Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5621 E. 2026/2989 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5621
Karar No
2026/2989
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/378 E., 2024/473 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/177 E., 2021/347 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi ve davalı ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışması sonucunda, ...köyü çalışma alanında bulunan, 1 03... ve 21 parsel sayılı taşınmazlar, sırasıyla 2.582,66 m² ve 3.337,04 m² yüzölçümüyle fındık bahçesi vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Yörede, 3402 sayılı Kadastro Kanun'un (3402 sayılı Kanun) ek 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışması bulunmaktadır. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; ... köyünde 3402 sayılı Kanun uygulamalarına esas olmak üzere 134 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamalarının 27.01.1997 tarihinde ilan edilerek 28.02.1997 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 546,20 metrekarelik kısmı ile 1 03... sayılı parselin tamamının orman sınırları içeresinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalılar ..., ..., ..., ..., ... cevap dilekçelerinde; dava konusu yerlerin dedelerinden babalarına, babalarından da kendilerine kaldığını, taşınmazlar üzerinde yaklaşık 60-70 yaşlarında fındık ağaçlarının bulunduğunu, yıllarca zilyetliklerinde bulunan tapulu fındık bahçesi olduğunu ve ormanla ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. 2. Davalı ... AŞ. vekili cevap dilekçesinde; davaya konusu, taşınmazın tapu kaydında bulunan irtifak hakkının müvekkili teşekkül uhdesinde bulunan ... ...Hattına ait olduğunun kurumca tespit edildiğini, ilgili taşınmazın kamulaştırma yapıldığı tarihte orman vasfı taşımadığını, müvekkili teşekkülce kamulaştırmanın taşınmaz sahibiyle yapıldığını, dava sonucunda müvekkili teşekkülün mağdur edilmemesini, ayni haklarının korunmasını, müvekkili kurum lehine olan şerhlerin devamını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu parselin ormanlık alanlara dahil edilmesi halinde müvekkil kuruluşunun ayni hakkının gözetilmesi ile tesislerinin mevcut halinin hiçbir şekilde değiştirilmesine meydan verilmemesini ve kararda geçirilmesini talep ettiklerini, müvekkili kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğinden müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ettiklerini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın orman olarak tespitine dair kesinleşmiş bir orman kadastro çalışması bulunmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar, bilirkişisi raporunda kesinleşmiş orman kadastro sınırlarına uyulmadığı belirtilmiş ise, askıya çıkarak kesinleşmiş bir orman kadastrosu bulunmamaktadır. Esas itibariyle 28.02.1997 yılında kesinleştiği belirtilen orman değil arazi kadastrosudur. Arazi kadastrosunda fındık bahçesi vasfıyla kullanıcısı adına tespit edilen taşınmaz, tapuya bu çalışma esas alınarak tescil edilmiştir... Somut uyuşmazlıkta, 6831 sayılı Orman Kanunu madde 11 doğrultusunda yapılıp kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmamaktadır. Aynı şekilde Kadastro Kanunu madde 12'de taşınmazın niteliği ve uyuşmazlığın tarafları bakımından bir ayırım yapılmamıştır. Belirtilen tespitlere göre, dava konusu taşınmazlarla ilgili kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığı, arazi kadastro çalışmalarının üzerinden hak düşürücü nitelikte on yıllık dava açma süresinin geçtiği, uyuşmazlık konusu taşınmazın eylemli orman vasfında olmadığı, kapama fındık bahçesi olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkemesince yapılan keşif sonucunda dava konusu alanda arazi kadastrosunun 1997 tarihinde yapıldığından bahisle Kadastro Kanunu madde 12'de taşınmazın niteliği ve uyuşmazlığın tarafları bakımından bir ayırım yapılmadığı, bu nedenle hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiş ise de Mahkemesince davanın nitelendirilmesinde hata yapılmış olmakla somut uyuşmazlıkta 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı açıktır. Dava konusu uyuşmazlık Kadastro Kanunun 16. Maddesine dayalı taşınmazın orman vasfında olup olmadığına ilişkin olmakla ve söz konusu bölgede kesinleşmiş orman tahdit çalışması da bulunmadığından hak düşürücü süreden bahsedilemez. Dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanuna esas olmak üzere anılan Kanunun ek 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 26.12.1996 - 24.01.1997 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu vardır. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanun uygulamasına esas olmak üzere yapıldığından, kesinleşmiş bir orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmadığı gibi, arazi kadastro ekibi tarafından orman kadastro çalışmalarına uyulmadığından ikmal edilmiş bir orman kadastrosundan da söz edilemez. Bu durumda çekişmeli taşınmazın yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre öncesi itibariyle orman olup olmadığının belirlenmesi gerektiği gibi bu belirleme yapılırken ayrıca memleket haritalarının askeri amaçla üretilen hava fotoğrafları esas alınarak düzenlenip, boyanmakta ve bütünlemesinin yapıldığı, bazı yerlerde memleket haritalarının hatalı boyanabildiği, bu sebeple yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ile memleket haritalarının birlikte uygulanması, davaya konu taşınmazın anılan belgelerdeki konumlarının belirlenmesi, memleket haritasının hatalı boyandığının tespit edilmesi halinde taşınmazın hava fotoğrafındaki görünümüne itibar edilmesi gerekmektedir.(Emsal karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.10.20 13... /8557 Esas, 2013/9327 Karar sayılı ilamı) Bu durumda dava konusu taşınmazın yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre öncesi itibariyle orman olduğunun belirlenmesi halinde orman sayılan alanda kalan kesimlere yönelik davanın kabulüne karar verileceği kuşkusuzdur. Bu minvalde, Mahkemesince yapılan keşif sonucunda alınan orman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişilerce tanzim edilen kök ve ek raporlarda "...Davalı parseller ile ilgili yapılan arazi, haritalar. hava fotoğrafları ve dosya incelemeleri sonucunda dava konusu 1 03... parselin (A) (423,74 m²) ile gösterilen kısmının eski tarihli memleket haritasında (1959) orman sayılmayan alan içerisinde gösterildiği, 1982 tarihli memleket haritasında orman sayılmayan alan içerisinde gösterildiği, 1944 tarihli hava fotoğrafında çevresindeki ormanlık alanlar ile bütünlük oluşturmadığı tarım alanları formunda, orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığı, 1955 tarihli hava fotoğrafında çevresindeki ormanlık alanlar ile bütünlük oluşturmadığı tarım alanları formunda orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığı, 1966 tarihli hava fotoğrafında tarım alanları formunda orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığı, 1980 tarihli hava fotoğrafında açıklık tarım alanları formunda orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığı, dava konusu alanda 3116 sayılı Kanun'a göre orman tahdit çalışmasının olmadığı 4785 sayılı Kanun kapsamında devletleştirilen yerler kapsamında olmadığı, 56 53... sayılı Kanunlar kapsamlarında iadeye tabi yerlerden olmadığı, İlk defa orman kadastro çalışmalarının 1997 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanumı hükümlerine göre yapıldığı ancak arazi kadastrosu ekibinin orman kadastro komisyonunun tayin ve tespit ettiği orman sınırlarına dava konusu alanda uymadığı, dava konusu alanın ... nolu OS hatlarının sağında Yazladeresi III Devlet ormanı sınırları içinde sınırlandırıldığı, dava konusu 1 03... parselin (A) harfiyle gösterilen (423,74 m²) kısmının, kesinleşen orman kadastro haritasında orman sayılan alanlar içerisinde bırakıldığı ve hukuki süre içerisinde itiraz edilmediği, yürürlükteki 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre hukuki olarak orman sayılan yerlerden olduğu, dava konusu yerin maddi değerinin dava tarihi itibari ile 13.898,67 TL olduğu, dava konusu parselin 1 03... parselin (Al), (284,46 m²) ve (A2) (3.052,57 m²) ile gösterilen kısımları eski tarihli memleket haritasında (1959), (Al) ve (A2) harfleriyle gösterilen kısmı orman sayılan alanlar içerisinde görüldüğü,1982 tarihli memleket haritasında (A1) harfleriyle gösterilen kısmının tamamı, (A2) harfiyle gösterilen kısmının kuzeybatı kısmı orman sayılan alanlar içerisinde, (A2) harfiyle gösterilen kısmının geri kalan tarafı orman sayılmayan alan olarak görüldüğü, 1944 tarihli hava fotoğrafında (Al) ve (A2) harfiyle gösterilen kısmı orman sayılan alanlar içerisinde görüldüğü, 1955, 19 66... tarihli hava fotoğraflarında (Al) harfiyle gösterilen kısmının tamamı, (A2) harfiyle gösterilen kısmının kuzey ve kuzeybatı kısmı orman sayılan alanlar içerisinde (A2) harfiyle gösterilen kısmının geri kalan tarafı orman sayılmayan alan olarak görüldüğü, dava konusu alanda 3116 sayılı kanuna göre orman tahdit çalışmasının olmadığı 4785 sayılı kanun kapsamında devletleştirilen yerlerden olduğu, 56 53... sayılı Kanun kapsamlarında iadeye tabi yerlerden olmadığı, ilk defa orman kadastro çalışmalarının 1997 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapıldığı ancak arazi kadastrosu ekibinin orman kadastro komisyonunun tayin ve tespit ettiği orman sınırlarına dava konusu alanda uymadığı, dava konusu alanın (A2) harfiyle gösterilen kısmının ... nolu OS hatlarının sağında ....III Devlet ormanı sınırları içinde, (Al) harfiyle gösterilen kısmının ise aynı hattın solunda orman sayılman alanlar içerisinde sınırlandırıldığı, ancak dava konusu alanın (Al) ve (A2) harfleriyle gösterilen kısmının 1944 tarihli hava fotoğrafında orman sayılan yerlerden olması nedeni ile 4785 Sayılı Kanunun 1. maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu, dava konusu 1 03... numaralı parselin (A1) harfiyle gösterilen gösterilen kısmının orman kadastrosuna göre orman sınırları dışarısında gösterilmesine rağmen 1944, 1955, 1966, 1980 tarihli hava fotoğrafında ve 1959 tarihli memleket haritasında orman sayılan alan olarak görülmesinden dolayı 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sayılan yerlerden olduğu, Dava konusu 1 03... parselin (A2) harfiyle gösterilen (3.337,03 m²) kısmının Orman Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında kesinleşen orman kadastra haritalarında orman sayılan yerlerden olması, hukuki süre içerisinde itiraz edilmeden orman kadastrosunun kesinleşmesi, 1944 tarihli hava fotoğrafında ve 1959 tarihli memleket haritasında orman sayılan alan olarak görülmesinden dolayı yürürlükteki 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sayılan yerlerden olduğu, dolayısıyla dava konusu parselin tamamının 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılan verlerden olduğu, orman sayılan dava konusu parselin maddi değerinin dava tarihi itibari ile 101.645,93 TL olduğu, ek raporda özetle; dava konusu 1 03... parselin A ile gösterilen (423,74 m²) kısmı için 1944, 1955, 19 66... hava fotoğraflarında ayrıca 19 59... memleket haritalarında orman sayılmayan yer olarak görülmesi nedeniyle kök raporumuzda bu kısım için sehven yapılan orman sayılan yer vasfının orman sayılmayan yer olduğunun tespit edildiği ayrıca dava konusu 1 03... parselin (Al) + (A2) harfleriyle gösterilen gösterilen (3.337,03 m²) kısmı için de; 4785 sayılı Kanunu'nun 1. maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olmasının yanı sıra 1944, 19 55... hava fotoğraflarında ve 1959 memleket haritasında (Al) ve (A2) rumuzlu kısımların tamamının orman sayılan yerlerden olduğu harita, kroki, memleket ve hava fotoğrafları ile denetlenebilir şekilde işaretlenmiş ve bilgisayar ortamında çakıştırılması yapılmıştır. Alınan raporlar kapsamına göre dava konusu edilen 1 03... parselin orman sayılmayan alanda kaldığı, 1 03... parselin tamamının orman sayılan alanda kaldığı anlaşılmaktadır. Nitekim Dairemize gelen ... köyüne ilişkin benzer dava dosyalarından 103 adaya ilişkin davalardan; 1 03... parsel (ifrazla 1 03... , 61, 62, 63 olan alan), komşu 1 03... parsele ilişkin (A) harfiyle gösterilen kısım, 1 03... , 38 parsellerin orman vasfında olduğuna ilişkin kararları ile 1 03... parselin orman vasfında olmadığına ilişkin emsal kararlarımız gözetildiğinde denetlenen orman ve harita mühendisi bilirkişi raporları ve yukarıda anlatılan gerekçeler kapsamında, mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığı, çekişmeli 1 03... parsel sayılı taşınmazın dava konusu edilen kısmının 1944 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılmayan alan içinde kaldığı, 1 03... parsel sayılı taşınmazın ise tamamının orman sayılan alanda kalması ve orman sayılan yerlerden olduğu ..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 03... parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın reddine, 1 03... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davanın kabülü ile tüm takyidatlardan ari olarak Devlet ormanı vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmaza yönelik verilen kararının usul ve kanuna uygun olmadığını ve taşınmazın orman vasfında olduğunu belirterek, bu parsel yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak 1 03... parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen kabul kararının bozulmasını, aksi halde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 115. maddesi uyarınca Devlet ormanlarında da irtifak hakkı kurulması mümkün olduğundan, irtifak haklarının devamına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi ve davalı ... AŞ vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden...AŞ'den alınmasına, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5621, K. 2026/2989, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5621-e-2026-2989-k-7c267bf9c409