Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6345 E. 2025/6869 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6345
- Karar No
- 2025/6869
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1005 E., 2024/1742 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/102 E., 2023/9 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a ve geçici 8. madde çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, taşınmazın tapusunun ve vergi kaydının bulunmadığını, ormanla sınırının bulunduğunu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının taşınmazı 20 yılı aşkın süredir nizasız fasılasız, malik sıfatı ile kullandığını, davanın soyut iddialara dayandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde tespit harici bırakılan yerlerin 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine göre kadastroya tabi tutulduğu, dava konusu 1 37... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla davalı adına tespit edildiği, dinlenen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişilerinin beyanlarıyla dava konusu yerin evvel maliklerinin davalının murisleri olduğu ve onlardan davalıya kaldığı, dava konusu taşınmaza 20 yılı aşkın süreyle davalı tarafından çekişmesiz aralıksız malik sıfatıyla tarımsal amaçlı zilyetlik edildiği, bilirkişi raporları ve mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşılmış, bu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı, davalılar adına zilyetliğe dayalı olarak tescil edilmiş yasal sınırı aşacak şekilde gayrimenkule rastlanılmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinin ve atıfla 14. maddesi ve devamında aranan koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine, kadastro güncelleme tutanağı gibi taşınmazın ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf tarafından başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın mülkiyetinin evveliyatından beri Hazine'ye ait olduğunu ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 2013/11 sayılı genelgesi uyarınca Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini, çelişkili ve hatalı tespit içeren bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine yapılan itiraz istemine ilişkindir. Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; dava konusu taşınmazın 1975 yılında kesinleşen 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapılan kadastro işlemleri sırasında tespit harici bırakıldığı, 1995 yılında kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanun'u (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılan orman kadastrosu işlemi sonucu orman kadastro sınırları dışında kaldığı, davacı Hazine'nin dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisap koşulları gerçekleşmediğinden bahisle tarla vasfı ile Hazine adına tescilini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar kadastro güncelleme işlemlerine yönelik davanın reddine karar verilmiş ise de dosyadaki mevcut hava fotoğrafları ve ... Genel Müdürlüğü parsel sorgulama sayfasında yapılan denetimde dava konusu taşınmazın kuzeydoğusunda bulunan orman ile aynı nitelikte olduğu gözlemlendiğinden ve ziraat bilirkişi tarafından taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu belirtilmesine rağmen orman bilirkişi raporunda taşınmazın orman muhafaza karakteri taşıdığı tespiti yapıldığından ziraat bilirkişi raporunun soyut ifadelerle çelişkili düzenlendiği kanaati ile dosya kapsamında yapılan araştırma ve inceleme yeterli görülmemiştir. Bu durumda; İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait 2021 tespit tarihinden geriye doğru 25 yıllık zaman dilimini kapsayan memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ile taraf tanıkları ve yerel bilirkişilerin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarını denetlemeye elverişli müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmelidir. 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun'u ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.