Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2683 E. 2026/2006 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2683
Karar No
2026/2006
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/324 E., 2024/306 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/549 E., 2021/233 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ........... ili ....... ilçesi ....... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 474 parsel sayılı 17.125,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 81... parsel numarasıyla 18.348,36 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ....... ili ...... ilçesi ....... Mahallesinde bulunan Hazineye ait tescil harici alanda azalma olduğunu, davalıya ait olan 1 81... eski 474 parsel numaralı taşınmazın tecviz sınırı dışında arttığını, bu artmanın Hazine aleyhine olduğunu ileri sürerek, Hazineye ait tescil harici taşınmazda azalmaya neden olan davalı 1 81... parsel ile azalmaya neden olduğu belirlenecek tüm taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "bilirkişi heyetince dosyaya sunulan raporda davaya konu taşınmazın yüzölçümünde 1.223,36 m² artış olmasının sebebinin kuzey sınırında yapılan sınırlandırma, ölçü ve hesaplama hatalarından kaynaklandığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi davalı taşınmazın güneyinde bulunan tescil harici alandan davalı 1 81... parsel lehine bir kazanım yapılmadığı, tapulama kadastro çalışmalarındaki sınırın pafta sınırına uyularak tespit yapıldığı, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi çalışmalarında kuzey sınırında yapılan hataların giderilmesinden dolayı alan farkının meydana geldiği belirtilmiş olduğundan, denetime elverişli bilirkişi raporu da nazara alınarak, davacının parselinde bir daralmanın fiilen olmadığı yalnızca eski kayıtlara dayanak davacılara ait taşınmazın alanına ilişkin m² tespitlerin hatalı olarak tespiti ile kayıt oluşturulduğu 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uygulaması ile taşınmazın gerçek m² sinin tespitinin yapıldığı ve bu tespitin gerçeği yansıttığı" gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "teknik bilirkişiler tarafından denetime elverişli olarak hazırlanan asıl rapor ve ek raporlarda; davalı taşınmazın güneyinde bulunan tescil harici alandan davalı 1 81... parsel lehine bir kazanım yapılmadığı, tapulama çalışmalarındaki pafta sınırına uyularak tespit yapıldığı, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi çalışmalarında kuzey sınırında yapılan hataların giderilmesinden dolayı alan farkının meydana geldiği, hava fotoğrafları ve güncel ortofoto haritalarında görüleceği üzere davalı parsel ve komşu parsellerin 1957 tarihinden beri aynı sınırlar altında kullanıldığı, dava konusu parselin alanında meydana gelen artışın sebebinin, parselin alanının kadastro çalışmalarında planimetreyle hesaplanmasından kaynaklandığı, kök raporlarında belirtilen kuzey sınırında yapılan sınırlandırma hatası denmesinin nedeninin, kuzey sınırında evveliyatından beri yol bulunmasına rağmen yolun paftada gösterilmediğini belirtmek için olduğu, kök raporlarında, parselin tüm sınırları itibarıyla doğru olarak değerlendirilip sınırlandırıldığından bahsedildiği, davalı taşınmazın güneyinde bulunan tescil harici alandan davalı 1 81... parsel lehine bir kazanım yapılmadığı, tapulama/kadastro çalışmalarındaki pafta sınırına uyularak tespitin yapıldığı, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi çalışmalarında kuzey sınırında yapılan hataların giderilmesinden dolayı alan farkının meydana geldiği kanaatine varıldığının bildirildiği anlaşıldığından, mahkemece verilen kararda usul ve kanuna bir aykırılık bulunmadığı" gerekçeleri ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna yapılan itirazların incelenmediğini, bilirkişi raporunda beyan edilen "sınırın tonç şeklinde olduğu ve devamında yol olduğu" tespitine ilişkin yolun ne ölçü krokisinde ne de kadastral paftasında bulunmadığını, yolun bulunduğu iddia ve beyan edilen yerde ise paftasında "taşlık" yazdığını, 1957 tarihli hava fotoğrafında ise var olduğu iddia edilen yolun görülmediğine yönelik itirazların değerlendirmediğini, ilk tesis kadastrosundaki ölçü krokisinde ve orijinal kadastro paftasında söz konusu sınırın tonç niteliğinde sabit sınır olduğunu belirten kesin bilginin olmadığını, mevcut tonç niteliğindeki sınırın ilk tesis kadastrosu sonrası ihya yoluyla oluşturulmuş olabileceği, dolayısıyla söz konusu sınırın sabit sınır yerine genişlemeye elverişli olduğundan değişebilir sınır olarak değerlendirilmesi ve orijinal pafta ve ölçü krokisindeki sınırlarına itibar edilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2683, K. 2026/2006, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2683-e-2026-2006-k-8d6e75969351