Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4087 E. 2025/4528 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4087
- Karar No
- 2025/4528
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/128 E., 2022/11 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği ve müdahil davacı Hazine'nin davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesı kararı, asli müdahil Hazine vekili ve davalı ..... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 50 parsel sayılı 2.216,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ..... adına; 112 ada 190 parsel sayılı 1.027,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ..... ve müşterekleri adına ve 112 ada 193 parsel sayılı 902,37 metrekare yüzölçümündeki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ölü olduğu şerhi ile ..... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... köyü Tüzel Kişiliği ve diğerleri dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 50 parsel ile 112 ada 190 ve 193 parsel sayılı taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mera vasıflı yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların mera olarak olarak sınırlandırılmasını talep etmişler ve yargılama sırasında asli müdahil Hazine, aynı sebebe dayanarak davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle ; "... dava konusu 101 ada 50 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden sorulup saptanması, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgelerin yerinden getirtilmesi, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirliğinden sorulup saptanması, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanması, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılması, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmesi, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınması, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmesi, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazın bizzat mahkemece görülüp gözlenmesi, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğunun ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısının mukayese edilmesi, bu fiziksel olguların da keşif tutanağına geçirilmesi, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiğinin incelenmesi, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmesi, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırmasının yapılması, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, taşınmazın fotoğraflarının çektirilmesi,112 ada 190 ve 193 parsel sayılı taşınmazlar yönünden taraf teşkilinin sağlanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... 112 ada 190 ve 193 parsel sayılı taşınmazlara komşu dava konusu olmayan 191 parsel sayılı taşınmazın dayanağının mezkur taşınmazları kamu orta malı okumadığı gibi alınan beyanlardan ve bilirkişi raporlarından tespit malikleri lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğundan davaların reddi ile taşınmazların tespit gibi tesciline; 101 ada 50 parsel sayılı taşınmazın ise alınan beyanlar ve hava fotoğrafından komşu mera parseli 51 parselle bütünlük arz ettiği ..." gerekçesiyle davaların kabulü ile taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, asli müdahil Hazine vekili ve davalı ..... tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup asli müdahil Hazine vekili ve davalı .....'ın temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davalı .....'dan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.