Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1032 E. 2026/3909 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1032
Karar No
2026/3909
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2310 E., 2024/2720 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/36 E., 2024/25 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 03... parsel sayılı 28.075,69 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 03.01.1963 tarihli ve 1343 sıra numaralı Hazine tapusuna dayalı olarak tarla vasfıyla; 2 03... parsel sayılı 119.280,24 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 03... ve 109 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların adına tescili talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu 2 03... parsel sayılı taşınmaz yönünden, dosyada mevcut hava fotoğrafları, bilirkişi raporları, mahalli bilirkişisi beyanları, keşifteki Mahkeme gözlemi ve cevabi yazılar ve diğer bilgi ve belgeler hep birlikte dikkate alındığında dava konusu taşınmazın, Hazinenin 03.01.1963 tarihli ve 13 43... sıra numaralı tapu kaytları kapsamında kaldığının sabit olduğu, bu itibarla davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi koşullarının oluşması gerektiği, bilirkişisi kurul raporuna göre dava konusu taşınmazı gösteren en eski tarihli hava fotoğrafı olan 1955 yılına ait hava fotoğrafında, zeminde (B) parçasının ham işlenmemiş hali arazi olduğu, (A) parçasının ise sürülüp işlenerek imar-ihya yapıldığı ve zirai faaliyet olduğunun belirtildiği ve gerek 2017 tarihli keşifte dinlenen 1948 doğumlu mahalli bilirkişisi tarafından gerekse de 13.10.2022 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerce 1955-1965 yıllarından 1990'lı yıllara kadar dava konusu 108 parsel sayılı taşınmazı davacı ...'ın babası ...'ın buğday, arpa ekip biçerek kullandığını, vefatından sonra dava konusu taşınmazı ...'ın günümüze kadar kullanmaya devam ettiğini, 1950 yılından önce de ...'ın kullandığını büyüklerinden duyduklarını beyan etmiş iseler de, keşifte dinlenen olabildiğince en yaşlı mahalli bilirkişilerin 3402 sayılı Kadastro Kanun'u (3402 sayılı Kanun) 46/1. maddesi uyarınca tapunun oluştuğu 1963 yılından geriye doğru 20 yıllık süreci bilebilecek yaşta olmadıkları, duyuma dayalı beyanlara itibar edilmesinin mümkün olmadığı (benzer yönde Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 03.10.2022 tarihli 2022/1561 Esas ve 2022/1617 Karar sayılı ilamı), hava fotoğraflarının da en erken 1955 yılına ait olduğu, 1955 tarihli hava fotoğraflarında da dava konusu taşınmazın kısmen imar-ihya edilip zirai faaliyette kullanıldığının, kısmen ise hali arazi olduğunun belirlendiği, kaldı ki 19 81... tarihli hava fotoğrafları ile tespit gününden sonraki tarihi gösterir 2010 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu 108 parsel sayılı taşınmazın farklı bölümlerinde sürüm izine rastlandığı, istikrarlı şekilde bir kullanım olmadığı, kullanılan taşınmaz bölümünün sınırlarının tespit gününden sonra dahi belirgin olmadığı, arazinin sürekli farklı bölümlerinin kullanıldığı, bu itibarla davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1, 14... . maddelerinde aranan koşulların oluşmadığı; dava konusu 2 03... parsel sayılı taşınmazın 20.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda (C) harfiyle gösterilen bölüm dışında kalan alan hakkında önceki tarihli karar ile davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından ret kararı istinaf edilmeyerek kesinleştiğinden dava konusu taşınmazın yalnızca (C) harfiyle gösterilen bölümü üzerinde araştırma ve inceleme yapıldığı, bilirkişisi kurul raporuna göre 19 55... tarihli hava fotoğraflarında (C) bölünün ham işlenmemiş hali arazi olduğu, 19 91... tarihli hava fotoğrafında ise dava konusu bölümün kısmi olarak sürülüp işlenerek imar-ihya yapıldığı, zirai faaliyetin olduğu, bu bölümün diğer kısımlarının ham işlenmemiş hali arazi olarak görülmekte olduğu, tespitin belgesizden ham toprak vasfıyla Hazine adına olduğu, yargılama sırasında taraflarca belgeye dayanılmadığı, hal böyle olunca tespit gününden geriye doğru davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesi koşullarının oluşması gerektiği, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmaz bölümünün 2010'lu yıllardan sonra kuru dere doldurulmak suretiyle davacı tarafından genişletildiğinin ve sürülmeye başlandığının beyan edildiği, mahalli bilirkişisi beyanları ile bilirkişi raporunun kısmen örtüştüğü, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığı, davacının davasını ispat edemediği" gerekçesiyle davanın reddine, 2 03... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 2 03... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmişir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriği, "toplanan deliller, Hazine tapusunun oluştuğu 1963 yılından geriye doğru 20 yıllık dönem için zilyetlik koşullarının duyuma dayalı beyanlarla ispatına imkan verilmesi ihtimali bakımından Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen 2003/356 Esas ve 2004/377 Karar sayılı dosyasında dava konusu 2 03... parselin büyük bir kısmına ilişkin (2649 komisyon parseli) daha yaşlı olması nedeniyle itibar edilmesi gereken mahalli bilirkişi beyanları ile o dosyada davacı vekilinin 2649 parselin maddi hata ile dava edildiğine dair beyanları, 2 03... parselin geri kalan (2675 komisyon parseli) kısmının kadastro tespitinden önceki 20 yıl itibari ile istikrarlı bir şekilde sınırları belirgin şekilde zilyet edilmemesi, dava konusu 2 03... parselin ise 1955 yılı hava fotoğraflarında ham işlenmemiş görüntüde olması değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmediği" gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yokluğunda keşif yapıldığını, dava konusu 2 03... parselin kendisine ait olduğunu, bilirkişi raporunda 98 parselin ... kullanımında olduğuna dair tespitin hatalı olduğunu, davaya konu parsellerinde kendilerine ait olmadığının tespiti ve bu tespitlerin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, keşif tarihinden çok kısa bir süre önce taşınmazlarda hafriyat çalışması yaptığını, bu nedenle bilirkişilerin taşınmazları ham toprak olarak nitelendirdiğini, bilirkişilerin dava konusu yeri karıştırdıklarını,tanıkların yönlendirildiğini, tüm köy halkının taşınmazların kendisinin olduğunu bildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun' un 46. Maddesi uyarınca, davalı Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1032, K. 2026/3909, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1032-e-2026-3909-k-9d4281bf92cb