Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4393 E. 2026/3272 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4393
- Karar No
- 2026/3272
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/131 E., 2024/39 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sivas ili ... ilçesi ... Mahallesinde 2009 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 29... parsel sayılı taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup orman tahdidi görmediği açıklanarak, 1.705.044,27 m² yüzölçümü ve orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın uzun yıllardır müvekkilleri tarafından kullanıldığını ve zilyetlikle kazanma koşullarının müvekkilleri yararına oluştuğunu ileri sürerek, müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman olduğunu, tapu ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman vasfında olup zilyetlikle kazanılamayacağını, ayrıca Kadastro Mahkemesinin 2009/34 Esas sayılı dosyasında davalı olup henüz tutanağının kesinleşmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ ... Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.04.2019 tarihli ve 2019/1549 Esas, 2019/2727 Karar sayılı ilamıyla "...İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, ... Kadastro Mahkemesinin 2009/34 Esas ve 2014/42 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde dava konusu taşınmaza yönelik askı ilan süresi içerisinde dava dışı gerçek kişiler tarafından kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2014 tarihli kararının temyiz edilmeksizin 13.02.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 20.11.2011 tarihinde açıldığı, Kadastro Mahkemesinin görevinin kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içerisindeki itiraz ve davalar için söz konusu olduğu açıklanarak, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın tutanağının eldeki davanın açıldığı tarihte kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, dava tarihinde taşınmaza ilişkin kadastro tutanağının kesinleşmemiş olması halinde Kadastro Mahkemesinin görevli olacağının düşünülmesi..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; Mahkemenin görevsizliğine, usulünce talep halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayılı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca, fen bilirkişisi tarafından tanzim olunan 22.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporu ve ekindeki krokide (A), (B), (C1), (C3), (E2) ve (G) rumuzları ile gösterilen taşınmazların orman sayılmayan yerlerden oldukları ve davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişisi tarafından tanzim olunan 22.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporu ve ekindeki krokide (A) rumuzu ile gösterilen 3.816,47 m²lik kısmın dava konusu taşınmazdan ifraz edilerek ayrı parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya tesciline, (B) rumuzu ile gösterilen 7.218,34 m², (C1) rumuzu ile gösterilen 1.891,09 m², (C3) rumuzu ile gösterilen 2.451,35 m², (E2) rumuzu ile gösterilen 1.147,36 m² ve (G) rumuzu ile gösterilen 1.733,42 m²lik kısımların dava konusu taşınmazdan ifraz edilerek ayrı parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile davacı ... adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine ve kabul kararı verilen kısımların ifrazından sonra kalan kısmın kadastro tutanağındaki vasıf ve nitelikleri ile birlikte 1 29... parsel sayılı taşınmaz olarak tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, bu tür taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16 vd. maddelerine göre özel mülkiyete konu olamayacaklarını ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceklerini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup, yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasının talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 1. Davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin (A), (C3) ve (E2) rumuzları ile gösterilen taşınmaz kısımlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin (B) harfiyle gösterilen taşınmaz kısmına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; A) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. B) İlk Derece Mahkemesince her ne kadar 22.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporu ve ekindeki krokide 7.218,34 m² yüzölçümü ve (B) harfiyle gösterilen kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, hükme esas alınan ve fen bilirkişisi tarafından tanzim olunan 22.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda, kök raporda (B) harfiyle gösterilen 7.218,34 m² yüzölçümlü taşınmazın, orman mühendisi bilirkişisi raporunda (B-1) rumuzu ile gösterilen ve orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilen 7.153,04 m²lik kısım ile (B-2) rumuzu ile gösterilen ve orman sayılan yerlerden olduğu bildirilen 65,29 m²lik kısmın toplamından oluştuğunun bildirildiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince sadece orman mühendisi bilirkişisi raporunda ve fen bilirkişisi ek raporunda (B-1) rumuzu ile gösterilen ve orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilen 7.153,04 m²lik kısım yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına aykırı şekilde orman sayılan alanlar içerisinde kaldığı rapor edilen (B-2) rumuzu ile gösterilen taşınmaz kısmını da kapsar şekilde, (B) harfiyle gösterilen 7.218,34 m² yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3. Davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin (G) ve (C1) rumuzları ile gösterilen taşınmaz kısımlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Hükme esas alınan bilirkişi raporları ve eklerindeki krokiler uyarınca, (G) harfiyle gösterilen taşınmazın dört yönünün, 1 29... parsel sayılı Devlet ormanın dava konusu olmayan bölümleri ile (C1) harfiyle gösterilen taşınmazın dört yönünün ise 1 29... parsel sayılı Devlet Ormanın dava konusu olmayan bölümleri ve İlk Derece Mahkemesince orman sayılan yerlerden oldukları gerekçesi ile davanın reddine karar verilip davacılar vekilince temyiz konusu yapılmayarak orman nitelikleri kesinleşen (C2) ve (E1) rumuzları ile gösterilen taşınmazlar ile çevrili olduğu anlaşılmıştır. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde oldukları sonucuna varılmıştır. 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesindeki düzenlemeyle kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği'nin 14/s maddesinde; "orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların" orman içi açıklık olduğu ve aynı Yönetmeliğ'in 16/i maddesinde ise orman içi açıklıkların Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılması da hukuken mümkün değildir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dava konusu 1 29... parsel sayılı taşınmazın (G) ve (C1) rumuzları ile gösterilen kısımlarının 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık vasfında bulunduklarından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekilinin (A), (C3) ve (E2) rumuzları ile gösterilen taşınmaz kısımlarına ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2/A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekilinin (B) harfiyle gösterilen taşınmaz kısmına ilişkin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2/B) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile (B) harfiyle gösterilen taşınmaz kısmına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile (G) ve (C1) rumuzları ile gösterilen taşınmaz kısımlarına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.