Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5514 E. 2026/1894 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5514
Karar No
2026/1894
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2093 E., 2024/1312 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/447 E., 2022/232 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ....... ili ....... ilçesi ......... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro çalışmaları sırasında 87 15... parsel sayılı 360,07 m² yüzölçümlü ve tarla vasıflı taşınmaz, Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/71 Esas sayılı dosyasında dava konusu olduğundan bahisle malik hanesi boş bırakılarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı ilçe belediyesi ve Hazine aleyhine imar-ihya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı olarak açılan tescil davasında, davanın kabulüne dair hükmün, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden görevsizlik kararı verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın gönderilmesine karar verilmiş ve kaldırma kararından sonra Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. 3. Asli müdahil Hazine vekili, taşınmaz hakkında kazanım koşulları oluşmadığından taşınmazın Hazine adına tescili talebiyle davaya katılmıştır. II. CEVAP Davalılar vekilleri ayrı ayrı sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Taşınmazın kadastro tutanağı ile aktarılan dava dosyasının birleştirilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesinin (kadastro) yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Eldeki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinden devrolan tescil davası olması ve dava konusu taşınmaz hakkında malik hanesi açık şekilde tutanak tanzim edilerek kadastro mahkemesine gönderilmesi nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince resen araştırma yapılarak gerçek hak sahibinin belirlenmesi gerekmektedir. Mahkememizce dosyada yeniden keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılmıştır. Keşifte dinlenilen beyanlarda, dava konusu taşınmazın yol olarak kullanılmadığı, davacı tarafından tarım yapılmak suretiyle, 19 72... yılından sonra ise ev ve bahçesine ağaç dikilmek suretiyle zilyetlik ettiğini beyan etmişlerdir. Bilirkişi heyet raporunda, dava konusu taşınmazın 1971 yılında imar-ihyanın tamamlandığı, tarım toprağı sıfatının oluştuğu, orman sınırları dışında kaldığı yönünde görüş bildirilmiştir. Her ne kadar yörede 1956 yılında yapılan tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazın bulunduğu alan "yol" belirtmesi yapılarak tapulama harici bırakılmış ise de terk edilmiş yollar zilyetlik şartları gerçekleştiği takdirde kazanılması mümkündür. Dosyada bulunan ve en eski hava fotoğrafı olan 1971 yılı hava fotoğrafının incelenmesinde dava konusu taşınmazın batısındaki yoldan taş duvar ile ayrıldığı ve taşınmazın yol olarak kullanılmadığı anlaşılmış ve keşifte dinlenilen beyanlar ile bilirkişi raporları arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu ......... ili .......... ilçesi ........... Mahallesi 87 15... parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından ve (Asliye Hukuk Mahkemesindeki) dava tarihi olan 2018 yılından önceki 20 yıldan fazla süre önce imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirildiği ve gerek davanın ilk açıldığı tarihten ve gerekse yargılama sırasında davanın dönüştüğü geçici 8. madde uyarınca yapılmış kadastro tespit tarihi olan 2020 yılından önceki 20 yıldan fazla süre boyunca önce davacının çekişmesiz ve aralıksız tarla vasfıyla kullanımlarında olduğu ve dolayısıyla 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde ve bu maddenin atfıyla aynı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen “imar ve ihya yoluyla taşınmaz mal kazanma koşullarını gerçekleştirdikleri ve (yapılan senetsizden zilyetliğe dayalı tescil araştırması sonucuna göre de) adına aynı çalışma alanı içerisinde senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tescil edilen taşınmaz toplamının 40... dönümlük sınırları aşmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne ve davacının mirasçıları adına tesciline karar vermek gerekmiştir. Müdahil Hazinenin davasının ise imar-ihya koşulları ... adına oluştuğundan reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle davacı ...'nın davasının kabulüne, asli müdahil Hazinenin davasının sübut bulmadığından reddine, 87 15... parsel sayılı taşınmazın hüküm yerinde gösterilen hisselerle ... mirasçıları adına tarla vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı-asli müdahil Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın (A) harfli 360.70 m²lik bölümü yönünden olmak üzere kısmen kabulüne karar verilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince ve Dairemiz geri çevirme kararıyla toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre; Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edilen taşınmazın, söz konusu dosyada keşfen belirlenen 387,76 m²lik yer olduğu; Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "davanın kısmen kabulü ile (A) harfiyle gösterilen 360,7 m²lik taşınmazın davacı adına tapuya tesciline" karar verildiği; bu kararın yalnızca davalı tarafça istinaf edildiği ve davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı; bu arada İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul kararı verilen (A) harfiyle 360,70 m²lik bölüm hakkında 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan tesis kadastrosu çalışması sonucunda 30.11.2020 tarihinde 360,07 m² yüzölçümüyle ve tarla niteliğiyle olmak üzere 87 15... parsel sayısıyla ve Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/71 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu belirtilerek malik sütunu boş bırakılarak kadastro tutanağı düzenlendiği; dolayısıyla genel Mahkemeden aktarılan davanın, yalnızca kısmen kabul kararı verilen ve bu kısım hakkında tutanak düzenlenen yere ilişkin olduğu; genel Mahkemede reddedilen kısmın ise tutanak dışında kaldığından Kadastro Mahkemesine aktarılmadığı; bu nedenle eldeki davada tam kabul kararı verilmesinin yerinde olduğu; genel Mahkeme aşamasında yapılan inceleme ve araştırma yetersiz olmakla birlikte, davanın aktarıldığı İlk Derece Mahkemesince eksiklikler giderilerek yeniden yapılan yargılama sırasında belirlendiği üzere dava konusu taşınmazın bulunduğu Döşemealtı ilçesi Yağcalar Mahallesinde 1956 yılında 5602 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapılmış olan tapulama çalışmalarında taşınmazın bulunduğu alanın yol olarak tapulama dışı bırakıldığı; 3116 sayılı Kanun'a göre 1942 yılında yapılarak 1943 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmaları sonucunda taşınmazın bulunduğu yerin orman tahdit hattı dışında köy yerleşim alanı içerisinde kaldığı; sonrasında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun uygulamasında yapılan fenni hata düzeltmelerinde de orman sayılmayan alanda kaldığı; 19 62... tarihli memleket haritalarında beyaz renkli fon üzerinde köy yerleşimini ifade eden simgeler bulunan alanda kaldığı; 2000 tarihli olanda yeşil renkli fonla ifade edilen, üzerinde köy yerleşimini ve yapraklı ağaçlara (meyve) ait simgelerin tarım alanları içerinde kaldığı; 2011 tarihli anenajman plan haritasında yerleşim ve tarım alanları olarak ayrılan alan içerisinde kaldığı; 1971 tarihli hava fotoğrafında 87 15... parsel (eski 317 nolu parsel) ile bir bütün halinde olduğu, komşu tapulu parsellerin sınırının belirgin olduğu, üzerinde bir adet yapraklı ağaç ve otsu bitkiler bulunduğu, komşu tapulu parsellerin sınırının belirgin olduğu, üzerinde bir adet yapraklı ağaç ve otsu bitkiler bulunduğu, batı yönünde köy içi yolu ile sınırlandığının görüldüğü; 1981 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın sınırlarının oluştuğu, içinde bir adet yapı görüldüğü, komşu tapulu parsellerin sınırının belirgin olduğu, üzerinde yapraklı ağaç (meyve) bulunduğu; 1992 tarihli hava fotoğrafında sınırlarının oluştuğu, üzerinde otsu ve çalımsı bitkiler ve yapraklı ağaçlar (meyve) bulunduğu, içinde yapı olduğu, ortasından patika yol geçtiği; 20 03... tarihli uydu görüntülerinde ve 2012 tarihli ortofoto görüntüsünde içerisinde çatılı iki adet yapı olduğu, doğu kısımda küçük bir alanda meyve ağaçlarının yetiştirildiği; 20 18... tarihli uydu görüntülerinde içerisinde bir adet çatılı bina bulunduğu; sonuç olarak 1971 yılı öncesinden üzerinde tarımsal üretim yapılan düz arazi görünümünde olduğu, 1992 yılına kadar tarla tarımı yapılarak tek yıllık mahsullerin üretimi yapılmış arazi özelliğinde olduğu, 1971 yılında sınırlarının oluştuğu ve emek ve sermaye harcanarak imar-ihyasının tamamlanmış tarım arazisi olduğu; dolayısıyla dava tarihine kadar davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının oluştuğu belirlenerek İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle davalı-asli müdahil Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı-asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu tespit edilen tapulama dışı bırakılan taşınmazların kadastrosunun yapılmasının amaçlandığını, taşınmaz hakkında düzenlenen bilirkişi raporunda "... tarım arazisi vasfında olduğu..." kanaatine ulaşıldığı görüşünün hükme esas alındığını, Yargıtay içtihatlarınca da ev ve benzeri tesisler yapılmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek, hayvan otlatmak, ağaç kesmek gibi faaliyetlerin imar-ihya olarak kabul edilemeyeceğini, taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında yol olarak tapulama harici bırakıldığını, bu nedenle zilyetlikle veya başka suretle iktisap edilemeyeceğini ve davacı yönünden zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı-asli müdahil Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5514, K. 2026/1894, T. 23.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5514-e-2026-1894-k-80705e37847c