Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4936 E. 2026/3198 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4936
- Karar No
- 2026/3198
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/47 E., 2024/48 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... ve davacılar ... ve arkadaşları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 774 parsel sayılı 5.766,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliyle 20 yılı aşkın bir süredir ... oğlu ...’in zilyetliğinde olduğu, adı geçenin 23.09.1988 tarihli 4.000 metrekare miktarlı vergi beyanı bulunduğu, taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/360 Esasına kayıtlı dosyasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/360 Esas sayılı dava dosyasında davacılar ... ve arkadaşları tarafından davalı sıfatıyla ... gösterilmek suretiyle, ... köyü ... mevkinde bulunan ve orman tahdit komisyonunca 65... numaralı orman tahdit noktalarından oluşan hat ile sınırlandırılan tahminen 3.000 metrekare yüzölçümündeki ... Tarlası olarak bilinen tarlanın kendilerine ait olduğunu, davalının bu yeri icar karşılığı kullanırken murisleri ...’in 1985 yılında ölümünden sonra bir daha icar vermediklerini ileri sürerek, davalının haksız el atması ve işgalinin önlenmesi, ödemediği 1.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle dava açmışlar.
..., ... ve paydaşları, parselin tapu kaydı ile kendilerine ait olduğu iddiasıyla katıldığı dava, Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.10.1990 gün ve 1982/48-385 sayılı kararıyla Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Orman İdaresi taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili; ... ve ... da taşınmazları ... ...’ten satın aldıkları 1/2'şer payla adlarına tescili iddiasıyla; ... ve ... (...) taşınmazların murislerine ait Şubat 1962 tarih ve 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, bir bölümü eski ... yeni adıyla ... köyü sınırları içinde 373 ilâ 633 parsel sayısıyla tesbit görmüşse de, ... çiftliği olarak geçen bölümünün ... köyü sınırları içinde kaldığı, tapudaki paydaşların ölümünden sonra davalı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı, kadastro tesbitinin iptali ve tapudaki payları oranında, tapu malikleri adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmışlar; daha sonra 28.09.2009 tarihli dilekçeyle davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... davalarından feragat etmiştir. Mahkemece, ... ve arkadaşlarının davalarının feragat nedeniyle reddine, diğer davaların da sübut bulmadığından reddine, dava konusu parselin tesbitteki gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davacılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.10.2012 tarihli, 2011/13925 Esas, 2012/11721 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece, dava konusu parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olduğu ve davalı yararına bu koşulların oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de, dava konusu parselin kadastro tesbit tutanağının malik hanesi açık bırakılmak suretiyle düzenlendiği, bu nedenle 3402 sayılı Yasa'nın 30/2 maddesinin uygulanması gereken davalardan olduğu, dava konusu parsel, üç yönden sınırlaması itirazsız kesinleşen devlet ormanı, bir yönden ise denize sınır olduğu halde, davacı tarafa davasını Hazine ve Orman İdaresine yönlendirmesi için imkân verilmediği, ayrıca adı geçen idari makamların davadan haberdar edilmediği ve kendilerine savunmalarını yapmaları için imkân tanınmadığı, öte yandan, dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı yönünde yapılan araştırmanın da yetersiz olduğu belirtilerek, öncelikle komşu parsellere ait kayıtlar ve en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları getirtilip - dava konusu parselin doğal ya da arkeolojik sit alanı içinde kalıp kalmadığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğünden sorulduktan sonra - ziraat, orman ve fen bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden inceleme yapılması, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının, bu belgeler de dikkate alınmak suretiyle yeniden incelenmesi ve oluşacak sonucu göre hüküm kurulması" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Hazine ve Orman İdaresi tarafından sunulan müdahale dilekçeleri ile taşınmazın orman vasfıyla tesciline karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar ... ve arkadaşlarının davalarına yönelik 1990/14 Esas, 2008/798 Karar sayılı hüküm kesinleştiğinden davaları yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, müdahil davacılar Orman İdaresi ve Hazinenin davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacılar ... ve arkadaşlarının davalarının reddine, Muğla ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan davaya konu 774 parsel sayılı taşınmazın 02.02.2015 havale tarihli orman ve haritacı bilirkişi raporuna ekli durum tespit krokisinde (A) harfiyle gösterilen bölümün aynı parsel numarası ve kadastro tespit tutanağındaki vasıfla davalı ... adına tespit ve tapuya tesciline, taşınmazın 1. derece doğal sit alanında kaldığının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, 774 parsel sayılı taşınmazın 02.02.2015 havale tarihli orman ve haritacı bilirkişi raporuna ekli durum tespit krokisinde (B) harfiyle gösterilen bölümün başka parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, taşınmazın 1. derece doğal sit alanında kaldığının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili ile katılan Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 25.05.2022 tarihli, 2021/7564 Esas, 2022/4973 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; Mahkemece, davaya konu taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümünün orman tahdit sınırları içinde kaldığı, (A) harfiyle gösterilen bölümünün ise 1967 tarihinde kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı, bu bölümün 1939, 1964, 19 72... tarihli hava fotoğraflarıyla memleket haritalarında zilyet edilen açık alan olarak gözüktüğü, bu durumun yapılan keşif alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu, iktisabı engelleyen hukuki, fiili ve taşınmaz vasfından kaynaklanan bir halin bulunmadığı, her ne kadar davacı ... ve arkadaşları davaya konu taşınmazın kendilerine ait olduğunu, davalının taşınmazda kiracılık ilişkisiyle zilyet bulunduğunu belirtmişlerse de, bu yönde inandırıcı delil ibraz edemedikleri gibi keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile de bu durumu ispat edemedikleri, davaya konu taşınmazın uzun zamandır, çekişmesiz aralıksız, malik sıfatıyla davalı ... zilyetliğinde bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmişse de, dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın üç yönünün orman ile bir yönünün ise denizle çevrili olduğu anlaşılmış olup, bu haliyle taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu,anılan kanun hükmündeki düzenlemeyle kanun koyucunun, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapattığı, diğer yandan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde "orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların" orman içi açıklık olduğu ve aynı Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağının öngörüldüğü,bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı, hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu taşınmazın, 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık vasfında olduğu gözetilerek katılan Hazine ve Orman İdaresinin davasının kabulüyle taşınmazın tamamının orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde (A) harfli kısmının davalı adına tescili yolunda hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacılar ... ve arkadaşlarının davalarına yönelik mahkememizce verilen 1990/14 Esas, 2008/798 Karar sayılı hüküm kesinleştiğinden davalarına yönelik yeniden karar verilmesine yer olmadığına, müdahil davacılar Orman İdaresi ve Hazinenin davalarının kabulüne, Muğla ili ... ilçesi ... köyü, ... Mevkiinde bulunan davaya konu 774 parsel sayılı taşınmazın 02.02.2015 havale tarihli orman ve haritacı bilirkişi raporuna ekli durum tespit krokisinde gösterilen bölümün tamamının (A+B) aynı parsel numarası ve orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, taşınmazın 1. derece doğal sit alanında kaldığının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... ... ve davacılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... ve davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalı ... ve davacı ... arkadaşlarından ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.