Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6184 E. 2025/6874 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6184
- Karar No
- 2025/6874
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2430 E., 2024/82 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Seydişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/148 E., 2023/131 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ...’ın mirasçıları olduğunu, muris ...'in 14.06.2012 yılında vefat ettiğini, müvekkillerinin murisinin 20.02.1977 tarihinde ...’den davaya konu taşınmazı satın aldığını, o dönem itibarıyla Karakaya mevki doğusu mera, batısı mera, kuzeyi mera ve baş karakaya taşı takiben yol ve çay güneyi mera olan yaklaşık 20 bin m²lik taşınmazı evveliyatı merhum molla ...'e ait tapulu bir taşınmaz olduğunu, bu şahıslardan mirasçılarına, sonrasında satış ile merhum ... ve vereselerine geçen taşınmazı davacıların murisinin haricen tarla satış senedi ile satın aldığını, taşınmazın zilyetliğinin devir ve teslimi ile satın alınmasından sonra 1998 yılına kadar bilfiil müvekkillerinin murisinin tarafından ekilip biçilen tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmazın daha sonrası mirasçıları tarafından kullanılmaya devam edildiğini, 27.04.1994 yılında yapılan Orman Kadastrosunda dava konusu taşınmazın orman olmadığı ve de davacıların murisine ait olduğunun tespit edildiğini, ancak daha sonra yapılan Kadastro çalışmaları ile ham toprak olarak nitelendirilen 18.815.48 m²lik taşınmazın 19.12.2019 tarihinde ... köyü 2 81... parsel ile davalı İdare adına tescilinin yapıldığını, yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin yapılan bu kadastro tespitine ilişkin ilanın müvekkillerinin yeniceköylü olması sebebi ile ilanın taşınmazın bulunduğu ... köyünde ilanını görmemeleri ve de bilme imkanları olmadığından 1 aylık süre içerisinde itiraz etme olanakları olmadığını, bu nedenle de kesinleşmeden sonradan haberdar olduklarını, belirtilen dava konusu taşınmazın müvekkillerinin murisine ait olduğu ve tarla vasfında olduğunu tüm köy halkınca bilinmekte olduğunu, davacıların ve öncesi murisleri ... ’ın malik sıfatıyla, iyiniyetle, çekişmesiz fasılasız 20 yıldan fazla süre zilyetliğinde bulunan taşınmazın satım alımından önceki dönemler ile birlikte (eklemeli) 50-60 yıllık malik sıfatı ile zilyetliklerinin bulunduğunu, kanunun aradığı koşulların gerçekleşmesine rağmen davalı İdare adına tespiti yapılarak kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazın Hazine ile ilgisi bulunmadığını, davacıların murisince ve sonrasında müvekkillerinin bir kısmınca tarla olarak kullanılan taşınmazın zilyet ve tasarruf edildiğini, her dönemde bu yere ilişkin olarak murislerince uzun yıllar boyu vergi ödemesinin yapıldığını, davaya konu taşınmazın Hazine adına tespit ve tescilinin hatalı olduğunun taraflarınca ispat edileceğini, yapılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi, tanık beyanları ile taşınmazın müvekkillerine ait olduğunun tespit edileceğini ileri sürerek, davalı adına tespit ve tescil edilen ... ilçesi ... köyü 2 81... parsel sayılı taşınmazın davalı İdare adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu ettiği ... ilçesi ... Mahallesi 2 81... parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, kadastro tespit tutanağında da açıkça belirtildiği üzere taşınmazın 766 sayılı Tapulama Kanunu'na (766 sayılı Kanun) göre yapılan çalışmada tescil harici alan olarak tespit edildiğini ve bu tespitin 22.03.1987 tarihinde kesinleştiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 7. maddesi uyarınca sınırlandırması yapılmış, vergi kaydı bulunmayan taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, ekonomik yarar sağlaması mümkün olan ancak zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğu tespit edilerek ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini ve tescilin bu hali ile kesinleştiğini, cevap dilekçesi ekinde sundukları ... Milli Emlak Şefliği tarafından tanzim edilen 16.06.2021 tarihli idari tahkikat tutanağı ve eki fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere, taşınmazda zilyetlikle kazanımın hukuken mümkün olmadığı gibi zilyetlikle kazanım şartlarının da davacıların şahsında oluşmadığını, ayrıca tahkikat tutanağında taşınmazın orman parselleri ile çevrili olduğunun tespit edildiğini, taşınmaza ilişkin orman incelemesi yapıldıktan sonraki beyan ve cevap haklarını saklı tuttuklarını, tutanakta yer aldığı üzere, dava konusu taşınmaz 1985 yılından önce yaklaşık 5 yıl kullanıldığını ve sonrasında terk edildiğini, bu hususun yine dilekçe ekinde sundukları eski tarihli uydu görüntüleri ile de sabit olduğunu, 2021 yılı Nisan ayında ise davacılardan ... tarafından ay çekirdeği ekilmek suretiyle kullanıldığının tespit edildiğini, bu hali ile Kanun'un aradığı nizasız, fasılasız kullanım şartının gerçekleşmediğini, ekte sundukları 2010-2013-2017 tarihli Google Earth görüntülerinde de taşınmaz üzerinde herhangi bir kullanımın olmadığının sabit olduğunu, tüm bu nedenlerle usulden ve esastan yoksun davanın reddine, karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zilyetlikten kazanım şartlarının davacılar lehine gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tanıklarının somut olaylara dayalı beyanları ve gerçeğin fotoğrafı olan hava fotoğrafı görüntülerine göre dava konusu taşınmazın kadastro tespit yılı olan 2019'dan geriye doğru 20 yıl ekonomik amacına uygun şekilde zilyet edilmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında tanık ifadelerine yer verildiğinden bahsedilmiş ise de zilyetlik süresinin hesaplamasında hava fotoğraflarından hareket edildiğini, oluşa ve gerçeğe uygun olmayan bilirkişi raporuna göre eksik incelemeyle hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tanık beyanları ve vergi kayıtları ve yine orman kadastrosundaki tespit edilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmediğini, hava fotoğraflarının yılın hangi döneminde çekildiğinin belli olmadığını, yılın dört mevsimi tarım yapılmadığı düşünüldüğünde hava fotoğraflarında renk farklarının olmasının aşikar olduğunu, hava fotoğraflarının tarım arazisi sürülmeden önce çekilme ihtimalinin de olduğunu, dosyada tarafına ibraz edilen vergi kayıtlarının yeterli irdelenmediğini, tanık ifadelerinden sadece bir kişinin beyanına odaklı kalınarak zilyetlik süresinin 20 yıl olmadığına ilişkin hatalı tespitte bulunulduğunu, 1994 yılında yapılan orman kadastrosunda taşınmazın ...’a ait olduğu tespit edildiği halde, sonrasında Hazine adına ikinci kadastro işlemi yapıldığını, tapulama işleminin usulsüz olduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.