduğu 13/09/2018 tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise REDDİNE, 6-Kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalı taraftan tahsiline, " şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuş , .... tarafından 09/11/2023 tarih ve .... sayı ile "........Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıya ait internet sitesinde satışa sunulan dava konusu ürün ile davacının tescilli tasarımı arasında bir benzerlik bulunmadığının, buna karşın davalıya ait dava konusu ürünün davacıya ait "..." isimli ürünle benzer olduğunun mahkemece alınan 24/12/2020 tarihli 2. ek raporda açıklandığı, her ne kadar bahsi geçen ek raporu düzenleyen bilirkişi heyetinden alınan kök ve 27.10.2020 tarihli ek raporda, davacının tescilli tasarımı ile davalıya ait dava konusu ürün arasında benzerlik bulunduğu, bu durumun davacının tescilli tasarımına tecavüz oluşturduğu belirtilmişse de, bu raporlarda yapılan ürün karşılaştırmalarının, mahkemenin ... D.İş sayılı dosyasında yer verilen ürün görselleri üzerinden yapıldığı, ancak sonrasında bahsi geçen D.İş dosyasında davacının tescilli ... sayılı tasarımına ilişkin olduğu belirtilen görselin, aslında tasarım tescilindeki görsel olmayıp, davacının "..." isimli ürününe ait olduğu, davacının tescilli tasarımında yer alan görsel ile dava konusu ürünün karşılaştırılmasında benzerlik bulunmadığı sonucuna varıldığının ayrıntılı şekilde 24/12/2020 tarihli ilave ek raporda açıklandığı anlaşıldığından, raporlar arasında çelişki bulunduğundan bahsedilemeyeceği, davalıya ait dava konusu ürünün davacının tescilli tasarımına benzer olmadığından davacının tasarıma tecavüz iddialarının yerinde bulunmadığı, ancak dava konusu ürün, davacının tescilli tasarımından farklı olan "..." isimli ürünü ile benzer olduğundan, TTK'nın 55/1-a-4 maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğu, davalının haksız rekabeti nedeniyle maddi ve manevi tazminat şartlarının bulunduğu, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu gibi davacının hükmedilen maddi tazminat yönünden açık bir istinaf itirazının da bulunmadığı, davalının haksız rekabeti nedeniyle istenebilecek maddi tazminatın her halükarda talep edilen 500,00 TL.'den fazla olacağı, davacının davasını ıslah etmediği, istenebilecek kesin tazminat miktarının açılacak bir ek davada tartışılmasının mümkün olduğu, dolayısıyla taleple bağlı kalınarak 500,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca davalı tarafça 2. ek raporda davacı tasarımı ile müvekkiline ait ürün arasında benzerlik bulunmadığının belirtildiği, ..... D.İş dosyasında da aynı tespitlere yer verildiği, buna rağmen mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu yönünde istinaf itirazların da bulunulmuşsa da, ilk derece mahkemesince davacının tescilli tasarımı ile dava konusu ürün arasında benzerlik olmadığının kabul edilmesi, bahsi geçen D.İş dosyasında davalının taraf olmaması ve ayrıca o dosyada alınan raporda da mahkemece hükme esas alınan 2. ek rapordaki gibi incelenen ürün ile davacının tescilli tasarım arasında benzerlik bulunmadığı sonuca varılması karşısında, yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine " şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. ..... H.D.nin 09.12.2024 tarih ve .... sayı ile ÖZETLE; " (OYÇOKLUĞU) SMK'nın “Tasarım ve ürün” kenar başlıklı 55 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, tasarımın, bu kanun hükümleri uyarınca tescil edilmiş olması hâlinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olması hâlinde ise tescilsiz tasarım olarak korunacağı hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere tescilsiz tasarımlar daha önce belirli şartlar doğrultusunda Türk Ticaret Kanunu'ndaki haksız rekabet hükümleri ile korunmakta iken SMK'nın yürürlüğe girmesi ile birlikte tescilli tasarımların yanı sıra tescilsiz tasarımlar da bu kanun kapsamında koruma altına alınmıştır. SMK'nın “Yenilik ve ayırt edicilik” kenar başlıklı 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında tasarımın hangi hallerde yenilik unsuruna sahip olacağı düzenlenmiştir; bu hükme göre “Bir tasarımın aynısı; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarım için ise tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir”. Madde kapsamında bir inceleme yapıldığında tasarımın geçerliliğinin mutlak yenilik şartının varlığına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay uygulaması ve doktrinde ifade edildiği üzere tasarımın mutlak yenilik şartının varlığına ilişkin bu husus kamu düzeninden olduğundan bilirkişi resen araştırma yapmakla yükümlüdür. Aynı Kanun'un 69 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre ise tescilli tasarımların koruma süreleri beş yıl olup, bu süre beşer yıllık dönemler hâlinde yenilenmek suretiyle toplam yirmi beş yıla kadar uzatılabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre tescilsiz tasarımların koruma süresi ise koruma talep edilen tasarımın kamuya sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır. SMK'nın 59 uncu maddesi ile korumanın sınırları çizilmiş olup, birinci fıkrasında "Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz" şeklinde hüküm altına alınırken, ikinci fıkrasında "Tescilsiz tasarım, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez" denilmiştir. Bu kapsamda tescilsiz tasarım sahibi, maddenin birinci fıkrasında sayılan fiillerin engellenmesini, sadece kendi tasarımının aynısının veya ayırt edilemeyecek seviyede benzerinin kopyalanması halinde isteyebilecektir. Ayrıca ilgili madde uyarınca tescilli tasarımın aksine tescilsiz tasarım hakkının kullanılabilmesi için ihlal edenin kötüniyetli olması gerekir. Anılan Kanun'un "Koruma kapsamı ve koruma dışı hâller" kenar başlıklı 58 inci maddesinin birinci fıkrasında, tasarım sahibinin, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanun'dan doğan haklarını kullanabileceği, ikinci fıkrasında ise tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesinin dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır. Yine bu maddenin üçüncü fıkrası uyarınca tasarım, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında eser olarak kabul edilebiliyorsa, FSEK hükümlerine göre korunmaya devam edebilecektir. Beşinci fıkrası gereğince de 56 ncı maddedeki şartları karşılamak kaydıyla farklı veya eş birimlerden oluşan modüler bir sistemde bu birimlerin birbirleriyle sonlu veya sonsuz olarak çeşitli biçimlerde bağlantı kurmasını sağlayan tasarımlar korumadan yararlanacaktır. Buna karşılık, maddenin dördüncü fıkrasında, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı tasarımlar, ürünün teknik fonksiyonunun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerine sahip kısımlar ile başka bir ürüne mekanik olarak monte edilmesi veya bağlanması için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu ürünlerin görünüm özelliklerine sahip olan tasarımların koruma kapsamı dışında bırakılacağı düzenlenmiştir. Bu fıkranın (ç) bendi uyarınca, ... Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametleri ile bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, dinî, tarihî ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren tasarımlar da koruma kapsamına alınmamıştır. SMK'nın 81 inci maddesinde, hangi hallerin tasarıma tecavüz oluşturduğu sayılmış olup, dördüncü fıkrasında tescilsiz tasarımların, 57 nci maddeye göre kamuya sunulması halinde hak sahibinin, tasarım hakkına yönelik ihlallerden dolayı dava açmaya yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. Öte yandan kısaca belirtmek gerekirse kümülatif koruma, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını aynı anda taşıması halinde o mevzuatların tamamı ile korunabilmesidir. Yani, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını taşıması halinde hak sahibinin her bir yasal düzenlemeye birlikte dayanarak koruma talebinde bulunması ve mahkemelerce de eş zamanlı olarak her bir mevzuat hükümleri ile hak sahibinin tatmin edilmesidir (....). Diğer bir ifade ile; somut davada olduğu gibi tasarımın izinsiz kullanılmasının hem tasarım hakkına tecavüz davası, hem haksız rekabet davasına davacı yanca konu edilmesi kümülatif koruma olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan hareketle belirtmek gerekir ki, fikri ve sınai haklar belli şartların bulunması halinde kendi özel kanunları ile birlikte haksız rekabet hükümleri ile de kümülatif koruma ilkesinin bir yansıması olarak korunabilir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki; bu hakların haksız rekabet hukuku kapsamında da korunup korunmayacağının tespitinde ilgili hakkı düzenleyen özel mevzuatın dikkate alınması gerekir. Bu bağlamda, tescilsiz hak özel mevzuatın kapsamı dışında bırakılmışsa, tescil edilmemiş olan ilgili fikri sınai hakkın haksız rekabet hükümleri ile korunması mümkündür. Şayet, özel düzenleme tescilsiz hakkı da koruma kapsamına alarak şartlarını tespit etmişse artık haksız rekabet hükümleri uygulama imkânı bulmamalıdır. Meğer ki, yasal düzenlemede haksız rekabete ilişkin ayrı bir hüküm de bulunmuş olsun. Hal böyle olunca, kümülatif koruma ancak özel bir yasa hükmünün bulunması halinde gündeme gelebilmektedir. Dairemizin eski uygulamalarında 6762 sayılı TTK'nin 57 nci maddesinin beşinci fıkrasında, ad, unvan, marka ve işaret gibi tanıtma vasıtalarının iltibasa meydan verebilecek surette kullanılmasının da haksız rekabet hallerinden olduğunun düzenlenmesi nedeni ile anılan haklara tecavüz ve haksız rekabetin kesiştiği alanda hem özel hükümler hem de haksız rekabet hükümleri ile kümülatif korunması gerektiği kabul edilmiş olmasına rağmen anılan maddenin karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nin 55. maddesinde bu ibarelere yer verilmediği, bunun temel nedeninin madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma, koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani ...., ...., .... ve unvanla ilgili olarak TK'da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmesinden kaynaklandığı, anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden gerekli görülemeyeceği, bu kapsamda, kanun koyucunun haksız rekabete ilişkin eski ve yeni hüküm bağlamında anılan gerekçelerle eski hükümden ayrılması ile kümülatif koruma yönünden yukarıda belirtilen özel hükümlerin getirilmesinin tescilli marka ve tasarım ile tescilsiz tasarımın tıpkı faydalı model ve patent hakkı gibi sadece 6769 sayılı Kanun kapsamında korunmasını yeterli bulduğu, hal böyle olunca, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanmasının söz konusu olamayacağı, diğer bir ifade ile bu kapsamda kümülatif koruma uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Somut olayda davacı yanca dava açılmadan önce adına tescilli ...sayılı çoklu tasarım hakkının davalı yanca ihlal edildiğinden bahisle delil tespiti yoluna başvurulduğu, bilirkişi tarafından davacının internet sitesinde yer alan "..." ürün görsellerinin bulunduğu sayfasından yapılan tespitte, davalı yanın internet sitesinde yer alan ürün görsellerinin bu tasarımdan kopyalanarak üretilen ürünlere ilişkin olduğunun belirlendiği, davacı yanca değişik iş dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu da delil olarak gösterilmek sureti ile davalının internet sitesinde sergilenen ürünlerinin davacıya ait tasarımlarla aynı olduğu, bu itibarla tasarım hakkına tecavüzde bulunulduğu, aynı zamanda haksız rekabet hükümlerine aykırı davranıldığı iddiası ile dava açıldığı, bilirkişilerce kök ve 27.10.2020 tarihli ek raporda, davacının tescilli tasarımı ile davalıya ait dava konusu ürün arasında benzerlik bulunduğu, bu durumun davacının tescilli tasarımına tecavüz oluşturduğu belirtilmişse de bu raporlarda yapılan ürün karşılaştırmalarının, mahkemenin ... D. iş sayılı dosyasında yer verilen ürün görselleri üzerinden yapıldığı, bu nedenle tescilli tasarıma tecavüzün bulunduğu yönünde rapor düzenlendiği, 24.12.2020 tarihli 2. ek raporda bu yanlışlığın fark edildiği, değişik iş dosyasında karşılaştırma yapılan ürünün ... sayılı çoklu tasarımın değil, davacıya ait "..." isimli ürünle benzer olduğu, davacının tescilli tasarımında yer alan görsel ile dava konusu ürünün karşılaştırılmasında benzerlik bulunmadığı sonucuna varıldığı, dava dilekçesi kapsamından, tescilsiz tasarıma yönelik de dava açıldığının kabulünün gerektiği konusunda tereddüt bulunmamakta ise de yukarıda da açıklandığı üzere öncelikle tescilsiz tasarımının SMK hükümleri gereğince korunup korunmayacağı konusunda delillerin değerlendirilip tartışılması, başka bir anlatımla, davacıya ait "..." isimli ürünün kamuya ne zaman sunulduğu, dolayısıyla kamuya arzından itibaren üç yıllık sürenin geçip geçmediği, yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşıyıp taşımadığı hususlarında inceleme ve araştırma yapılıp, bu özellikleri taşıdığının anlaşılması halinde SMK hükümleri doğrultusunda sonuca gidilmesi, taşımadığının belirlenmesi durumunda ise haksız rekabetin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (KARŞI GÖRÜŞTE) Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık; haksız rekabet hukuku hükümlerinin fikrî mülkiyet hukuku hükümleriyle birlikte uygulanıp uygulanmayacağı (Kümülatif Koruma) noktasında toplanmıştır. Kümülatif koruma ilkesi “mevzuattaki birden fazla hükümle korunabilme” anlamına gelmektedir. Bu durumda, bir kişinin gerçekleştirdiği fiilin birden çok hükmün koruma kapsamında olması halinde, hak sahibinin bu hükümlerden dilediğine başvurabilmesine kümülatif koruma denilmektedir. Fikri haklar bakımından kümülatif koruma ilkesi ise, bir fikri ürünün birden çok kanuni düzenlemenin şartlarını taşıması halinde, hak sahibine her koruma yoluna başvurma yetkisi tanınmasıdır. Bu ilke kapsamında bir kümelenmenin meydana gelmesi için mevcut bir fikri mülkiyet korumasına ek olarak haksız rekabet korumasının var olması gerekir. Kümülatif koruma ilkesinin söz konusu olduğu halde hak sahibi seçme zorunluluğuna tabi olmayıp şartlarını taşıması koşuluyla hukuki sebeplerden birine, birkaçına veya tamamına bu ilke kapsamında dayanabilmektedir. Diğer yandan, taleplerin yarışması hali ile taleplerin seçimlik olması hali birbirinden tamamen farklıdır. Taleplerin seçimlik olması halinde hak sahibine aynı vakıa bakımından öngörülen birbirinden farklı ve birden fazla yaptırımdan birini seçme imkanı tanınmaktadır. Taleplerin yarışması veya yığılması halinde ise bundan farklı olarak aynı vakıa bakımından ileri sürülen talepler birbiri ile seçimlik olarak sunulmayan ve birlikte ileri sürülebilen farklı hukuki sebeplere dayandırılmaktadır. Hakların yarışmasından bahsedebilmek için aynı talebin dayandırılan her bir sebep bakımından haklı görülmesi gerekeceği gibi bu hukuki sebepler arasında özel hüküm-genel hüküm ilişkisi de bulunmaması gerekir.Nitekim bu korumada özel hüküm-genel hüküm ilişkisi bulunmamaktadır. Taleplerin yarışması veya yığılması halinde aynı vakıa bakımından birbiriyle seçimlik nitelikte olmayan, birbirini dışlamayan, birlikte var olabilen farklı hukuki sebeplere dayanılarak talepte bulunulduğundan kümülatif koruma ilkesi gereğince taleplerin yarıştığının kabulü gerekir. Bu durumda, aynı vakıa bakımından ileri sürülen talepler birbirini dışlamayan, bir arada ileri sürülebilecek birden fazla hukuki sebebe dayandırılmaktadır. Fikri mülkiyet koruması, sahibine mutlak nitelikte tekelci yetkiler sağladığından mütecavizin fiilinden sorumlu tutulması bakımından herhangi bir sübjektif şart aranmayacak ve mütecavizin her türlü izinsiz kullanımı sorumluluğunu gerektirecekken haksız rekabet korumasında durum farklıdır. Yine fikri mülkiyet korumasının konusu bizatihi fikri ve sınai hakkın kendisi iken, haksız rekabet koruması dürüst ve bozulmamış rekabet ortamını sağlamayı amaç edinmektedir. Fikri mülkiyet koruması sadece ilgili hak sahibini koruduğundan hakkın ihlali halinde yalnızca hak sahibi dava açma hakkına sahip olacaktır. Ancak haksız rekabet koruması rakiplerin yanı sıra tüketicileri de koruduğundan hak ihlali halinde rakiplerin yanı sıra tüketiciler ve meslek örgütleri de dava açma hakkına sahip olacaktır. Özel kanunun genel kanunu bertaraf edebilmesi için hem konusunu eksiksiz düzenlemiş hem de genel kanundan daha kapsamlı ve üstün koruma sağlamış olması gerekir . Fikri mülkiyet korumasının haksız rekabet korumasını bertaraf edeceğinin kabulü halinde ise, tüketiciler ve mesleki örgütler fikri haklarda ortaya çıkan haksız rekabete karşı korunma imkanından mahrum kalacağından bu kabul yerinde olmayacaktır. Sayın çoğunluk gibi, Fikri mülkiyet korumasının haksız rekabet korumasını bertaraf ettiği kabul edilirse fikri mülkiyet korumasına dayalı olarak açılan davada koruma konusunun şartları taşımadığı gerekçesiyle özel kanun kapsamında kalmadığı sonucuna varılırsa dava genel nitelikteki haksız rekabet koruması ile desteklenemeyeceğinden tecavüz eylemi kanıtlanamamış olacaktır . Bu itibarla, haksız rekabete ilişkin genel hükümler fikri mülkiyet koruması yanında ikinci dereceden değil, doğrudan uygulama alanı bulmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir hususda, hak sahibinin birden fazla talebini aynı davada istemesi halinde davaların yığılması gündeme geleceğinden, ortada tek bir dava olmasına rağmen esasında talep sayısı kadar dava bulunmakta olup hakim her bir talep bakımından ayrı ayrı karar verecektir. Bu halde mahkemece her ne kadar talepler birlikte incelenecekse de, bu talepler birbirinden bağımsız taleplerdir. İşte işbu davayı diğer davalardan ayıran da bu dava türünün davacının talepleriyle değil, bu talepleri haklı gösterecek hukuki sebeplerle ilgili bir durum olmasıdır. Bu halde hak sahibi dilediği koruma modeline başvurarak zararının giderilmesini talep eder. Kümülatif koruma kapsamında davacının ihlal edilen hakkı için hem haksız rekabet korumasına hem de fikri hak korumasına birlikte başvurması halinde davacı ya fikri hak korumasına göre yada haksız rekabet korumasına göre tek bir tazminat alabilecektir. TBK m.60’a göre: “Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir.” Bu hükme göre davacı talebini hangi hukuki sebebe dayandırdığını belirttiyse hakim buna göre tazminata karar verir ancak belirtmediyse hakimin davacıyı zorlama yetkisi olmadığından hakim zararı en iyi giderim imkanı veren talep sebebine göre hüküm kurar. Zira tazminatın işlevi mütecavizin zararını karşılamak olup aynı haksız eylem birden fazla hukuk kuralını ihlal etse dahi oluşan zarar tektir. Sayın çoğunluk, SMK sonrası sınai hakların haksız rekabet hükümleriyle korunmayacağı yönündeki görüşünün temel dayanaklarından bir gerekçesi de, 6762 sayılı TTK.nun 57/5.maddesi ile 6102 sayılı yeni TTK.nun 55/1.a.4.maddesi arasındaki farklılığa dayandırmaktadır. Bu itibarla bu hususda incelenmelidir. 2012 yılında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin 54/1.a.4 hükmü ve gerekçesi, -henüz SMK kabul edilmeden önceki dönemde- fikrî mülkiyet haklarının bu hüküm kapsamında korunabilirliği hususunda tereddütlere neden olmuştur. Bu tereddüt, temelde hükmün 6762 sayılı eski TTK.nun 57/5.maddesine göre daha dar kapsamlı kaleme alınarak “mal, iş ürünü, faaliyet veya iş” ifadesinin tercih edilmesinden kaynaklanmıştır. Mülga 6762 sayılı TTK.nun 57/5.maddesi aynen” Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” hükmünü haiz iken 6102 sayılı yeni TTK.nun 55/1.a.4.maddesi aynen “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmünü haizdir. TTK m. 54/1.a.4 hükmüne ilişkin madde gerekçesi aynen şu şekildedir: “Bu bent karıştırılmayı, yani 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendinde kullanılan terimle iltibası düzenlemektedir. (4) numaralı alt bendin ilkeleri ve amacı, 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendi ile özdeş olmasına rağmen lafızda farklıdır. Ancak, bu değişiklik 6762 sayılı Kanundaki hükmün öğreti ve mahkeme kararlarındaki birikiminin feda edilmesi, uygulanamaz kabul edilmesi anlamını taşımamaktadır. Çünkü, karıştırılma (iltibas) kavramı, pozitif hukuklar üstü anlamı ve işlevi ile varlığını sürdürmektedir. MarkKHK "iltibas" yerine "karıştırılma"yı kullandığı ve bu terim öğreti ve içtihatlarda yerleşmeye başladığı için, burada da aynı terim tercih edilmiştir. Bu sebeple bentte basit ancak kapsamı geniş bir ifadeye yer verilmiştir. "Karıştırılma", yanıltmayı, kandırmayı, yanlış algılattırmayı da kapsar. Hüküm, karıştırılmayı dış görünüş (tanıtım, takdim-görsellik) ve duyuruş (ses yönünden benzerlik) bağlamında düzenler. İç benzerlikten doğan karıştırılma (meselâ elektrik devrenin veya yarı iletken topografyasının benzerliği) hükmün kapsamı dışındadır. İç benzerlik "karıştırılma" kavramı ile tanımlanmaz. Dış görünüm koruması, takdim, şekil, tasarım ve donanım korumasıdır. Karıştırılma nesnel değerlendirmeyi gerektirir. 6762 sayılı Kanun hükmü, başkasının "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" cümle parçasına yer vermiştir. Oysa, anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşulu, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani ....'da, ....'da, ....'da ve unvanla ilgili olarak TK'da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikrî mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden de gerekli görülemez.” şeklindeki ifadeden, esasen hâlihazırda kümülatif koruma ilkesinin geçerli olduğu, ancak bu ilkenin varlığının da belirtilen cümle parçalarının maddede yer almalarını gerektirmediği anlamı çıkmaktadır. Dolayısıyla, gerekçedeki ifadelerin kümülatif uygulama ilkesini destekler şekilde anlaşılması ve TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesinin, fikrȋ mülkiyet mevzuatının yanında, ondan bağımsız olarak uygulanabileceğinin kabulü gerekir. Şu hususun özellikle belirtilmesi gerekir: özel hukuki düzenlemelerin korudukları konu ile haksız rekabetin koruduğu konu farklıdır. Şöyle ki, bir markanın taklit edilmesi marka hakkına zarar verebileceği gibi haksız rekabete de yol açmaktadır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere ayırtedici işaretlerin ayrı ayrı sayılmamış olması, fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerle haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez. (....) Haksız rekabet koruması fikri haklar korumasını tamamlayan bir konumda olmayıp bağımsız ve kendi kurallarını takip eden bir koruma olduğundan haksız rekabet kaynaklı talepler fikri haklar korumasından bağımsız olarak ileri sürülür. O halde korumanın şartları mevcut olduğu halde haksız rekabet hükümleri fikri mülkiyet hukukuna ilişkin hükümler yanında doğrudan ve birinci dereceden uygulama alanı bulur (....) TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesi, mehaz İsviçre hukukundan aynen aktarılan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaya ilişkin TTK m. 55/1.a.4’tür. Bu hükümle, ürünlerin kaynağı konusunda tüketicinin kafasını karıştırma ihtimali olan fiillerin engellenmesi, piyasada açıklık ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmakta, bu suretle rakiplerin yanı sıra tüketicilerin ve toplumun da menfaatleri korunmaktadır. Piyasada oluşması muhtemel karışıklığın engellenmesi, rekabetten beklenen işlevlerin sağlanması açısından da önem taşımaktadır. Öte yandan ... hukukunda da kümülatif koruma ilkesi açıkça kabul edilmiştir. .... ve ....‟ndaki düzenlemelerde tasarımların marka, patent, faydalı model gibi Topluluğun fikri mülkiyet mevzuatı ile korunmasının üye ülke hukuklarındaki fikri mülkiyet mevzuatına göre ayrıca korunmalarına engel olmayacağı belirtilmiştir. Ancak, kümülatif olarak koruma üye ülke mevzuatlarına bırakılmış olup, ilkenin nasıl uygulanacağı gösterilmemiştir. Sınai Mülkiyet Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri incelendiğinde, Sınai mülkiyet haklarının kanunla düzenlenme ihtiyacı yanında, uluslararası sözleşmeler ve ... mevzuatıyla uyumun arttırılması ve daha nitelikli ve etkin işleyen çağdaş bir sınai mülkiyet sistemine geçişin sağlanması için mevcut sistemin revize edilmesi gereğinin ortaya çıktığı, bu çerçevede marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model haklarına ilişkin önemli yenilikler getiren düzenlemelerin yapıldığı, mevcut sistemde yer almayan geleneksel ürün adı korumasının sisteme dahil edildiği ve düzenlemelerde ....(...., .... sözleşmesi, yeni .... sayılı .... sayılı .... kanunu anlaşmasına (....) uygun olarak kanunun hazırlandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla kümülatif koruma ... müktesabına da uygundur. Sonuç olarak; Dairenin hiç değişikliğe uğramadan süre gelen görüşünde bir değişiklik yapılmasını gerektirecek hukuki bir değişiklik bulunmadığından kümülatif korumanın uygulanması gerektiği kanaatiyle kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayız. " şeklinde karar verilerek dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir. DİRENME GEREKÇESİ; Mahkememizin 22/03/2021 tarih ve .... sayı ile "Tasarım Tecavüzü açısından; Davacı tarafa ait ... tescil sayılı tasarım konusu ürünün davalı firmaya ait ... adlı internet sitesinde satışa sunulduğundan bahisle tasarım tecavüzü iddia edilmiş ise de; sonucu aynen benimsenen bilirkişi heyetinin 24/12/2020 tarihli İLAVE EK raporunda izah edildiği üzere " ... D. İş dosyasında ... numaralı tasarım olarak verilen görselin, aslında tasarım tescilinde yer alan görsel olmadığı; davacının internet sitesinde de yer alan ... adlı davacı ürününe ait görseller olduğu fark edilmiştir. Nitekim tasarım tescil görselleri ile tasarımın uygulandığı ürün olduğu belirtilen ürün görselleri birbirinden farklıdır. Görseller incelendiğinde, ... D. İş dosyasında değerlendirilen görselin ... numaralı tasarım ile örtüşmediği görülmektedir. Kök raporda belirtilmiş olan görüşler de dolayısıyla ... numaralı tasarıma değil, ... adlı ürüne yönelik olmuştur. Oysa ki tasarım hakkına tecavüzde, tasarım tescilinde yer alan görsel önemli olmaktadır. Ürünler arasındaki benzerlikle ilgili olarak görüşlerimiz aynen devam etmektedir. Ancak bu konu tasarım hakkına tecavüze değil ancak Haksız Rekabet hükümlerine konu olabilecek bir durumdur; Tasarıma tecavüzden bahsedebilmek için, tasarımların yarattıkları genel izlenimlerin benzer olması gerekmektedir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında, davalıya ait ürünün, davacıya ait ... numaralı tasarımdan esinlenmiş olabileceği; ancak bir tecavüzden bahsedebilecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı görüşüne varılmaktadır. Davalıya ait olan ve ... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... adlı ürün ile genel izlenimler itibariyle benzerlik gösterdiği; - Ancak, davalıya ait olan ve ... D. İş dosyası ile tespit edilen ürünün, davacıya ait ... numaralı tasarıma tecavüz eder nitelikte bir benzerlikte olmadığı " görüşü benimsenerek davacı tarafa ait ... tescil sayılı tasarım konusu ürünün davalı firmaya ait ... adlı internet sitesinde satışa sunulduğu kanıtlanmadığından Tasarım hakkına yönelik tecavüz açısından açılan davanın ise reddine karar vermek gerekmiştir. Haksız Rekabet açısından; Sonucu aynen benimsenen bilirkişi heyetinin 24/12/2020 tarihli İLAVE EK raporunda izah edildiği üzere " .... D. İş dosyasında ... numaralı tasarım olarak verilen görselin, aslında tasarım tescilinde yer alan görsel olmadığı; davacının internet sitesinde de yer alan ... adlı davacı ürününe ait görseller olduğu fark edilmiştir. Nitekim tasarım tescil görselleri ile tasarımın uygulandığı ürün olduğu belirtilen ürün görselleri birbirinden farklıdır. Görseller incelendiğinde, ... D. İş dosyasında değerlendirilen görselin ... numaralı tasarım ile örtüşmediği görülmektedir. Kök raporda belirtilmiş olan görüşler de dolayısıyla ... numaralı tasarıma değil, ... adlı ürüne yönelik olmuştur. Oysa ki tasarım hakkına tecavüzde, tasarım tescilinde yer alan görsel önemli olmaktadır. Ürünler arasındaki benzerlikle ilgili olarak görüşlerimiz aynen devam etmektedir. Ancak bu konu tasarım hakkına tecavüze değil ancak Haksız Rekabet hükümlerine konu olabilecek bir durumdur; " görüşü benimsenerek ... D. İş dosyasında tespit edilen görsel ürünün ... numaralı tasarım konusu ürün olmadığı, davacının internet sitesinde de yer alan ... adlı davacı ürününe ait görseller olduğundan tasarım tecavüzü değil TTK 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen Haksız Rekabet oluşturan eylem olduğundan davalı eyleminin Haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile bu eylemlerinin önlenmesine, Davacı tarafça talep edilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500.00 TL maddi tazminatın ( davacı tarafca tazminat açısından lisans bedeli seçeneği tercih edilmiş olup buna yönelik tazminat hesaplanamamakla beraber davalı tarafca satışa sunulan koltuk ürünü ile davacıya ait internet sitesinde daha önce satışa sunulan ... adlı ürünle benzerliği nedeniyle bu koltuk ürünün değeri esas alınıp uğranılabilecek zarar 500 TL üzerinde olabileceğine kanaat getirilip taleple de bağlı olunurak bu miktara hükmedilmiş) dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Davacı tarafça talep edilen manevi tazminattan takdiren 15.000 TL manevi tazminatın delil tespitine konu olan raporun sunulduğu 13/09/2018 tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine, ( manevi tazminat oranı tespitinde her iki tarafın aynı sektörde yer almaları, davacının bu ürünlerden dolayı uğrayabileceği müşteri azalmasının kendisinde yaratabileceği olumsuz etkileri gibi unsurlar dikkate alınarak takdiren tayin edilmiştir.) Bilirkişi heyetinin İLAVE EK RAPORU görsel ürün karşılaştırması da yaparak , aynı heyetin kök ve ek raporlardaki , D.iş dosyasına rapor sunan bilirkişinin yanlış tespitlerini ortadan kaldırdığından ( nitekim bu husus " ... D. İş dosyasında değerlendirilen görselin ... numaralı tasarım ile örtüşmediği görülmektedir. Kök raporda belirtilmiş olan görüşler de dolayısıyla ... numaralı tasarıma değil, ... adlı ürüne yönelik olmuştur." şeklinde de izah edildiğinden ) ilave ek rapor diğerlerine üstün tutulmuştur. " şeklinde gerekçe ile önceki kararda aynen direnilerek ; "1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davalı taraf eyleminin HAKSIZ REKABET oluşturduğunun TESPİTİ ile bu eylemlerinin ÖNLENMESİNE, 3-Tasarım hakkına yönelik tecavüz açısından açılan davanın ise REDDİNE, 4-Davacı tarafça talep edilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500.00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça talep edilen manevi tazminattan takdiren 15.000 TL manevi tazminatın delil tespitine konu olan raporun sunulduğu 13/09/2018 tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise REDDİNE, 6-Kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalı taraftan tahsiline, " şeklinde şeklinde karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Mahkememizin 22/03/2021 tarih ve .... sayılı önceki kararda AYNEN DİRENİLMESİNE, 2-Davanın KISMEN KABULÜNE, 3-Davalı taraf eyleminin HAKSIZ REKABET oluşturduğunun TESPİTİ ile bu eylemlerinin ÖNLENMESİNE, 4-Tasarım hakkına yönelik tecavüz açısından açılan davanın ise REDDİNE, 5-Davacı tarafça talep edilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500.00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça talep edilen manevi tazminattan takdiren 15.000 TL manevi tazminatın delil tespitine konu olan raporun sunulduğu 13/09/2018 tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise REDDİNE, 7-Kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalı taraftan tahsiline, 8-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.058,80 TL maktu karar harcından peşin alınan 862,42 TL'nin düşümü ile bakiye 196,38 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 9-AAÜT uyarınca tazminat dışındaki maddi istemler yönünden 40.000 TL vekalet ücreti, maddi tazminat yönünden 500,00 TL vekalet ücreti, manevi tazminat yönünden 15.000 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 55.500 TL' nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 10-AAÜT uyarınca reddedilen tazminat dışındaki maddi istem yönünden 40.000 TL vekalet ücreti ile manevi tazminat yönünden 15.000 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 11-Davacının yaptığı (1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 249,30 TL tebligat gideri) ile mahkememizin ... Değişik iş dosyasında yapılan 756,20 TL olmak üzere toplam 3.591,92 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 2.729,50 TL ile 862,42 TL ilk harç masrafının toplam 3.591,92 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 12-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının taraflara iadesine, Dair verilen karar davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, 6100 Sayılı HMK'nın Geçici 3/2 madde yollaması ile, HUMK 427 vd.m. uyarınca, tebliğden itibaren 15 günlük yasal süre içinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/06/2025

Katip .... E-imza

Hakim .... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/146, K. 2025/241, T. 23.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-146-e-2025-241-k-78de26c05ce3