Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6317 E. 2026/2725 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6317
Karar No
2026/2725
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1454 E., 2024/1052 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Anamur 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/284 E., 2022/57 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1....Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, 1 44... parsel sayılı 1.237,65 m² yüzölçümündeki taşınmazın, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 40 yıldır ... oğlu ... ...'un kullanımında olup 11 yıldır da ...kızı...'ın kullanımındadır" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazda kullanıcı olarak davalının tespit edildiğini, tespitin hukuka aykırı olduğunu, parsel üzerindeki yapının müvekkili tarafından yaptırıldığını, zirai faaliyetlerin de müvekkili tarafından oluşturulduğunu, eve ilişkin su ve elektrik aboneliğinin müvekkili adına olduğunu, zilyetliğinin 2006 yılında ... ve ...tan alındığını, 2009 yılında 70,00 m²sini yan taşınmaz maliki ... ve ... 'a yol olarak verdiğini, bunun karşılığı onlardan 600,00 m² yer aldığını belirterek, taşınmazın üzerindeki muhdesatla birlikte müvekkilinin zilyetliğinde olduğunun tespitine, kadastro kaydı oluşturulmasına, tapu kaydına zilyetlik şerhi verilmesine ve satın alma hakkının müvekkile ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı satın aldığını, daha önce davacının Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/415 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtığını ancak davasının reddedildiğini ve davacının kendi adına tapuda kayıtlı evine bilgisi dışında İmar Kanunu'ndan yararlanarak elektrik su aboneliği aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "Dosya kapsamındaki tüm belgeler ile rapor birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince 09.08.2021 tarihinde yapılan keşif ile davacının, davaya konu taşınmazı 2006 yılında satın aldığı tarihten itibaren fiilen kullandığı, bu hususun dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile sübuta erdiği, dava konusu taşınmazın halen Hazine adına kayıtlı olduğu, davacının kullanıcı tespitine itiraz davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde yer alan "11 yıldır da ...kızı...'ın kullanımındadır" şeklindeki şerhinin iptali ile yerine "Taşınmaz ... oğlu ...'in kullanımındadır" şerhinin tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "Dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulamasının yapıldığı, dava konusu taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak beyanlar hanesine davalının lehine kullanım şerhi düşüldüğü, davacının nizalı parselin uzun yıllar kendisince kullanıldığı ve üzerindeki binanın kendisi tarafından yaptırıldığını beyan ettiği, keşifte dinlenen tüm mahalli bilirkişiler ve tanıkların bu durumu doğruladığı, dava konusu taşınmazın davacının kullanım ve tasarrufunda bulunduğu" gerekçesiyle davalı ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda kullanıcı olarak kendisinin tespit edildiğini ve tespitin kesinleştiğini, keşifte dinlenen tanıkların kullanıcının kendisinin olduğunu beyan ettiğini ve kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6317, K. 2026/2725, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6317-e-2026-2725-k-cb45cfffb948