Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3915 E. 2026/2524 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3915
- Karar No
- 2026/2524
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/340 E., 2023/28 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... Kadastro Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Yörede 6831 sayılı Orman Kanun (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılan orman kadastrosu ile 1744 sayılı Kanun'un 2. madde uygulama çalışmaları 13.07.1977 tarihinde ilan edilmiştir. İtirazlar hakkında ise 23.12.1981 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması vardır. Arazi kadastrosu 1984 yılında yapılarak 1989 yılında kesinleştirilerek tapuya tescil edilmiştir. 2014 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanun (3402 sayılı Kanun) uyarınca 22/2-a uygulaması yapılmıştır. 30.06.2016 tarihinde ilan edilen evvelce sınırlaması yapılmış olan yerlerde aplikasyon ve tüm bu ormanlarda 2/B uygulaması mevcuttur. 2. Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; ... köyü ... mevkinde yapılan orman kadastro çalışmalarında, 11 51... O.S. noktaları dışında bırakılan tahmini 3.000 m²lik taşınmazın orman olduğunu ileri sürerek, taşınmazın orman sınırları içine alınmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Erdemli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.11.1987 tarihli ve 1982/282 Esas, 1987/351 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.03.2014 tarihli ve 2013/10861 Esas, 2014/2823 Karar sayılı ilamıyla "...temyize konu davanın, 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosuna itiraza ilişkin olup; 3373 sayılı Kanunun 5. maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda 28.05.1987 tarihinden itibaren bu davalara bakma görevi kadastro Mahkemelerine ait olduğu, ayrıca, yörede dava tarihinden sonra genel arazi kadastrosu yapılarak davalı taşınmaz hakkında 1 74... ilâ 212 numaralı parsel sayıları ile kadastro tespit tutanakları düzenlendiği anlaşıldığından, 3402 sayılı Kanun'un 5, 27... /2. maddeleri gereğince mülkiyet durumunun belirlenmesi görevinin kadastro Mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş ve bozma sonrası dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...24.01.2023 tarihli bilirkişisi raporuna göre dava konusu edilen parsellerin orman sayılmayan yerlerden oldukları, 1153, 11 54... orman sınır noktaları hattında bulunan 3.322,71 m²lik tescil harici alanda 1955 tarihli hava fotoğrafına göre orman ağaçlarının bulunduğu ve orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği dikkate alınarak bilirkişi raporunda "OR-1 ve OR-2" olarak gösterilen kısımların orman sayılan yerlerden olduğu, dosyanın orman kadastrosuna itiraz niteliğinde olup, zilyetliğe yönelik bir talebin bulunmaması nedeniyle 1 91... parsel sayılı taşınmazlar yönünden sadece orman değerlendirilmesi yapılarak taşınmazlarla ilgili Mahkemenin 2013/317 Esas sayılı dosyada tespit maliki değerlendirmesi yapılacağından tespit hükmü kurulmadığı, 174, 2 12... parsel sayılı taşınmazların sınırlarına ve yüz ölçümlerine yönelik bir itiraz olmadığından tutanaklarının kadastro müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği..." gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyalar yönünden davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu orman sınırlandırmasının iptaline, ... Mahallesinde bulunan 24.01.2023 havale tarihli rapor ve krokilerinde "OR-1" olarak gösterilen 1.338,09 m²lik taşınmaz ve "OR-2" olarak gösterilen 1.984,62 m²lik taşınmazın orman sınırları içine alınmasına, 174, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 2 12... parsel sayılı taşınmazların tespit tarihinden sonra yapılan intikaller ve satış işlemleri baki kalmak kaydıyla kadastro tespiti gibi tescillerine, 1 91... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, 174, 2 12... parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu tutanak asıllarının olağan usullere göre kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme neticesinde karar verildiğini ve dava konusu taşınmazların orman olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman olup olmadığı ve orman olmaması halinde zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığına ilişkindir. 1. Davalı ... Kadastro Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de Kadastro Müdürlüğünün işbu davada pasif husumeti mevcut olmadığından ilgili kurum yönünden pasif husumet yokluğundan ret kararı verilmesi gerekmektedir. 2. Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davanın orman kadastrosuna itiraz olarak açıldığı, ancak dava devam ederken yapılan arazi kadastrosu yapıldığı anlaşılmıştır. Buna göre kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazların malik haneleri boş bırakılarak 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereği Hazinenin taraf haline getirilmesi gerekirken malik hanelerinin sehven doldurulduğu, devamında da intikal ve satışların yapıldığı, buna göre de 3402 sayılı Kanun'un 40. maddesi gereği güncel tapu kayıt malikleri adına tescili gerektiği halde hatalı olarak tespit gibi tescil kararı verilmiştir. Ayrıca dava dilekçesinde belirtilen 11 51... numaralı orman sınır noktaları arasında kalan 1 59... , 9, 10... parsel sayılı taşınmazlar davalı hale getirilerek tutanak asılları getirtilmemiştir. O halde İlk Derece Mahkemesince Hazine ve dava konusu taşınmazların güncel malikleri ile 1 59... , 9, 10... parsellerin kadastro tutanak asılları da davalı hale getirilerek dosya içerisine alındıktan sonra dava konusu tüm taşınmazlarla ilgili yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişisi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (...veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişisi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayanarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, davanın reddi halinde taşınmazların en son güncel tapu malikleri lehine bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir. VI. KARAR Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.