Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8055 E. 2026/2790 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8055
- Karar No
- 2026/2790
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/187 Esas, 2025/160 Karar KARAR : Ret/Karar verilmesine yer olmadığına/Kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın davalı ... Bakanlığı ve ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı asıl davada bir kısım davacılar ile davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 15 35... parsel ile 29 77... parsel (yenileme ile ... Mahallesi 165 91... parsel ve 165 93... parsel) sayılı taşınmazların 24/320 pay sahibi maliki olduğunu, taşınmazlara imar planında yol, park, otopark, ortaokul, meslek lisesi ve belediye hizmet alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını belirterek taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 29 77... parsel (yenileme ile ... Mahallesi 165 93... parsel) sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalı ... Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların iştirak halinde paydaş olduklarını, tek başlarına dava açma haklarının bulunmadığını, dava konusu taşınmazlara müvekkili idare tarafından el atılmadığını, müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, salt imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zarara ilişkin açılan işbu davanın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğini, davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, talep edilen tazminat miktarının yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
2. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; salt imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zarara ilişkin açılan işbu davanın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğini, davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, aksi kabul edildiği takdirde müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
3. Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal süresi içinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazlara müvekkili idare tarafından el atılmadığını, müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların imar planında belirli alanlara ayrıldığını, ancak davacıların taşınmazdaki mülkiyete ilişkin hakları devam ettiğinden tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının söz konusu olmadığını, talep edilen tazminat miktarının yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2012/185 Esas, 2013/652 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazda fiilen el atılmayan kısımlara ilişkin davanın idari yargının görevine girdiği gerekçesiyle yargı yolu bakımından reddine, fiilen el atılan kısımlara ilişkin davalı ... Bakanlığı ve ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2012/185 Esas, 2013/652 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılardan ... Belediye Başkanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davalı ... tarafından el atılan taşınmazda davacıların payına düşen kısımlara ait tapu kaydının iptali ile belediye adına tesciline karar verilmesi gerekirken, bütün maliklerin payına ilişkin olarak yola terkine karar verilmesi, davada kamulaştırmasız el atma bedelinin tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah edilen bedele ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi, 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin yedinci ve onüçüncü fıkralarında getirilen düzenlemeler gereğince maktu harç yerine nispi harç alınmasına karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin düzeltilerek onama kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazda davalı ... tarafından el atılan kısımlarda davacıların paylarının iptali ile belediye adına tesciline karar verilmesi gerekirken, bütün maliklerin payına ilişkin olarak yola terkine karar verilmesi, dava konusu taşınmazın değeri dava tarihine göre belirlendiğinden ıslahla arttırılan bedele de dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerkirken, ıslah edilen bedele ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi, 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edildiğinden; 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda, mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması yönünde getirilen yasal düzenlemeye göre davacılar lehine nispi vekâlet ücreti yerine maktu vekâlet ücreti hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.10.2015 tarihli ve 2015/1457 Esas, 2015/1298 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazda fiilen el atılmayan kısımlara ilişkin davanın idari yargının görevine girdiği gerekçesiyle yargı yolu bakımından reddine, fiilen el atılan kısımlara ilişkin davalı ... Bakanlığı ve ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 23.10.2015 tarihli ve 2015/1457 Esas, 2015/1298 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazda davalı ... tarafından el konulan kısımlarda davacıların paylarının iptali ile belediye adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yola terkinine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin düzeltilerek onama kararına karşı süresi içinde davalı ... vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Dairemizce yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; davalı idare vekili tarafından sunulan tapu kaydına göre, dava konusu 29 77... parsel sayılı taşınmazın yargılama devam ederken 11.11.2015 tarihinde dava dışı ... İnşaat Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine devredildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın açılmasından sonra, dava konusunun davacı tarafından devredilecek olması halinde, devralmış olan kişinin, görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği ve davanın kaldığı yerden itibaren devam edeceği düzenlendiğinden, Mahkemece davacı sıfatıyla yeni maliki davaya ihbar edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, dava konusu taşınmazda davalı ... tarafından el konulan kısımlarda davacıların paylarının iptali ile belediye adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yola terkinine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.03.2019 tarihli ve 2018/306 Esas, 2019/108 Karar sayılı kararı ile asıl davada bozma kapsamı dışında kalan hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden davanın kabulüne, birleştirilen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 19.03.2019 tarihli ve 2018/306 Esas, 2019/108 sayılı kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davanın davacıları ile davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; asıl dava dosyasında davacıların 165 93... parsel sayılı taşınmazdaki paylarına düşen 24/320 hisseyi dava ettikleri, yargılama devam ederken ...’ün taşınmazın tamamını satın aldığı ve taşınmazda tam hisse ile malik olduğu, birleştirilen Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/98 Esas sayılı dosyasında da dava konusu taşınmazdaki dava edilmeyen 296/320 hissesine yönelik olarak kamulaştırmasız el atma davası açtığı anlaşılmakla; birleştirilen Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/98 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda değer biçme yöntemine uyulmadan, asıl dava tarihi olan 13.04.2012 itibarıyla tespit edilen bedelin birleştirilen dava tarihine endekslenmesi sonucu tespit edilen 430 TL/m² birim fiyat üzerinden hüküm kurulması doğru olmadığı gibi birleştirilen dava dosyasında alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmaza değerlendirme tarihi olan 25.02.2016 tarihi itibarıyla 670 TL/m² birim fiyat takdir edildiği de gözetildiğinde, Mahkemece dosya içerisinde bulunan iki raporda aynı taşınmaz için aynı değerlendirme tarihinde farklı metrekare birim bedeli belirlendiğinden bu husustaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının inandırıcı görülmediği, Mahkemece verilen ilk karar bozma ilamı ile ortadan kalktığından, davalılar Milli Eğitim Bakanlığı ile ... yönünden yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde, bozmadan önce verilen hükmün kesin olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile asıl davanın davalı ... Bakanlığı ve ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada bir kısım davacılar ile davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada bir kısım davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılardan Milli Eğitim Bakanlığı ve ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/5-662 Esas, 2010/651 Karar sayılı kararı üzerine 2012 yılında bu davayı açtıklarını, ancak Mahkemece yargılama esnasında ortaya çıkan Uyuşmazlık Mahkemesinin görevsizlik kararları dikkate alınarak kısmen ret kararı verildiğini, Mahkemelerin görüş değiştirmesi nedeniyle müvekkilleri aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava şartı olan fiili el atma unsurunun yeterince araştırılmaksızın fiilen el atılmayan kısımları da kapsar şekilde müvekkili idare aleyhine hüküm kurulduğunu, davanın açıldığı tarihte malik olan davacılardan ..., ... ve ...’nin ilk karara istinaden başlattıkları ilamlı icra kapsamında ilk kararla hükmedilen bedelin adı geçen kişilere ödendiğini, adı geçen kişilerden taşınmazı devralan ... İnşaat Turizm Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile ...’ün dava açma hakkının bulunmadığını, davanın derdestlik veya kesin hüküm sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde aynı taşınmaz için müvekkili idare tarafından ikinci kez bedel ödenmek zorunda kalınacağını, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, fiilen el atılmayan kısımlar için idare mahkemeleri görevli olduğundan görev yönünden davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6 ncı maddesi uyarınca maktu harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl davada bir kısım davacılar ile davalı ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Asıl davada davacılar ... vd. peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı ... Başkanlığından aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.