Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3615 E. 2025/1650 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3615
Karar No
2025/1650
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1990/97 E., 2015/71 K. KARAR : Davanın reddine / davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, müdahiller ... ve ...'un davalarının reddine, davacı Orman İdaresi ve asli müdahil Hazinenin davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, asli müdahil Hazine vekili, davacı Orman İdaresi vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ...ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ..., asli müdahil ..., asli müdahil ... vekili ve asli müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. çalışma alanında bulunan 29 ada 1, 38 ada l, 40 ada 1 ve 41 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 532.853.00, 381.880.00, 265.160,00 ve 149.640,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydına dayanılarak ... ve müşterekleri adına tespit edilmiş; 36 ada 1 ve 3 parsel sayılı 31.429,00 ve 7.326,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise, iki ayrı tapu kaydı kapsamında bulunduğundan bahisle kadastro tutanaklarının malik haneleri açık bırakılarak tespit edildikten sonra Kadastro Komisyonunca, Orman İdaresinin taşınmazların kesinleşmiş orman tahdidi içerisinde kaldığına yönelik itirazlarının mahkemece değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

Davacı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi ... çalışma alanında bulunan 29 ada 1, 38 ada 1, 40 ada 1 ve 41 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kesinleşmiş orman tahdidi içerisinde kaldığını ve orman sayılanlardan olduğunu ileri sürerek, komisyon kararının iptali ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... çalışma alanında bulunan 29 ada 1, 36 ada 1, 36 ada 3 parsel, 38 ada 1, 40 ada 1 ve 41 ada 1 parsel sayılı taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkartılan arazi vasfında olduğunu ileri sürerek, taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Müdahil ... müdahale dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... çalışma alanında bulunan 41 ada 1 parsel taşınmazın bir bölümünün 14.12.1999 tarihli noter senedine dayalı olarak adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Müdahil ... müdahale dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... çalışma alanında bulunan 29 ada 1 parsel taşınmazın bir bölümünün 08.08.2009 tarihli satış senedine dayalı olarak adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Müdahil ... müdahale dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... çalışma alanında bulunan 29 ada 1 parsel taşınmazın bir bölümünün 05.03.2014 tarihli satış senedine dayalı olarak adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Müdahil ... müdahale dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... çalışma alanında bulunan 40 ada 1 parsel taşınmazın bir bölümünün 23.03.1987, 18.03.1996, 01.10.1999 ve 06.05.2002 tarihli satış senetlerine dayalı olarak adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Müdahil ... müdahale dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... çalışma alanında bulunan 38 ada 1 parsel taşınmazın bir bölümünün 30.03.2011 tarihli satış senedine dayalı olarak adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, dava dosyalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda; taraflar arasındaki uyuşmalığın, çekişme konusu taşınmazların tahdit içerinde kalıp kalmadığına ilişkin olduğu kabul edilerek, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporlar doğrultusunda, tahdit içerisinde kalan kısımlar yönünden asli müdahil Hazine ve davacı Orman İdaresinin davalarının kabulü ile bu bölümlerin orman vasfıyla tesciline, geri kalan kısımların tespit gibi tesciline, asli müdahil gereçek kişilerin davaları kadastro sonrası sebeplere dayandığından bu davalar yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, asli müdahil Hazine vekili, davacı Orman İdaresi vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ...ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ..., asli müdahil ..., asli müdahil ... vekili ve asli müdahil ... tarafından temyiz edilmiştir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede, 3116 sayılı Orman Kanuna göre yapılıp 1948 yılında kesinleşen orman tahdidi ve yargılama sırasında 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un hükümlerine göre yapılıp 15.09.1989 tarihinde ilân edilen 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması mevcuttur.

1. Hükmü temyiz eden davacı Orman İdaresi vekilinin, 25.11.2016 tarihli dilekçesine ekli bila tarihli ve 17073154-641.03.01/E.2523227 sayılı Orman Genel Müdürlüğü yazı içeriğine göre, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11 inci maddesi hükmü gereğince yetkili makamdan izin alınmak suretiyle kanun yollarına müracattan vazgeçtiği anlaşılmış olduğundan, davacı Orman İdaresinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen mahkemenin görevsizliğine dair karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ... vekili, asli müdahil ..., asli müdahil ..., asli müdahil ... vekili ve müdahil ...'in temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş ve görevsizlik kararının onanmasına karar verilmiştir.

3. Dava konusu 29 ada 1, 38 ada 1, 40 ada 1 ve 41 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ...ve arkadaşları vekili, davalı ... vekilinin tüm, asli müdahil Hazine vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b) İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporları doğrultusunda 29 ada 1, 38 ada 1, 40 ada 1 ve 41 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tahdit içerisinde kalan kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; eldeki dava, kesinleşen orman tahdidine dayalı kadastro tespitine itiraz davası olup yargılama sırasında taşınmazların orman tahdidi içerisinde kalan kısımlarının tamamının, 3302 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uygulaması uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve söz konusu bu çalışmanın eldeki dava nedeniyle davalı hale geldiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, yargılama devam ederken davacı Orman İdaresinin, dava konusu taşınmaz bölümlerinin 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması neticesinde Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesiyle, davanın Hazineye ihbarı ile davadan vazgeçilmesini talep ettiği, bilahare temyizden feragat dilekçesinde de taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunu tekraren ifade ettiği, asli müdahil Hazine vekilinin de 04.07.1991 tarihli dilekçesiyle, dava konusu taşınmaz bölümlerinin orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmakta olup, bu durum karşısında, orman tahdidi (sınırları) içerisinde kalmakta iken bilahare eldeki davanın yargılaması sırasında orman sınırları dışına çıkarılan taşınmaz bölümlerinin 2/B vasfında oldukları hususunda, davacı Orman İdaresi ile asli müdahil Hazine arasında her hangi bir ihtilafın bulunmadığının kabulü gerekmektedir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılan alan içerisinde kaldığı anlaşılan taşınmaz bölümlerinin orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, aynı taşınmaz bölümlerine ilişkin olarak orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildikten sonra infazda çelişki oluşturacak şekilde tespit gibi tescil kararı verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

4. Dava konusu 36 ada 1 ve 3 parsel taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; eldeki dava, aynı kuvvet ve mahiyetteki belgelerin (iki ayrı tapu kaydının) uygulanmasında sonuca varılamaması nedeniyle, 3402 sayılı Kanun' un 10/son maddesi uyarınca kadastro komisyonundan Kadastro Mahkemesine devredilen kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, anılan Kanun'un 30/2' nci maddesi gereğince gerçek hak sahibinin re'sen belirlenebilmesi için tespit tutanaklarının edinme sebebi sütununda adı geçen kişilerin davaya dahil edilmesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27/3'üncü maddesi uyarınca askı ilanının yapılması gerektiği halde İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözden kaçırılmıştır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysa ki, bir davada taraf teşkilinin sağlanması, kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olduğundan, taraf teşkili ve askı ilanına ilişkin eksikliklerin giderilmeden davanın esasına girilerek sonuçlandırılması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, yukarıda (3/b) bendinde açıklanan nedenlerle taşınmazların tahdit içerisinde kalan kısımlarının orman vasfıyla tesciline karar verilmesi de isabetsizdir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle husumet yaygınlaştırılarak 21.12.1955 ve 19.01.1956 tarihli komisyon kararlarında adı geçen ... köyünden ... ve arkadaşlarının davada taraf olarak yer almaları sağlanmalı ve 3402 sayılı Kanun'un 27/3 ncü maddesi uyarınca aynı Kanun' un 11 nci maddesinde yazılı şekle uygun olarak askı ilanları yaptırılmalı, bu suretle usul eksikliklerinin tamamlanmasından sonra, edinme sebebi hanesinde geçen tüm tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritasının onaylı suretleri getirtilmeli; ayrıca Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 1955 yılından 15 - 20 - 25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bulunan en eski hava fotoğrafları) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle harita genel müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı; tarafların aynı kadastro çalışma bölgesi içinde adlarına belgesizden tespit edilen yer bulunup bulunmadığı Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli; dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan, taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve ziraatçı bilirkişi kurulunun katılımıyla dava konusu taşınmazlar başında, taşınmazlar tek tek gezilmek ve mahkeme hakiminin her bir parselle ilişkin gözlemi ayrı ayrı tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı; yapılacak bu keşif sırasında, dayanak kayıtların hudutları tek tek okunmak ve yerel bilirkişilerden sorulmak suretiyle zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı ve yapılacak tapu uygulaması sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli, tapu kayıtlarının çakışması halinde eski tarihli ve doğru temele dayanan tapu kaydına değer verilmesi gerektiği düşünülmeli; taşınmazların tamamının ya da bir kısmının tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği gözetilerek tespit tarihinden geriye doğru 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki zilyetlikle kazanım şartları araştırılmalı ve bu kapsamda yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kimden kime ve nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, evveliyatları itibarıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadıkları, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse imar - ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibarıyla imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde hangi tarihte imar ihyaya başlandığını ve tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerilerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir denetime elverişli rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsü ve varsa üzerilerindeki ağaçların cinsini, sayısını, kapalılık oranını ve taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, taşınmazların evveliyatı itibarıyla imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar - ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar - ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş yakın plan ve panoramik fotoğraflarını içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, 01.09.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda 2/B orman arazisi olarak belirtilen kısımları gösterir, keşfi izlemeye ve bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli, varsa ağaçların cinslerine göre dağılım biçimini yansıtan ayrıntılı harita ve rapor düzenlemesi istenilmeli; bundan sonra 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan alan içerisinde kaldığı anlaşılan kısımların, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmeli, geriye kalan kısımlar yönünden iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre, belgesizden edinilebilecek taşınmaz sınırlamaları ve 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca taşınmazların malikini resen belirleme yükümlülüğünün bulunduğu dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan müdahil Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ...ve arkadaşları vekili, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle müdahil ... vekili, müdahil ..., müdahil ..., asli müdahil ... vekili ve müdahil ...'in temyiz itirazlarının reddi ile görevsizlik kararının ONANMASINA,

Yukarıda (3.a) nolu bentte açıklanan nedenlerle, çekişmeli 29 ada 1, 38 ada 1, 40 ada 1 ve 41 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelen, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ...ve arkadaşları vekili, davalı ... vekilinin tüm ve müdahil Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

Müdahil Hazine vekilinin çekişmeli 29 ada 1, 38 ada 1, 40 ada 1 ve 41 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının, yukarıda (3.b) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 4, 4-a, 5-a, 5-b, 8-a ve 9-a numaralı bentlerinde yer alan "orman vasfı ile Hazine adına tespit gibi tesciline" ifadelerinin ve 5-c, 5-d, 5-e, 5-f, 5-g, 5-h, 8-b, 8-c, 8-d, 8-e ve 9-b numaralı bentlerinde yer alan "orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline" ifadelerinin hüküm yerinden çıkarılarak yerlerine, "arsa vasfı ile Hazine tesciline ve taşınmaz 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır." ibaresinin yazılmasına ve hükmün, bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Müdahil Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ...ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekilinin çekişmeli 36 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının yukarıda (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca bu parseller yönünden BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/III-3 maddesi gereğince mahkemenin görevsizliğine ilişkin verilen onama kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulamayacağına, anılan Kanun' un 440/I maddesi gereğince diğer kararlar yönünden Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3615, K. 2025/1650, T. 03.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3615-e-2025-1650-k-0dab52fb0d22